YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17209
KARAR NO : 2013/13963
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama ve Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 22/3, 62/1, 51, 51/3-6-7. maddeleri gereğince mahkûmiyet, erteleme,
5237 sayılı TCK’nın 179/3-2, 62/1, 51, 51/3-6-7. maddeleri gereğince mahkûmiyet, erteleme
Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Taksirle yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık müdafiinin, 11.05.2010 tarihli duruşmaya katılamayacağına ilişkin mazeret dilekçesi hakkında mahkemece kabul veya ret şeklinde açık bir karar verilmemiş ise de; müdafiinin daha önceki oturumlara katılarak sanığa hukuki yardımda bulunduğu ve 15.04.2010 tarihinde yazılı olarak esasa ilişkin savunma yaptığı dikkate alınarak, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Olay günü saat 15.00 sırasında, olayın akabinde yapılan alkolmetre ölçümü ve doktor raporuna göre 140 promil alkollü olduğu belirtilen sanığın, meskûn mahalde bölünmüş yol üzerinde sevk ve idaresindeki otomobili ile seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağında bulunan otobüs durağı önündeki kaldırıma çıktıktan sonra savrularak tekrar yola dönerek orta şeritte seyir halinde bulunan askeri araca çarpması sonucunda, askeri araçta yolcu olarak bulunan katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek biçimde yaralandığı olayda; mahkeme tarafından sanığın eylemini bilinçli taksirle işlediğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ise de oluşa göre, olayda tamamen kusurlu olan sanık hakkında asgari hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafinin, olayda sanığın kusurunun bulunmadığına, eksik inceleme yapıldığına, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığa verilen temel cezanın belirlenmesinde gösterilen diğer gerekçeler yasal ve yeterli olduğundan, hükmün A fıkrasının 1. bendinde yer alan “sanığın kast durumu, sanığın amacı ve saiki” ibaresinin çıkartılmasına, diğer hususların aynen bırakılması suretiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının temyiz incelemesine gelince;
Sanık müdafinin temyiz isteminin suçun vasfına yönelik olduğunun kabulü ile;
Sanığın olay tarihinde 140 promil alkollü şekilde kullandığı aracıyla kaza yapması sonucu yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği, 5237 sayılı TCK’nın “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma” başlıklı 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde … sevk ve idare edemeyecek olan kişinin … kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise müştekinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, sanığın sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hükümden sanık hakkındaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna ilişkin mahkumiyet içeren hükmün çıkartılıp yerine “Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına” karar verilmek suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.