Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/2026 E. 2023/4532 K. 30.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2026
KARAR NO : 2023/4532
KARAR TARİHİ : 30.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/468 E., 2015/783 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tokat 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2015/468 Esas 2015/783 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.02.2021 tarihli “sanığın katılanları sürekli aramak suretiyle atılı suçu işlediğinin iddia olunması karşısında, sanığın geçmişteki aramalarına ilişkin bilgi ve belgeler ile açılmış olan kamu davalarına ilişkin dosyaların araştırılarak getirtilip incelenmesi, karar verilmiş ve kesinleşmiş ise aslı ya da onaylı örneklerinin dosya içerisine konulması, derdest ise birleştirilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve sübut açısından beyanı esasa müessir olan ve kamu davasının katılanı konumundaki, CMK’nın 235/4 maddesi ve yüz yüzelik ilkesi uyarınca ve sübut yönünden beyanının alınması gereken …’ın dinlenilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine tevdi edilmiştir.

3. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01.02.2023 tarihli ve 2021/10127 Esas, 2023/1934 Karar sayılı kararı ile dosya Dairemize gönderilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz isteği; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın kullanmakta olduğu cep telefonu hattından şikayetçiler Taliha ile İbrahim Necmettin’in kullanmakta oldukları cep telefonu hatlarını birden fazla aradığı iddiası ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Mahkemece; taraflar arasında bir anlaşmazlık olduğu, karşılıklı olarak birbirlerini suçlamalarının bulunduğu, sanık katılanlardan alacaklı olduğunu, bu nedenle olay tarihlerinde alacağını istemek için aramalar yaptığını söylediğini, katılan …’inde bu durumu doğrulayarak sanığın aradığında kendisine ”paramı getirin” dediğini beyan ettiğini, atılı suçun yasal unsurlarından biri de huzur ve sükunu bozma kastı olduğunu, somut olayda bu kasta yönelik kesin, somut deliller olmadığını, sanığın amacının iddia ettiği borcu istemek olduğunun beyanlarla sabit olduğu, üç defa ve farklı günlerde arama yapmış olması da bu durumu ortaya koyduğu, dolayısıyla tüm bu durumlar gözetilerek sanığın iddia ettiği alacağını tahsil amacıyla bu aramaları yaptığı, suç kastı ile hareket etmediği anlaşıldığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçesiyle, CMK’nın 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

3. Sanık soruşturmanın başından beri atılı suçlamayı reddetmişlerdir.

4. Katılanlar sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını talep etmiştir.

IV. GEREKÇE
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma ya da aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerinin bir kez yapılmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması, süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükûnunu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.

Somut olayda, sanığın katılanları birden fazla aramak suretiyle rahatsız ettiği iddiası ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan kamu davasının açıldığı, mahkemece “sanığın katılanlardan alacaklı olduğunu, bu nedenle olay tarihlerinde alacağını istemek için aramalar yaptığını söylediği, katılan …’inde bu durumu doğrulayarak sanığın aradığında kendisine ”paramı getirin” dediğini beyan ettiği” hususu beraat gerekçesi olarak gösterilmiş ise de katılan … 24.11.2015 tarihinde alınan beyanında “Sanık suç tarihinde bizi arayarak benim paramı getirin dedi. Ancak bizim ona herhangi bir borcumuz yoktu. Sanık bizi takıntı haline getirdi ve psikolojimizi bozdu…” şeklindeki beyanı, dosya kapsamında yer alan iddianame ve karar örneklerine göre sanık ile müşteki … hakaret, tehdit, cinsel taciz suçlarından açılan kamu davalarının da bulunduğu ve müşteki …’ın beyanı alınmadan hüküm kurulduğu anlaşılmakla; sanık hakkında katılanlara yönelik eylemleri nedeniyle açılmış olan kamu davalarına ilişkin dosyaların akıbetlerinin araştırılıp denetime elverişli olacak şekilde aslı ya da onaylı örneklerinin dosya içerisine konularak tüm deliller toplandıktan sonra sanığın katılanların huzur ve sükunu bozma kastıyla hareket edip etmediğinin, suçun unsuru olan ısrar ögesinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin sanığa yüklenen eylemlerin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturup oluşturmadığının 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi gereğince hükme esas alınan deliller ile hangi beyana neden itibar edildiğinin karar yerinde açıklanıp tartışılmadan ve müşteki …’ın usulünce dinlenmesi CMK’nın 235/4. ve 210/1. madde ve fıkraları uyarınca zorunlu olmasına karşın, ceza yargılamasının “doğrudanlık ve yüzyüzelik” ilkelerine aykırı biçimde, müşteki de dinlenmeden, eksik kovuşturma ile beraat kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Tokat 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 2015/468 Esas 2015/783 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.10.2023 tarihinde karar verildi.