YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2865
KARAR NO : 2023/6854
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’ın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair İstanbul 25. İcra Ceza Mahkemesinin 28/01/2020 tarihli ve 2019/235 esas, 2020/58 sayılı kararı aleyhine … Bakanlığının 20/02/2023 gün ve 94660652-105-34-11150-2022-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/03/2023 gün ve KYB-2023/24055 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29/09/2009 tarihli ve 2009/16.HD-188 Esas, 2009/205 karar sayılı ilamında ”…borcun taksitler halinde ödenmesinin taahhüt edilmesi halinde, ilk taksitin ödenmemesi ile taahhüdü ihlal suçu oluşacak ve borçlunun 3 aya kadar hapsen tazyikine karar verilecektir. Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 16-12 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilk taksitin ödenmemesi üzerine, borçlunun hapsen tazyik ile cezalandırılmasından sonra, bu cezanın infazı sırasında söz konusu taksiti ödemesi halinde tahliye edilecek, ancak sonraki taksiti ödememesi halinde eylemi yeniden yaptırımı gerektirecektir. Ancak, ilk taksitin ödenmemesi üzerine 3 aya kadar hapsen tazyik kararının tamamının infazı halinde takip eden taksitlerin ödenmemesi durumunda artık borçlunun cezalandırılması olanağı kalmayacaktır. Bir başka anlatımla, ilk taksitin ödenmemesi nedeniyle maddede öngörülen cezanın tamamının infazı halinde, yaptırım uygulama olanağı kalmadığından, diğer taksitlerin ödenmemesi ayrıca bir taahhüdü ihlal kabahatini oluşturmayacaktır..” şeklinde belirtildiği üzere;
Sanığın İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2016/41411 Esas sayılı dosyasında, 15/08/2018 tarihinde vermiş olduğu taahhüdü ihlâl etmesi eyleminden dolayı İstanbul 26. İcra Ceza Mahkemesinin 10/10/2019 tarihli ve 2018/459 esas, 2019/394 sayılı kararıyla 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın kesinleşmesini müteakip 12/02/2020 tarihinde infazına başlandığı ve infazın tamamlanarak 11/05/2020 tarihinde tahliye edildiği, sanığın tazyik hapsinin tamamını infaz ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında aynı ödeme taahhüdü nedeniyle yapılan ikinci şikâyet nedeniyle Mahkemesince önceden verilen tazyik hapsi kararının tamamının infaz edildiği gözetilmeksizin, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;
Benzer bir olaya ilişkin Dairemizin 06/10/2020 tarihli ve 2020/5816 Esas, 2020/8142 karar sayılı ilâmında yer alan,”…ödeme taahhüdünü ihlâl suçunda taahhütte bulunan kişinin bizatihi borçlu sıfatını haiz olması gerektiği, üçüncü bir şahsın taahhütte bulunması için borcu icra kefaleti ile yüklenmesi gerektiği cihetle, somut olayda sadece şirketi borçlandırıcı işlem yapma ve temsil yetkisi bulunan sanığın taahhüde konu şirket borcundan dolayı kişisel sorumluluğu bulunmadığı cihetle, atılı suçun yasal unsurları bulunmadığı…” şeklindeki açıklamalara nazaran, sanığın … Petrol Nak. İnş. Gıda İzol. San. ve Tic. A.Ş. isimli şirketin yetkilisi olduğu, borcun üstlenildiğine dair icra kefaleti olmadığı anlaşılmakla, bu konuda kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği husununda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın … Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…