YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4617
KARAR NO : 2023/5013
KARAR TARİHİ : 15.11.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/903 E., 2023/1038 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanığın hükmün onanması istemi yönünden; sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde 02.04.2023 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla gönderdiği “Cezamın onaylanması” konulu 01.08.2023 tarihli dilekçe ile cezasının onanmasına karar verilmesini talep etmiş olması ve aynı dilekçede temyiz isteminden vazgeçtiğine dair bir ifadesinin bulunmaması karşısında, sanığın hükmün onanmasından ibaret isteminin temyizden vazgeçme niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2022/462 Esas, 2023/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 27.03.2023 tarihli ve 2023/903 Esas, 2023/1038 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 29.05.2023 tarihli ve 2023/59060 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanığın sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne ve re’sen gözetilecek diğer nedenlerle usûl ve yasaya aykırı şekilde kurulan hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; tanıkların dinlenilmesi, keşif yapılması, dosyaya eklenen yeni deliller kapsamında kusur durumuna ilişkin yeniden rapor alınması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasına neden olacak şekilde eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulduğuna, temel cezanın üst sınıra yakın bir biçimde belirlenmesinin isabetsiz olduğuna, bilinçli taksir oluşturan hâlin güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olarak … kullanmaktan ibaret olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dosya içeriğine uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle üst sınırdan (1/2) oranında artırım yapılarak, sanığa fazla ceza hükmedildiğine, sanık hakkında yanılgılı değerlendirmeye ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmadığına ve re’sen gözetilecek diğer nedenlerle hükmün sanık lehine bozulması ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince, 22.07.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 22.07.2022 tarihli olay yeri inceleme raporu ve rapora ekli olay yeri basit krokisi, Kumluca İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Grup Amirliği tarafından hazırlanan 28.07.2022 tarihli uzmanlık raporu, kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrasına ilişkin Finike İlçe Emniyet Müdürlüğü Kent Güvenliği Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarınca kaydedilen görüntülerin çözümüne ilişkin 22.07.2022 tarihli kamera inceleme tutanağı, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik genel adlî muayene raporu ile tıbbî laboratuvar tetkik sonuç raporu, ölen yayaların ölüm sebeplerinin tespitine ilişkin 21.07.2022 tarihli olay yeri ve ölü muayene tutanağı ile Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin otopsi raporları, kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 15.12.2022 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Sanık sürücü …’un, yönetimindeki Volkswagen marka 2006 model otomobil ile 21.07.2022 tarihinde saat 21.28 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatmanın yanmadığı ve azami hız limitinin trafik kazası tespit tutanağına göre 70 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, bölünmüş, toplam 7 metre genişliğindeki iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı Akdeniz Bulvarı üzerinde, ön yolcu koltuğunda oturan arkadaşı … ve arka yolcu koltuğunda oturan arkadaşı … ile birlikte beyanına göre 100 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, yaya geçidi levhasını geçtikten 5 metre sonra, gidiş istikametine göre yolun solundan sağına yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan ve orta şerit çizgisine gelen yayalar …, … ve …’ye, aracının ön kısımlarıyla zeminde 4,2 metre fren izi bırakarak yaya geçidi üzerinde çarpması sonucu adı geçen üç yayanın olay yerinde öldükleri, kazanın akabinde ölen yayaların çarpma noktasına olan mesafelerinin 36 metre, ön kısmı hasarlı Volkswagen marka otomobilin son konum itibarıyla çarpma noktasına uzaklığının 76 metre olarak ölçüldüğü, sanığın aynı gün saat 22.40’da alkolmetre ile yapılan ölçüme göre 1,73 promil ve 22.41’de alınan numuneye göre 1,626 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, sanığın, sürücü belgesinin mevcut olmadığının tespit edildiği, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
2. Katılanlar …., ….; sanıktan şikâyetçi olduklarını beyan etmiş olup, ölen …’nin çocuğu olan şikâyetçi Yasemin’in, ölen …’nın çocukları olan şikâyetçiler … ve … ile kardeşi olan şikâyetçi …’nin, ölen …’nin çocukları olan şikâyetçiler … ve … ile kardeşi olan şikâyetçi …’ın 31.01.2023 tarihli duruşmada taleplerine uygun olarak davaya katılmalarına karar verilmiştir.
