YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3642
KARAR NO : 2023/4732
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/744 E 2015/802 K
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2014/744 Esas, 2015/802 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 2863 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
1-Verilen kararın haksız olduğu,
2-Hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin.
Katılan vekilinin temyiz isteği;
Katılan lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkin.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel mahkemenin kabulü; “İncelenen tüm dosya kapsamından, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, sanığın atılı suç nedeniyle kendisini cezalandırılmaktan kurtarmaya yönelik soyut ve nedensellikten uzak beyanına itibar edilmeyerek tanık beyanları ve dosya içerisinde bulunan tutanaklar göz önünde bulundurularak sanığın olay günü mavi renkli bir traktör ve kepçe ile römorku ile birlikte Kumlu Tepeler mevkiine gittiği, buradan Kültür Varlığı niteliğindeki ve bilirkişi raporuna göre Roma İmparatorluğu dönemine ait mermer taşı kazarak çıkardığı, jandarma ekipleri tarafından yapılan fotoğraflama ile bu durumun ayrıca bir keşif yapılmasını gerektirmeyecek kadar net bir şekilde ortaya konulduğu, sanığın taşı çıkarıp aracı ile götürürken genel ihbar üzerine yakalandığı, sanığın böylelikle üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından sanığın eylemine uyan 2863 sayılı Kanun’un 74/1-1.cümlesi uyarınca, sanığın kişiliği, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suçun işlenilmesinde kullanılan araçlar, sanığın kastının yoğunluğu göz önünde bulundurularak sanıkların takdiren ve alt sınırdan hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın yargılama sürecindeki mahkememize karşı saygılı tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak sanık hakkında tayin olunan cezadan TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır. Sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği anlaşıldığından CMK’nın 231/8-son cümlesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kanaatine varılmıştır. Sanığın yargılama sürecinde pişmanlığı olduğuna dair Mahkememizde sanık lehine kanaat oluşmadığından sanık hakkında TCK’nın 51 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. “
B. Sanık savunmasında; “olay günü ben motorsikletimle geziyordum, daha sonra ben yolda giderken taşı gördüm, yanına gittim, şekiller görünce bu taşı süs amacı ile evimin girişine süs olarak koymak istedim, daha sonra eve geri döndüm, traktörüm ve arkasında kepçe ve römorku takarak taşın yanına geldim, toprak üzerindeki taşı römorka koyarak yola çıktım, Beyobaya yaklaştığımda tanıdıklarımdan biri telefon açtı, beni jandarmaya ihbar ettiklerini söyledi, bende taşı yolun kenarına bırakıp yoluma devam ettim, daha sonra jandarmalar beni durdurdu, geldiğim yolu jandarmalarla birlikte takip ettik, taşı buldular, taşı buraya bıraktığımı itiraf edince işlem yapacaklarını söylediler, ben ben kesinlikle kazı işi yapmadım, o taş zaten yolun üzerindeydi, suçsuzum beraatimi isterim, dedi.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
20.04.2014 tarihinde telefon ile yapılan ihbar ile; Akhisar ilçesi, … Mahallesi, … Mevkiinde mavi renkli traktörün arkasında kepçe ve römorku takılı olduğu halde tarihi eser kalıntılarının bulunduğu kumlu tepeler mevkiinde çalışma yaptığını, muhtemelen toprak üstünde görünen bir taşı yükleyeceğini beyan etmesi üzerine kolluk görevlilerince olay yerine hareket edildiği, ihbarcının yeniden araması ve aracın hareket ettiğini beyan etmesi üzerine yol kontrolü yapıldığı ve suça konu araca benzer özellikteki traktörün durdurulduğu, traktör sürücüsünün sanık olduğu, sanığın arazide işlerinin olduğunu ve halledip geldiğini beyan ettiği, römork ve kepçe üzerine bakıldığında yakın zamanda büyük bir taşın kepçe yardımı ile römorka yüklenmiş olduğuna dair yeni taş sürtünme izlerinin olduğu, bunun üzerine sanığın taşı yol üzerinde bırakmış olabileceğinin değerlendirilmesi üzerine sanığın geldiği istikamete doğru gidilerek yapılan yol kontrolünde traktörün durdurulduğu yerin 1200 metre kadar ilerisinde yolun kenarına bırakılmış bir adet üzerinde motifler bulunan taş bloğa rastlandığının görülmesi üzerine sanığın taşı kendisinin kumlu tepeler mevkiinden getirdiğini, yolda bir arkadaşının kendisini arayarak jandarmaya ihbar edildiğini bildirmesi üzerine talı yola bıraktığını beyan ettiği olayda; 22.04.2014 tarihli raporda eserin alındığı yerde yapılan inceleme neticesinde yüzey seviyesinde bulunduğunun, eserin üzerindeki yosun ve güneş izleri ve basit modern yazılarda eserin uzun zamandır aynı seviyede bulunduğunu gösterdiğini belirtmesi, sanığın savunmalarında yolda giderken suça konu taşı gördüğünü ve traktöre yüklediğini beyan etmesi, mahkeme huzurunda dinlenen tutanak mümzinin beyanında taşın kuru bir halde bulunduğunu kazılarak çıkartılması durumunda yaş olması gerektiğini beyan etmesi dikkate alındığında suça konu alanın sanık tarafından kazıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre;
1.Sanığın adli sicil kaydında görüne hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilamların sanık hakkında yeniden Ceza Muhakemeleri Kanunu 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına engel teşkil etmediği halde mahkemece denetim süresinde yeniden suç işlediğinden bahisle sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2.Anayasa Mahkemesinin, Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmemesi,
3.Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2014/744 Esas, 2015/802 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.