Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/2010 E. 2011/22222 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/2010
KARAR NO : 2011/22222
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İmar kirliliğine neden olmak
HÜKÜM : Beraat

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
Yakınan Belediye Başkanlığı vekilinin sanık hakkında şikayetçi olmasına karşın, kamu davasına katılmak isteyip istemediği sorularak 5271 sayılı CYY’nın 238/3.maddesi uyarınca davaya katılması hususunda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve müşteki … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak sair yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında görülen kamu davasına ilişkin yerel mahkemece verilen beraat hükmünün,müşteğki vekilinin temyizi üzerine ” Yakınan … vekilinin sanık hakkında şikayetçi olmasına karşın, kamu davasına katılmak isteyip istemediği sorularak 5271 sayılı CYY’nın 238/3. maddesi uyarınca davaya katılması hususunda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden ve bu hususta karar verilmeksi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması” nedeniyle hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin Yüksek Dairece bozulmasına karar verilmiş ise de;
… adına vekilinin İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında dava açılıp yargılaması yapılarak cezalandırılması istemiyle suç duyurusunda bulunması üzerine açılan davada 2.10.2006 günlü iddianamenin kabulü kararını da içeren tensip tutanağı ile şikayetçi vekiline duruşma gününü bildirir ve CMK’nun 234 ve devamı maddeleri ihtarlı davetiye çıkarılmasına karar verildiği, duruşma davetiyesinin şikayetçi vekiline 17.10.2006 tarihinde tebliğ edildiği, kararın verildiği 1.11.2007 tarihli duruşmaya gelen yakınan Belediye vekilinin katılan vekili olarak duruşmaya geldiğinin belirtildiği ve bilirkişi raporuna karşı katılan vekili olarak beyanda bulunup, mahkemece katılan vekili olarak esas hakkındaki talebi ve kanıtların tartışılmasındaki talebinin sorulması üzerine de “suçu sabit olan sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklindeki beyanda bulunulan olayda; idare vekilinin,Cumhuriyet savcısının ve duruşmada hazır bulunan sanığın mahkemenin Belediyeyi katılan ve avukatını da katılan vekili olarak göstermesine itiraz etmemişler ve belediyenin müdahil olarak gösterilmesini benimsemişlerdir. İdare vekilinin “suçu sabit olan sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklindeki beyanının da şikayet değil davaya katılma talebi niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
5271 sayılı CMK’nun katılma usulü başlıklı 238/1 maddesinde “Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur”, Mağdur ile şikâyetçinin haklarını düzenleyen 234/1. madde ve fıkrası (b)- 6. bendinde “Kovuşturma evresinde; Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkının bulunduğu,” aynı maddenin 3. fıkrasında ise “Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.” kamu davasına katılmayı düzenleyen 237/2. maddesinde “Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır”, Kanun yollarına başvurma hakkı başlıklı 260. maddenin 1. fıkrasında yer alan “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.”şeklindeki düzenlemeler karşısında müşteki belediye vekilinin hükmü müdahil vekili sıfatıyla temyiz etttiği de gözetilerek temyiz incelemesini yapan dairemiz tarafından müşteki belediyenin davaya katılmasına karar verilip hükmün tüm yönleri incelendikten sonra esas hakkında karar verilmelidir, (bozma-onama vs.)
Yargılamanın hızlılığı ve usul ekonomisi Anayasanın 141/4. madde ve fıkrasında yer verilen “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” hükmü gereği kabul edilmiş bir ilke olup, aynı ilkeyi Ceza Muhakemesi Kanunu da benimsemiştir. Uzun süren/ makul sürede tamamlanıp sonuçlandırılamayan yargılama Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilgili hükümlerini de ihlal edeceğinden, yargılamanın gereksiz uzamaması için gereken tedbirlerin ilgili mercilerce alınması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, sayın çoğunluğun belirtilen bozma düşüncesine katılmıyorum