3. Sanık sürücü …; “… Olay tarihinde arkadaşlarımla birlikte Hasyurt sahilinde 3-4 tane bira içtik. Daha sonra arkadaşlarımı Finike’ye bırakmak üzere Hasyurt’tan Finike istikametine doğru sevk ve idaremdeki … araçla 2 arkadaşımla birlikte yola çıktım. Hızım 90-100 km civarıydı. Meskul mahalde hız sınırının 50 km olduğunu biliyorum. Hızlı kullandığım için pişmanım. Saat 21:30 civarında hava kararmıştı. 100 metre ileride trafik ışıkları ve kavşak vardı. Trafik ışıklarına gözüm takıldığı için öncesinde yaya geçidi olduğunu düşünmedim ayrıca yaya geçidi çizgileri silindiği için göremedim. Herhangi bir aydınlatma da bulunmamaktaydı. Ayrıca bir otobüs sağ tarafta yolcu alıyordu. Otobüsün ön kısmından yayalar yaya geçidinden karşıya geçiyormuş. Ben yayalara çarpana kadar bu durumu fark etmedim. Otobüs de görüş açımı engelledi. 4-5 kişi aniden yola çıktı. Şahısları fark etmemle frene basmam bir oldu. Olay yerinden kaçmadım. Bu olay nedeniyle çok üzgün ve pişmanım… Ben yayalara çarptıktan sonra birisi beni oradan uzaklaştırdı, kaçmadım. Benim tek suçum hız sınırlarını aşmaktır. Alkollüydüm ancak bilincim yerindeydi. Yolda seyir halindeyken herhangi bir trafik uyarı levhasına rastlamadım. Alkollüydüm ancak bilincim yerindeydi. Hızlı olmasaydım bu kaza gerçekleşmeyecekti… Tarihini hatırlamamakla birlikte hakkımda daha önceden alkollü … kullanmaktan idari işlem uygulandı ve stajyer ehliyetime tamamen el konuldu. Kaza anında geçerli bir ehliyetim bulunmamaktaydı. Benim tiktok’ta ismini tam olarak hatırlamadığım bir hesabım bulunmaktadır. … kullanırken video çekip paylaştığım oldu mu hatırlamıyorum…” şeklinde savunmada bulunarak, üzerine atılı suçlamayı savunmasında açıkladığı hâliyle kabul etmiştir.
4. Kusur durumuna ilişkin olarak;
a) 22.07.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Yayalara ilk geçiş hakkı verilmesi” başlıklı 74 üncü maddesindeki “Sürücüler, görevli bir kişi veya ışıklı trafik işareti bulunmayan ancak trafik işareti veya levhalarıyla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya veya okul geçitlerine yaklaşırken yavaşlamak, varsa buralardan geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkını vermek zorundadırlar.” kuralını ihlâl ettiği, ölen yayaların ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurlarının bulunmadığı,
b) Kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 15.12.2022 tarihli raporunda; sanığın, sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahal bölünmüş yolda seyri sırasında yaya geçidi levhasını ve yaya önceliğini belirten yer işaretlemelerini dikkate alarak, mevcut olan yaya geçidine yaklaştığında yaya geçidinden geçmekte olan ya da geçmeye hazırlanan yayalara geçiş önceliği vermek üzere aracının hızını her an güvenli bir şekilde durabilecek biçimde azaltması gerekirken, bu hususa riayet etmemesi nedeniyle mahal şartlarının üzerinde hızla gelerek, kurallara uygun bir şekilde yaya geçidi üzerinden karşıya geçmeye çalışan yayalara ilk geçiş hakkını vermeyip, yaya geçidi üzerinde aracının ön kısmıyla çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketi ile asli kusurlu olduğu, ölen yayaların ise olayın oluşumunda herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, Belirtilmiştir.
5. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 15.12.2022 tarihli raporuna itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, ayrıca, kaza anında güvenli sürüş yeteneğini olumsuz olarak etkileyecek ölçüde alkollü olmasına rağmen yönetimindeki aracı yasal hız sınırının çok üzerinde süratlice süren ehliyetsiz sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, üç kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
6. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, “Suçun işleniş şekli, sanığın taksire dayalı kusurunun yoğunluğu ve meydana gelen sonucun ağırlığı” biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 9 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada “bilinçli taksir teşkil eden birden fazla hareketinin bulunması” biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/2) oranında artırım yapılarak, sonuç ceza 13 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, “Sanığın pişmanlığına yönelik mahkememizde olumlu bir gözlem ve vicdani kanaat hasıl olmadığından” biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır.
7. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 22 yaşını doldurduğu ve daha önce alkollü olarak … kullanmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, “… Trafiğe açık alanda … kullanma yeterliliğine dair sürücü belgesi bulunmayan, 19/01/2020 tarihinde alkollü halde iken … kullanarak tek taraflı maddi hasarlı kaza yaptığı için trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan yapılan soruşturma sonucunda hakkında kamu davasının ertelenmesine dair karar verilen, olay tarihinde de yaklaşık olarak 1,78 promil oranında alkollü bir halde meskun mahalde … kullanır iken, tanık beyanlarına göre meskun mahaldeki hız sınırının çok çok üzerindeki bir hız ile seyir ederek, her iki tarafında yaya geçidi uyarı levhası bulunan yaya geçidine yaklaştığı halde hızını düşürmeyip aynı hız ile seyrine devam ederek yaya geçidi üzerinde nizami bir şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalışan müteveffalara çarparak ölümlerine sebebiyet veren sanık hakkında, asli ve tam kusurlu olması kabul edilerek belirlenen temel cezada bilinçli taksir hükümleri uyarınca artırım yapılır iken bilinçli taksir teşkil eden birden fazla hareketinin bulunması nedeni ile yarı (1/2) oranında artırım yapılmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı…” biçimindeki gerekçelerle İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosyada mevcut 22.07.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, 22.07.2022 tarihli olay yeri inceleme raporu, Finike İlçe Emniyet Müdürlüğü Kent Güvenliği Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarınca kaydedilen görüntülerin çözümüne ilişkin 22.07.2022 tarihli kamera inceleme tutanağı, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışlarını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 15.12.2022 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya etken kusurlu davranışların sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır.
2. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
3. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kazadan yaklaşık 1 saat 13 dakika sonra alınan numuneye göre 1,626 promil alkollü olduğu belirlenen ve kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 1,80 promil olan ehliyetsiz sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip, yönetimindeki otomobili yasal hız sınırının üzerinde süratlice sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçmeye çalışan yayalara zeminde 4,2 metre fren izi bırakarak çarpıp, üç yayanın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasına sebep olduğu, bununla birlikte son anda fren tedbirine başvurduğuna yönelik savunması ve zeminde tespit edilen fren izi de dikkate alındığında meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın üç kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun’un “Taksir” başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki “suçun işlenmesinde kullanılan araçlar”, (f) bendindeki “failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” ve (g) bendindeki “failin güttüğü amaç ve saik” ölçütlerine dayanılmaması gerekir.
2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
3. Öte yandan, taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir.
4. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçerek, yaya geçidi levhasını da dikkate almaksızın yönetimindeki otomobili yasal hız sınırının üzerinde süratlice sürüp, tam kusurlu olarak üç yayanın ölümü ile sonuçlanan trafik kazasına neden olan ehliyetsiz sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen temel cezada suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı aynı Kanun’un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan artırım sonucunda hükmolunan 13 yıl 6 ay hapis cezasının, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temel ceza miktarına ve bilinçli taksir artırım oranına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmamasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, “…failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar…” şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hâle getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, “… failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri…” şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
3. Ancak, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında 7406 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile yapılan değişiklikten önce de, takdirî indirim nedenlerinin varlığına ya da yokluğuna ilişkin kararların gerekçeli olması gerektiği; zira, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli yazılmasının zorunlu olduğu, takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına veya uygulanmamasına dair gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağı istikrar kazanan yargısal kararlarda vurgulanmıştır.
4. Gerekçe; verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Kanunî ve yeterli olmayan, dava dosyası içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi, kararın, kanunî bir gerekçeye dayanmaması nedeniyle hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfîliğe yol açacaktır.
5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; daha önce alkollü olarak … kullanmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen ve gerek meydana gelen kazadan sonra gerek yargılama sürecinde pişmanlığını samimi olarak gösterdiği herhangi bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında kurulan hükümde, “Sanığın pişmanlığına yönelik mahkememizde olumlu bir gözlem ve vicdani kanaat hasıl olmadığından” şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 27.03.2023 tarihli ve 2023/903 Esas, 2023/1038 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.11.2023 tarihinde karar verildi.