Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/16598 E. 2010/18061 K. 04.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16598
KARAR NO : 2010/18061
KARAR TARİHİ : 04.11.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde … … Köyü … mevkiinde bulunan … suyuna vaki müdahalenin ve muarazanın men’i, isale borularının kal’i masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; … ilçesi, … köyü, … Mahallesi, … Mevkii’nde bulunan ve aynı adla bilinen … suyunu kadimden bu yana Hınzıralanı Mahallesi sakinleri olan müvekkileri tarafından içme ve kullanma suyu olarak kullanılmakta iken, davalılar tarafından suyun akış yönü değiştirilerek ve ayrı bir isale hattı ile yayla evlerine götürüldüğünü, dava konusu suyun müvekkil murislerine ait tapu kayıtları kapsamında yer almakta olduğunu, davalıların dava konusu suya ve müvekkilerin … kullanma ve … haklarına vaki müdahale ve muarazaların menine, davalılar tarafından döşenen boruların kaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; dava konusu … suyunun ve … mevkiinin … İlçesine bağlı … Köyü hudutları içerisinde kaldığını bu nedenle mahkemenin yetkisiz olduğunu, dava konusunun miktar itibari ile Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğini, kendi kullandıkları suyun … suyu ile bağlantısınının olmayıp kullandıkları suyun … gelmediğini beyan ederek davanın görev, yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, “dava konusu su kaynağının 19/10/2006 tarihli ilçe … komutanlığınca tanzim edilen tutanak, köy hudutnameleri, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları ile … İlçesi … Köyü idari sınırları içerisinde kaldığının anlaşılması sebebi ile iş bu dava açısından mahkemenin yetkili ve dava konusu su kaynağının keşifte tespit edilen 15.000,00TL’ lik bedeli dikkate alındığında ise mahkemenin görevli olduğu anlaşıldığından görev ve yetki itirazları reddedilerek, davanın esastan kabulüne” karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkeme, bir davada çözümü hakim tarafından bilinmeyen, … veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (HUMK.md.275).
Bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamaz (HUMK.md.286) ise de, itiraz edilmeyen hususlar nazara alınarak hüküm buna göre verilir. Hakimin bilirkişi yerine geçerek kişisel düşünce ve müşahadelerine dayanarak hüküm vermesi mümkün değildir (HGK:2.4.1986,4-847/338).
Gerçeğin açığa çıkması için lüzum görürse tahkikat hakimi veya esas davayı ele alacak mahkeme evvelki veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla tekrar inceleme yaptırabilir (HUMK.md.284).
Keşifte dinlenen … bilirkişi raporunda, dava konusu kaynağın iddia edildiği ve kabul edildiği gibi, davacılara ait … Köyü idari sınırları içerisinde kalmadığını, davalıların beyanı gibi … İlçesine bağlı … Köyü hudutları içerisinde kaldığını belirtmiştir.
O nedenle, bilirkişi raporunu yeterli görmeyen hakimce yeniden bilirkişi raporu alınması gereken halde, bu hususta görevli olmayan zabıta araştırması, tanık beyanı ve mahalli bilirkişi beyanı ile dava konusu suyun davacılar köyü sınırları içinde kaldığının kabulü ve yetki itirazının reddi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Ayrıca kabule göre ise, suyun genel su mu, … su mu olduğu saptanmadan, tanık ve bilirkişilerden davacıların … kullanım şekli sorularak ve tarafların başka kaynaklar varsa onlarda nazara alınmak suretiyle dava konusu suya ihtiyaçları belirlenmeden, jeoloji mühendisi raporuna göre suyun fazlasının boşa aktığı, davalıların ise 15 yıldan beri içme ve kullanma suyu olarak kullandığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile müdahalenin menine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.