Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/8629 E. 2010/19534 K. 30.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8629
KARAR NO : 2010/19534
KARAR TARİHİ : 30.11.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men’i istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davalı vek. Av. … … geldi. Aleyhine temyiz olunan Davacı vek. Av. … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dilekçesinde; her iki köy arasında hudut teşkil eden, Karaköy deresinden çıkan sular, bugüne değin tabii mecrasında akmakta olup, bu sudan davacı …, hayvanlarını ve tarlalarını sulamada yararlanmakda iken; davalı …, dereye … … suyunu boruya alarak köylerine götürdüğünü; davalı köyün buna hakkının bulunmadığını ileri sürerek, suya vaki müdahalenin men’i ile suyun tabii mecrasına bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ekincik köyünün sağlık koşullarına uygun yeterli içme suyunun bulunmadığını, tamamen köyün kendi imkanlarıyla boşa akmakta olan kaynağın ıslah edilmek suretiyle içme suyu deposuna aktarıldığını; davacı yanın, … ya da öncelik hakkının bulunmadığını, iddiaların asılsız olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “Her iki köyün de içme suyu kaynağı bulunduğu ve yeterli nitelikte olduğu anlaşılmış olup, genel su niteliğinde olan … suyunda öncelikli kullanma hakkının kadimden beri dava konusu suyu kullanan davacı … Köyünde olduğu, davalı köyün ancak bu sudan davacı köyün … hakkını engellememek şartıyla yararlanabileceği; dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere dava konusu suyun karıştığı Bulancak deresinden hayvanlarını ve tarlalarını sulayan davacı köyün … sularının azlığı nedeniyle hayvanlarını ve tarlalarını sulamakta güçlük yaşadığı, zaten … suyunun ancak suların çok olduğu dönemde davacı köye ulaşabildiği; davalı tarafından Bulancak deresine karışan … suyunun köye götürülmesi nedeni ile davacının … kullanma hakkının engellendiği kanaatine varılmakla; davalı … Köyünün su kaynağını köy içme suyu olarak köylerine götürme şeklindeki müdahalesinin men’ine karar vermek gerekmiştir, gerekçesiyle” davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Her ne kadar, mahkemece; her iki köyün de içme suyu kaynağı bulunduğu ve yeterli nitelikte olduğu belirtilmiş ise de; ihtiyaç belirlemede, sadece insan içme suyu ihtiyacının esas alındığı; oysa, köyde çok sayıda hayvan beslendiği anlaşılmaktadır. İhtiyaç belirlemede gelecek yıllardaki nüfus artış durumu da gözetilmelidir. Ayrıca, mevcut su kaynaklarının; içme suyu olarak sağlıklı olup olmadığı da araştırılıp tartışılmalıdır. Öte yandan, dava konusu su … yatağında yakın yerden çıkan … suyu olup, karıştığı dereden her iki köyünde eskiden beri hayvan sulamada ve tarla sulamada yararlandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, kaynaktan alınan suyun tabii mecrasında … dereyi ne derece etkilediği de araştırılmalı, içme suyuna öncelik tanınmak suretiyle, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözecek (gerektiğinde bir su rejmi oluşturularak) hakkaniyete uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 750 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.