YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5075
KARAR NO : 2011/8570
KARAR TARİHİ : 23.05.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 7.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüyle 4.000 TL tazminatın davalıdan tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacıya küfrederek onur ve saygınlığını zedeleyen davalıdan 7.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi istenilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüyle 4.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 73.maddesi hükmüne göre; mahkeme tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap namına kendisine tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirisinin adreste bulunmamaları veya tebellüğden imtina etmeleri durumunda yapılacak işlemler, uygulanacak tebliğ usulü, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21 ve Tebligat Tüzüğünün 28.maddesinde düzenlenmiştir. Tebligat Kanununun 21.maddesinde, “kendisine tebligat yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirisi gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse (kaçınırsa) tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve teslim edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırılmakla beraber adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici ve kapıcıya bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır” hükmüne yer verilmiştir.
Tebligat Tüzüğünün 28.maddesinin 1.fıkrasında da, “muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinme halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir” denilmiştir.
Somut olayda; davalıya çıkartılan dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye parçasında, haber bırakılan komşunun imzası bulunmadığı gibi, imzadan imtina edip etmediği hususu da belirtilmemiştir. Dolayısıyla yapılan tebligat, yukarıda açıklanan Tebligat Kanunun 21.maddesi ile Tebligat Tüzüğünün 28.maddesine aykırı olup, usulsüzdür. Mahkemece, davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan, davadan haberdar edilip, savunma hakkı tanınmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.