YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11314
KARAR NO : 2023/4902
KARAR TARİHİ : 09.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/203 E., 2016/84 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tire 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/203 Esas, 2016/84 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.11.2020 tarihli ve 2016/228737 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan vekilinin temyiz isteği;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine,İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. “Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartının, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesi olduğu, gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanması suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkûmiyetinin, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimalî kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olması gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği, o halde ceza muhakemesinde mahkûmiyetin, büyük veya küçük bir ihtimale değil, her türlü şüpheden uzak bir kesinliğe dayanmasının gerektiği, adli hataların önüne geçilebilmesinin başka bir yolunun da bulunmadığı açıktır. Bu açıklamalar ışığında her ne kadar sanıklar hakkında 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından kamu davası açılmış ise de, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırmayı gerektirecek her türlü şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı, sanıkların üzerlerine atılı suçlamaları kabûl etmedikleri, sanık …’ın savunmasında arazinin kendisine ait olduğunu, yeri kazmaları için kepçe operatörü olan ve daha önceden tanımadığı … ve …’ı olay yerine getirdiğini, söz konusu araziyi incir bahçesi seviyesinde ayarlamak için derin kazı yaptıklarını beyan ettiği, sanıklar … ve …’ın savunmalarında, …’ı daha önceden tanımadıkarını, patronları tarafından kazı yapılması için söz konusu araziye gönderildiklerini, …’in kendilerinden incir ağaçlarının seviyesini belirlemelerini ve arazideki taşların kırılacağını ve arazinin sınırına koyulacağını, taşlardan oluşan boşluğa ise çalı çırpı konulup toprakla üzeri örtülerek buranın tarım arazisi haline getirileceğini söylediğini, taşlık ve kayalıkları iş makineleri ile aldıklarını, hiçbir şekilde akıllarına kazı yapıldığına dâir bir şüphe gelmediğini, … tarafından da böyle bir kontrolün yapılmadığını beyan ettikleri, sanıkların savunmalarının aksine dosyada kuşku sınırlarını aşan başkaca bir delilin de bulunmadığı, sanıkların üzerlerine suçları işledikleri hususunun somut olayda şüpheli kaldığı anlaşıldığından sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ” denilmektedir.
2. Sanık … savunmasında; “Ben bu konuda daha önce soruşturma aşamasında ifade vermiştim, o ifademi aynen tekrar ediyorum, derin kazı yapmamızın sebebi araziye incir bahçesi seviyesinde ayarlamaktı, bu yer sit alanı değildir, kendime aittir, bu yüzden kimseden izin almadım, … ve … ‘ın kepçe operatörü oldukları için yeri kazmaları için ben getirdim, onların da tarihi eser bulma ve define gibi bir amaçları yoktu, suç işleme kastım yoktur, beraatimi isterim.” demiştir.
3. Sanık … savunmasında; “Ben bu konuda daha önce soruşturma aşamasında ifade vermiştim, o ifademi aynen tekrar ediyorum, ben diğer sanıklardan …’i ve …’ı tanımam, patronumuz …’ın bana haber vermesi üzerine olay yerine gittik, burada … bize arazideki taşların temizlenerek buranın tarım alanı haline getirileceğini söyledi, benim iş makinem küçük geldiği için daha sonradan …’ın kullandığı iş makinesi geldi, biz de bu yeri temizledik, taşlık ve kayalıkları bu iş makineleri ile aldık, hiçbir şekilde aklımıza kazı yapıldığına dair bir şüphe gelmedi, çünkü bu yer etraftan da görülebilecek bir yerdir, … ‘in kendisi de bize bu şeyden bahsetmedi, ben kazı arandığını düşünlüyorum, zaten … tarafından böyle bir kontrol de yapılmadı, ayrıca incir ağaçlarının seviyesini belirlememiz de … tarafından bize söylenmiştir.” demiştir.
4. Sanık … savunmasında; “Ben bu konuda daha önce soruşturma aşamasında ifade vermiştim, o ifademi aynen tekrar ediyorum, ben diğer sanıklardan …’i ve …’yı tanımam, diğer iş makinesi küçük olduğundan patronum tarafından söylenmesi üzerine olay yerine ben gittim, … bana diğer iş makinesinin kırıcısı olmadığını bu sebeple beni çağırdığını söyledi, buradaki taşların kırılacağını ve arazinin sınırına koyulacağını taşlardan oluşan boşluğa ise çalı çırpı konulup toprakla üzeri örtülerek buranın tarım arazisi haline getirileceğini söyledi, söz konusu yer dışarıdan görülebilecek bir yerdir, herhangi bir kazı yapılacağına dair izlenim almadık, bu şekilde şüpheye kapılmadık, ayrıca incir ağaçlarının seviyesini belirlememiz de … tarafından bize söylenmiştir, suçsuzum, beraatimi isterim.” demiştir.
5. Müze Müdürlüğü raporunda, dava konusu yerin sit alanı olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Olay günü saat 15.00 sıralarında kaçak kazı yapıldığı yönündeki ihbar üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, kazı yapılan yerin orman vasfını yitirmiş arazi olduğu, 13 m derinliğinde, 30 m genişliğinde kazı çalışması yapıldığı ve çalışmaya devam edildiği, iş makinesinin birinin sanık … tarafından kullanıldığı, paletli iş makinesinin sanık … tarafından kullanıldığının tespit edildiği, sanıkların aşamalardaki beyanlarında üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, sanık …’in savunmasında, dava konusu yerin sit alanı olmadığını kendisine ait olduğunu, derin kazı yapma sebeplerinin araziyi incir bahçesi seviyesinde ayarlamak olduğunu, … ve … kepçe operatörü oldukları için yeri kazmaları için bu kişileri kendisinin getirdiğini beyan ettiği, sanıklar … ve …’ın da savunmalarında, taşların kırılacağını ve arazinin sınırına koyulacağını taşlardan oluşan boşluğa ise çalı çırpı konulup toprakla üzeri örtülerek buranın tarım arazisi haline getirileceğinin söylendiğini, söz konusu yerin dışarıdan görülebilecek bir yer olduğunu, herhangi bir kazı yapılacağına dair izlenim almadıklarını, ayrıca …’in kendilerinden incir ağaçlarının seviyesini belirlemelerini de istediğini beyan ettikleri dosya kapsamında, sanıkların kültür varlığı bulmak amacıyla kazı yaptıklarına, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair, savunmalarının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanıkların beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Gerekçeli karar başlığında “14.10.2014” olan suç tarihinin gösterilmemesi mahallinde düzeltilebilir nitelikte olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerleTire 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/203 Esas, 2016/84 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.