Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/15187 E. 2010/18301 K. 08.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15187
KARAR NO : 2010/18301
KARAR TARİHİ : 08.11.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 1.600 TL maddi, 2500 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulüne, davalılar … ve … haklarındaki davanın ise reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dilekçesinde; … olmayan davalı …’ın kullandığı ve diğer davalı …’ya ait olan motosiklet ile davacıya çarptığını, kaza sonrasında yaralanan davacının 20 … işine gidememesi nedeniyle çalışmakta olduğu işyerinden gündeliğini alamadığını, diğer davalı …’nin ise davalı …’ın velisi ve aile reisi olarak zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 1.600 TL maddi, 2.500 TL manevi olmak üzere toplam 4.100 TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; kısa kararda “Davanın kısmen kabulü ile davalıdan 400 TL maddi, 400 TL manevi olmak üzere 800 TL tazminatın alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda “Davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 400 TL maddi, 400 TL manevi olmak üzere 800 TL tazminatın alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalılar … ve … haklarındaki davanın ise reddine” denilmiştir.
Görüldüğü üzere kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki bulunmaktadır.
10.4.1992 … ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.