Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/15590 E. 2010/18311 K. 08.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15590
KARAR NO : 2010/18311
KARAR TARİHİ : 08.11.2010

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; kronik şizofreni hastası olan davacı …’nin kısıtlandığını ve bakımının … olarak atanan babası … tarafından karşılanmaya çalışıldığını, ancak … geliri emekli maaşı olan velinin kendi geçimini dahi temin edemediğini, davalıların ise anneleri olan davacıya maddi ve manevi yardımda bulunmadıklarını belirterek ekonomik durumu iyi olmayan davacı için aylık 300 YTL yardım nafakasının davalıları … ve …’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen davada ise; aynı vakıalara dayanarak aylık 300 TL yardım nafakasının davacının kızı olan davalı …’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden özürlü maaşı ve bakım ücreti … davacı …’nin yoksulluğa düşmeyeceği gerekçesi davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’ nun 364. maddesine göre; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”
Yine aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında ; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 …, 1998/656 E. 688 K. sayılı ilamında da; “…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ( eğitim ) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların” yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Davacı …, akıl hastası olması nedeniyle kendi işlerini görmekten aciz olup, bakımı kardeşi Gülfidan tarafından yapılmaktadır. Hastalığı nedeniyle kısıtlanan davacıya, birlikte ikamet ettiği babası … … tayin edilmiş ve 2022 sayılı yasa gereğince aylık 200 TL özürlü maaşı bağlanmıştır. Mahkemece, rahatsızlığı nedeniyle davacıya, özürlü maaşının yanında ayrıca bakım ücreti ödendiği belirtilmiş ise de bu belirleme yerinde değildir. Zira, Bakıma Muhtaç Özürlülerin Tespit ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 12/ç maddesi gereğince; bakım hizmeti ücreti, davacıya bakan kardeşi Gülfidan’a hizmeti gereği ödenmektedir. Dosyada mevcut olan İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün cevabi yazısı da bu olguyu teyit etmektedir.
O halde, günün ekonomik koşulları da dikkate alındığında yardıma muhtaç hale geldiği açık olan davacı tarafın geçimi için gerekli, davalıların geliri ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile istemin tümüyle reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.