Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/16460 E. 2010/19365 K. 29.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16460
KARAR NO : 2010/19365
KARAR TARİHİ : 29.11.2010

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili Örfi ile davalı …’nin 12.10.2004 tarihinde verilen kararla boşandıklarını ve davalı … için aylık 150 TL yoksulluk nafakasına, davalı … için ise aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini; evli ve bir çocuk sahibi olan müvekkilinin emekli olduğunu, almakta olduğu maaşın, emekli olabilmek için çektiği kredinin taksitleri ile nafakaları ödemeye yetmediğini, davacı …’nin ise babasından kalan arsayı kat karşılığı müteahhide vererek üç adet daire sahibi olduğunu, halen iki daireden kira geliri elde ettiğini, davalı …’in ise … olduğunu iddia ederek; iştirak ve yoksulluk nafakalarının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı … cevap dilekçesi ile; babasından kalan arsayı müteahhide vererek üç adet daire sahibi olduğunu, bu dairelerden birinde oturduğunu, diğer ikisini kiraya verdiğini ancak kiracılarına borçlu olduğu için ancak bir daireden 250 TL kira aldığını, diğer daireden ise kira almadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ise, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; … olduğu anlaşılan davalı … hakkında açılan davanın kabulü ile iştirak nafakasının kaldırılmasına, diğer davalı … hakkında açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK nun 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Davacı, yukarıdaki yasa hükmü gereğince; davalı …’nin yoksulluğunun son bulduğu iddiasıyla nafakanın kaldırılmasını istemektedir. Bu durumda, öncelikle yoksulluk kavramı üzerinde durmak gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da belirtildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Somut olayda, ev hanımı olup boşanma davası ile kendisine aylık 150 TL yoksulluk nafakası bağlanan davalı …’nin, miras yoluyla intikal ettiği taşınmazda tasarrufta bulunarak üç adet daire sahibi olduğu, bu dairelerin iki âdetinin kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, davalının boşanma sonucu oluşan yoksulluk halinin ortadan kalktığı bir gerçektir.
Şu halde mahkemece, dava tarihindeki şartlara göre; davalının yoksulluğunun ortadan kalktığı gözetilerek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına yönelik davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.