YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18412
KARAR NO : 2010/18212
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada davalının, evlilik birliği gereklerini yerine getirmediği ileri sürülerek tedbir nafakası istenilmiş; mahkemece, eş için istemin reddine çocuk için kısmen kabulüne dair verilen ilk karar davacı tarafından temyiz edilmiş, temyiz üzerine Dairemizin 8.10.2009 … ve 13881 E., 15286 K.sayılı ilamı ile özetle davacı eşin ayrı yaşamada haklı olduğu , bu nedenle eş yönünden tedbir nafakası isteminin tümüyle reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, bozma üzerine yerel mahkeme, bozmaya uyulup uyulmaması yönünde bir karar vermeden, evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkemenin taraflardan herhangi birinin yerleşim yeri (TMK.md.201) olduğu, işbu davanın taraflarının davanın açıldığı … İlçesinde ikamet etmediği gerekçesiyle görevsizlik şeklinde dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Oysa, Yargıtay’ın bozma kararı üzerine dava dosyası kendisine gönderilen mahkeme, karar düzeltme yolu kapalı olduğundan (HUMK.md.440) kendiliğinden tarafları duruşmaya davet … dinlendikten sonra, öncelikle bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar vermesi gerekir (HUMK.md.429/II). Mahkemece bozma kararına uyulup uyulmaması yönünde karar verilmeden görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Diğer taraftan uyuşmazlık, TMK’nun 195 ve devamı maddeleri kapsamında ayrı yaşamada haklılık olgusuna dayalı tedbir nafakası olup, görevli mahkeme aile mahkemesidir. Dava aile mahkemesinde açıldığı halde görevsizlik kararı verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, tedbir nafakası istemine ilişkin dava, taraflardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir ise de bu kural kamu düzenine ilişkin bulunmamaktadır. Dolayısı ile mahkemece bu husus re’sen gözetilerek yetkisizlik kararı verilemez. Somut olayda da davalının yetki itirazı olmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
Ayrıca mahkemenin, esas itibariyle hem görevli ve hem de yetkili olduğu halde, yetkisizlik gerekçesiyle görevsizlik yönünde çelişkili (HUMK.md.388/son) karar vermesi usule uygun bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.