Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/4347 E. 2013/24799 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4347
KARAR NO : 2013/24799
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

İmar kirliliğine neden olma suçundan sanıklar … ve … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17/10/2008 … ve 2007/276 esas, 2008/599 karar sayılı hükmün sanıklar tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 06/11/2012 … ve 2011/20819 esas, 2012/23281 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Ruhsatsız inşaatın bulunduğu yerin, belediye sınırları içinde kalıp kalmadığı, kalmaması halinde de … imar rejimine tabi yerlerden olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanıklar … ve …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/01/2013 … ve 2011/292801 sayılı yazısı ile;
“Sanıklar hakkında yerel mahkeme tarafından kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Zira 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun geçici 2. maddesi “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve … ilinde, il mülkî sınırıdır. Diğer büyükşehir belediyelerinde, mevcut valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülkî sınırları içinde kalmak şartıyla, nüfusu birmilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı yirmi kilometre, nüfusu birmilyondan ikimilyona kadar olan büyükşehirlerde yarıçapı otuz kilometre, nüfusu ikimilyondan fazla olan büyükşehirlerde yarıçapı elli kilometre olan dairenin sınırı büyükşehir belediyesinin sınırını oluşturur.” şeklindedir. Bu nedenle suça konu yerin belediye sınırları dahilinde olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun açıkça düzenlemiş olduğu bir konunun araştırılması için hükmün bozulmasına karar veren Yüksek Daire’nin kararı yerinde görülmediğinden sair yönleri de yerinde görülen yerel mahkeme hükmünün onanması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- İtirazımızın KABULÜNE,
2- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 06/11/2012 … ve 2011/20819 esas, 2012/23281 karar sayılı BOZMA İlamının KALDIRILMASINA,
3- Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.10.2008 tarih, 2007/276 esas, 2008/599 karar sayılı hükmünün, yukarıda belirtilen düşünceye göre ONANMASINA,
4-Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK’nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine,
Karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:

II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
23/07/2004 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 5216 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinde “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; büyükşehir belediye sınırları, İstanbul ve … ilinde, il mülkî sınırıdır….” hükümlerine yer verilmiş olması nedeniyle, suça konu inşaatın yapıldığı yerin belediye sınırlarında yer aldığı anlaşılmakla,
Dairemizce verilen 06/11/2012 … ve 2011/20819 esas, 2012/23281 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17/10/2008 … ve 2007/276 esas, 2008/599 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Sanıklara yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık … müdafii ile sanık …’ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.