YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4505
KARAR NO : 2011/8335
KARAR TARİHİ : 12.05.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.500 TL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 30/07/2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, yıllık kira bedelinin 6,700,00 USD olarak belirlendiğini, davalı şirketin ifa yükümlülüğünün doğmasına rağmen edimlerini yerine getirmemesi üzerine ilamsız icra takibine girişildiğini, 13.400.00 USD kira bedelinin müvekkilinin banka hesabına yatırıldığını ve bilahare ödeme emrine itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı …’nın kira sözleşmesini Zeki Kula’ya vekaleten imzaladığını, hal böyle olunca …’nın takip ve dava yetkisinin bulunmadığını, ayrıca müvekkili şirketin sözleşme hükmüne uygun ödemede bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia sabit görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bir kimse herhangi bir hukuksal işlemi bizzat yada iradi temsilcisi aracılığı ile yapabilir. Fakat icra edilen hukuksal işlem bunu yapan mümessile değil, temsil olunana ait olmak gerekir. Zira yapılan işlemin tarafı, doğrudan doğruya temsil olunan kişidir. Nitekim BK.nun 32. maddesine göre yetkili bir temsilci tarafından diğer bir kimse adına yapılan sözleşmeden doğan haklar ve borçlar doğrudan doğruya temsil edilene geçer. Sözleşmeyi davacı …’nin, dava dışı Zeki Kula’ya vekaleten imzaladığı, dosyada mevcut kira sözleşmesi ve Zeki Kula’nın davacıya verdiği vekaletname içeriğinden anlaşılmasına göre, kira sözleşmesinin hüküm ve sonuçlarının temsil olunanın hukuk alanında meydana geldiğinin kabulü ve böylece davacının husumet ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekir.
Mahkemece vekil tarafından kendisi adına açılan davanın reddi gerekirken yukarıdaki ilkelere aykırı olarak ve vekilin sözleşmenin tarafı olduğuna dair yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin ödediği temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.