YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12250
KARAR NO : 2013/14166
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 201.11.2012
Bilinçli taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olmak ve trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçlarından sanık …’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1, 52, 179/2-3 ve 50/1-a maddeleri gereğince 1.800,00 Türk lirası, 600,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Denizli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/11/2012 tarihli ve 2012/344-1002 sayılı dosya kapsamına göre,
1- Benzer bir olay sebebiyle verilen Dairemizin 11/10/2012 tarihli ve 2012/20636-21610 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığın olay tarihinde alkollü şekilde kullandığı aracıyla kaza yapması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğinden bahisle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak ve bilinçli taksirle yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde … sevk ve idare edemeyecek olan kişinin … kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayımızda ise birden fazla kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, bir suçtan dolayı sanığın bir kez cezalandırabileceği, bilinçli taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûm edilmesinin yanında aynı eylem nedeniyle bir de trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanığın aleyhine olacak şekilde ikinci kez cezalandırılamayacağı, keza 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5. maddesinde alkollü … kullanma eyleminin düzenlendiği ve bu kabahatten dolayı idarî para cezasının tayin edilebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın bir eylemden dolayı iki kez cezalandırılmasına karar verilmesinde,
2- Mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanması eyleminin ise şikâyete tâbi suçlardan olması, mağdur ve velisi müştekinin 18/10/2012 tarihli oturumda sanıktan şikâyetçi olmadıklarına dair beyanda bulunmaları karşısında, taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmamasında,
İsabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 14/03/2013 gün ve 94660652-105-20-0471-2013/4226/17351 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.04.2013 gün ve 2013/101608 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın olay tarihinde 204 promil alkollü şekilde kullandığı aracıyla kaza yapması sonucu mağdur Aykut Gündüz’ün basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, sanığın bu şekilde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğinden bahisle trafik güvenliğini tehlikeye sokmak ve bilinçli taksirle yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde … sevk ve idare edemeyecek olan kişinin … kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise bir kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, bir suçtan dolayı sanığın bir kez cezalandırabileceği, bilinçli taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûm edilmesinin yanında aynı eylem nedeniyle bir de trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın aleyhine olacak şekilde ikinci kez cezalandırılamayacağı, Dairemizin yerleşik içtihatlarının da bu şekilde olduğu, ancak, somut olayda, kaza nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilir derecede yaralanan mağdurun 20.11.2012 tarihli oturumda sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği, 5237 sayılı TCK’nın 89/5. maddesinde yer alan “Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.” şeklindeki düzenlemeye göre, mağdurun TCK’nın 89. maddesinin birinci fıkrası kapsamında yaralanmış olduğu da dikkate alındığında, taksirle yaralama suçunda aranan şikayet şartı gerçekleşmediği için artık sanık hakkında bu suçtan mahkumiyet hükmü tesis edilemeyeceği, sanığın bilinçli taksirle hareket etmesinin de, anılan madde hükmüne göre sonucu değiştirmeyeceği, taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu gibi hallerde, Dairemizin 10.10.2012 tarih ve 2012/2290 E- 21375 K sayılı içtihadında da belirtildiği gibi, taksirle yaralama suçu ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçları nedeniyle her iki suçtan birlikte dava açılması durumunda, zarar suçu olan taksirle yaralama suçundan şikayetten vazgeçilmesinden dolayı düşme kararı verildiği hallerde, tehlike suçu olan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkında hüküm kurulması gerektiği, sonuç olarak, bilinçli taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olmak ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından aynı olay nedeniyle birlikte dava açılan sanık … hakkında, taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken her iki suçtan da sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden Adalet Bakanlığının bu yöne ilişkin kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Denizli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/11/2012 tarihli ve 2012/344-1002 sayılı hükmünün, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verildiği kısmın 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA ve bilinçli taksirle yaralama suçundan açılan kamu davasının “5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca şikayet yokluğu nedeniyle DÜŞMESİNE, Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükmün ise, şikayet yokluğu nedeniyle taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşmesine karar verildiğinden, mevcut hali ile usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.