Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/3459 E. 2023/14519 K. 22.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3459
KARAR NO : 2023/14519
KARAR TARİHİ : 22.11.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/424 E., 2015/599 K.
SUÇLAR : Silahla tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/5295 soruşturma numaralı iddianamesi ile; sanık … hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2 ( 2 kez), 106/2-a-c, 53 ve 58 maddesi uyarınca, sanık … hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a-c, 43/2-1, 53 ve 58 maddesi uyarınca, kamu davası açılmıştır.

2. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/424 Esas, 2015/599 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında katılanlara karşı kasten yaralama suçlarından, mağdurların şikayetçi olmadığından bahisle, 5237 sayılı Kanun’un 73/4, 5271 sayılı Kanun’un 223/8 maddesi gereğince kamu davasının ayrı ayrı düşürülmesine, sanık … hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı, sanık … hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı, verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 22.12.2020 tarihli 2016/69539 sayılı,
“1-Katılanlar … ve …’in kendilerini yaraladıkları iddia edilen sanık … hakkında şikâyetçi olduklarını beyan etmelerine karşın, sanığın TCK’nun 86/2. maddesi gereğince iki kez cezalandırılması istemiyle açılan kamu davalarının şikâyet yokluğu gerekçesiyle düşürülmesine karar verilmesi
2-Her iki sanığın üzerilerine atılı silahla tehdit suçunu işledikleri müşteki ve tanıkların beyanlarıyla sabit olmasına karşın, mahkûmiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi
, nedeniyle hükmün bozulması” görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
1. Katılanların şikâyetçi olmasına rağmen sanık … hakkında kasten yaralama suçlarından açılan davaların düşürülmesine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğuna,
2. Sanıklar hakkında tehdit suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Tarla meselesi nedeniyle katılan … ile sanık … arasında husumet bulunduğu, olay tarihinde sanık …’ün oğlu olan sanık … ile birlikte araçla katılan …’in evinin bahçesine geldikleri, sanık …’ın ele geçirilemeyen tabancayı diğer sanık …’ın ise yine ele geçirilemeyen av tüfeğini araçtan alarak bahçede bulunan katılanların yanlarına gittikleri, sanıkların katılanlara silahları doğrultarak “sizi öldüreceğiz” dedikleri, sanık …’ın, katılan …’in sol gözüne yumrukla vurduğu, araya girmek isteyen katılan …’e de yumrukla vurduğu, iddiası ile dava açılmıştır.

2. “…Her ne kadar sanık … hakkında üzerine atılı TCK’nın 106/2-a,c maddesindeki silahla tehdit suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, katılanların ve bir kısım yakın akrabalarının beyanı dışında sanığın atılı suçu işlediği yönünde mahkumiyete yeter ölçüde her türlü şüphden uzak kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı gibi, bir kısım yakın akraba tanıklarında sanıkların elinde herhangi bir av tüfeği ve silah görmedikleri anlaşılmakla, şüphe sanık lehine yorumlanarak atılı suçtan beraat kararı vermek gerekmiştir.
Her ne kadar sanık … hakkında üzerine atılı TCK’nın 106/2-a,c maddesindeki silahla tehdit suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de katılanların ve bir kısım yakın akrabalarının beyanı dışında sanığın atılı suçu işlediği yönünde mahkumiyete yeter ölçüde her türlü şüphden uzak kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı gibi, bir kısım yakın akraba tanıklarında sanıkların elinde herhangi bir av tüfeği ve silah görmedikleri anlaşılmakla, şüphe sanık lehine yorumlanarak atılı suçtan beraat kararı vermek gerekmiştir.

Her ne kadar sanık … hakkında üzerine atılı TCK’nın 86/2. maddesindeki basit yaralama suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davaları açılmış ve şikâyet yokluğu sebebi ile sanık hakkında düşme kararları verilmiş ise de, katılanların şikâyetçi olmadıkları zannı ile bu şekilde yanlış olarak karar verildiği görülmüştür.” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi tarafından beraat ve düşme kararı verildiği belirlenmiştir.

3. Katılanların aşamalarda alınan beyanı dosya arasında mevcuttur.

4. Sanıkların aşamalarda alınan savunmaları dosya arasında mevcuttur.

5. Katılan …’e ait 17.06.2015 tarihli raporda, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile iyileşmez, olduğunun bildirildiği görülmüştür.

6. Katılan …’e ait 17.06.2015 tarihli raporda, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile iyileşir, olduğunun bildirildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar … Ve … Hakkında Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. Sanıklara isnat olunan suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, olayda şüphenin söz konusu olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği şeklindeki genel ceza hukuku ilkeside gözetilerek yerel mahkemece sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır ve tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık … Hakkında Katılanlara Karşı Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
1. Katılan …’in basit tıbbi müdahale ile iyileşmez şekilde yaralandığının anlaşılması karşısında sanığın eyleminin şikâyete tabi bulunmayan kasten yaralama suçunu oluşturduğu keza katılan …’in de sanık hakkında şikâyetçi olduğu halde sanık hakkında şikâyet yokluğu sebebiyle davanın düşürülmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Katılan …’in sanık hakkında şikâyetçi olduğu halde sanık hakkında şikâyet yokluğu sebebiyle davanın düşürülmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Sanık hakkında isnat olunan silahla tehdit suçunun şikâyete ve uzlaşmaya tabi olmadığı, katılan …’e karşı kasten yaralama suçu uzlaşmaya tabii ise de 5271 sayılı Kanun’ un 253 maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi gereği ” Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanamacağının” belirtilmesi karşısında, aynı mağdura karşı uzlaşma kapsamında bulunmayan silahla tehdit suçu ile birlikte işlenen 5237 sayılı Kanun’un 86/2 maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçunun dava açıldığında uzlaşmaya tâbi olmadığı ancak silahla tehdit suçu hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmakla, katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesi uyarınca aynı Yasanın 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Sanık hakkında katılan …’e karşı kasten yaralama suçundan uzlaşmanın sağlanamaması halinde;
Hükümden sonra 19.08.2020 gün ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 gün ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “… kovuşturma evresine geçilmiş …” ibaresinin aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü …” yönünden Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 nci maddesinin (f) bendinde kovuşturmanın “İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi” ifade eder şeklinde tanımlanması karşısında, 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlemeye konu edilen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Hakkında Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/424 Esas, 2015/599 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkında Katılanlara Karşı Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklanan nedenlerle … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/424 Esas, 2015/599 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

22.11.2023 tarihinde karar verildi.