Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/19369 E. 2013/13418 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19369
KARAR NO : 2013/13418
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1, 50/1, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan 21.02.2010 tarihli iki sayfalık rapor, bilirkişi tarafından imzalanmamış ise de, anılan bilirkişi raporu hükme esas alınmadığı gibi, 23.02.2010 tarihinde hakim havalesi ile dosya içerisine konulmuş olması karşısında, bu husus, sonuca etkili görülmediğinden, tebliğnamedeki 1 numaralı; gerekçeli karar başlığında, suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi, mahallinde ilavesi mümkün noksanlık olarak kabul edildiğinden, tebliğnamedeki 2 numaralı; sanığın, “Yolun ortasında, karanlık, çuval gibi bir şey gördüm.” şeklindeki, eşi tanık… tarafından da doğrulanan savunmasına, trafik kazası tespit tutanağında yer alan kaza yeri krokisinde, sağ şeridin ortalarından sağa doğru yönelen araca ait sürtünme izlerinin gösterilmesine, ölenin arkadaşı tanık……’ın, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, ölenin, motosikletin solunda durduğunu beyan etmesine ve bu beyanının trafik kazası tespit tutanağındaki “…yayanın sağ kenarında elle sürükleyerek götürmeye çalıştığı motosiklete çarpması sonucu kaza meydana gelmiş olup…” ibaresiyle uyumlu olmasına göre; gece vakti, aydınlatması bulunmayan, yerleşim yeri sınırları dışında, sağda 3 metre genişliğinde banketi olan, bölünmüş, iki şeritli, tek yönlü, asfalt kaplama, yüzeyi kuru devlet yolunda, mevcut haliyle yoldaki varlığı algılanamayan arızalı motosikletini, rahatlıkla kullanabileceği banketten değil, taşıt yolunun sağ şeridinden, elle sürükleyerek götürmek istediği esnada, arkasından, aynı yöne doğru, hızını, mahal şartları ve far ışığı altındaki görüşüne uydurmadan seyir eden sanığın yönetimindeki otomobil tarafından motosikleti ile birlikte çarpılmaya maruz kalan yayaya asli, sanığa tali kusur izafe eden ve hükme esas alınan Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 13.05.2010 tarihli raporunun oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, ölenin, “motosikletinin sağ tarafında, banket üzerinde yürüdüğü sırada” kazanın meydana geldiği kabulüne dayalı; ayrıca, sürücü belgeli ve alkolsüz olup, beyanına göre 70 km. süratle seyreden ve yorgun veya uykusuz olduğuna dair tespit bulunmayan sanığın kendi kişisel durumundan ya da hava, yol ve trafik koşullarından kaynaklanan bir olumsuzluk olmadığı halde, “aşırı hızlı olan sanığın, direksiyonda uyuduğu veya önünde bir engel bulunmamasına rağmen, direksiyonunu aniden sağa yöneltmesi sonucu aracının hakimiyetini kaybettiği” şeklinde, dosya kapsamındaki delillerle uyuşmayan, kendi içerisinde tutarsız ve tamamen varsayıma dayalı açıklamalarla kazanın oluşumunda sanığın tam kusurlu olduğunu belirten 21.02.2010 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği dikkate alındığında, tarafların kusur durumunun belirlenmesi için yeniden rapor alınmasının, yargılamanın gereksiz yere uzaması dışında bir amaca hizmet etmeyeceği ve esasa etkili olmayacağı anlaşıldığından, tebliğnamedeki,“Adli Tıp Kurumu genişletilmiş kurulundan ya da Teknik Üniversitelerin ilgili bölümlerinde bulunan uzmanlardan oluşturulacak bilirkişi heyetinden, olayda sanığın kusur durumuna ilişkin olarak rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken…” eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine dair 3 numaralı bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin bir nedene dayanmayan; katılan vekilinin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmolunan uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulanan Kanun maddesinin “TCK’nın 50/4. maddesi atfıyla aynı Kanunun 50/1-a maddesi” yerine, “TCK.nun 50/1 maddesi” olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine ve sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK’nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 3. paragrafında yer alan “ TCK.nun 50/1 maddesi” ibaresinin “TCK’nın 50/4. maddesi atfıyla aynı Kanunun 50/1-a maddesi” şeklinde düzeltilmesi, aynı paragrafta yer alan “12.100 TL” ibaresinden önce “605 gün karşılığı” ibaresinin yazılması ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.