YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16810
KARAR NO : 2013/13813
KARAR TARİHİ : 16.05.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 89/1, 2-b-e, 3-b, 62, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53/6. maddesindeki tedbirin uygulanıp uygulanmaması hakimin takdirinde olduğundan, tebliğnamedeki bu maddenin uygulanıp uygulanmaması konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasını öneren (2) numaralı görüşe;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; olay günü saat 12:50 sıralarında, sanığın yönetimindeki otomobili ile D-155 karayolunu takiben Akçakoca istikametinden Düzce ili istikametine doğru seyir halinde iken, sağ şerit üzerinde, yağmurlu havada, ıslak zeminde ve kaza yeri Karaca kavşağını yaklaşık 150 metre geçtiği sırada, kendisine göre yolun sağında bulunan belediye otobüs durağı kısmından yolun sağından Karaca mahallesi istikametine doğru karşıdan karşıya geçmek isteyen 1949 doğumlu yaya …’e 10 metre fren izi ile aracının sağ far ve çamurluk kısmı ile çarparak katılanın yaralanmasına neden olması şeklinde meydana gelen olayda, kazadan hemen sonra düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre, sanığın hızını yol, hava ve meskun mahal şartlarına uydurmadığından tali kusurlu, katılanın ise araçlara ilk geçiş hakkını bırakmadığı ve yola birden çıktığından tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, tutanakta olay mahallinin yaya geçidi olduğuna ilişkin trafik işareti veya zeminde yaya geçidi çizgilerinin bulunduğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı, mahkemece keşif sırasında dinlenilen bilirkişinin raporunda da, tespit tutanağındaki kusur dağılımına uyulmakla birlikte sanığın geliş yönüne doğru boş bir trafik tabelasının bulunduğu, bu tabelanın muhtemelen yaya geçidi tabelası olduğunu, ancak zeminde yine yaya geçidi çizgilerinin olmadığını belirtiği, ancak, tespit tutanağı dikkate alındığında, kaza anında olay yerinde trafik işareti veya yatay yaya geçidi çizgisi tespit edilmediğinin anlaşılması karşısında, bu konuda araştırma yapılmasının ya da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi ya da teknik üniversite öğretim görevlilerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü uzman bilirkişilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınmadan eksik soruşturma ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozma öneren (1) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, mahalli Cumhuriyet Savcısının diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Kazadan sonra hayati tehlike geçirecek ve bitkisel hayata girecek şekilde yaralanan katılanın iyileşemediği için yargılama aşamasında beyanının tespit edilemediği, çocukları olan … ve …’ün duruşmada dinlenildikleri ve sanık hakkındaki şikayetçi olduklarını belirttikleri, mahkemece katılanın bitkisel hayatta olması ve kendini ifade edemeyecek ölçüde mağdur durumda olması nedeniyle Barodan vekil görevlendirildiği, kaza sonucu ağır şekilde yaralanan katılanın, temyiz aşamasında UYAP’tan alınarak dosya içerisine konulan nüfus kayıt örneğine göre, 11.02.2011 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının araştırılmasında zorunluluk bulunması,
Kabule göre de,
1- İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı da nazara alınmak suretiyle, adalet, hakkaniyet ve nesafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık he ne kadar tali kusurlu ise de, olayda katılanın hayati tehlike geçirecek, ağır derecede kemik kırığı oluşacak, bitkisel hayata girecek ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine sebep olacak şekilde çok ağır bir biçimde yaralanması karşısında 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesindeki ölçütlerde gözetilerek teşdit uygulanması gerekirken, asgari hadden temel ceza tayin edilerek sanık hakkında eksik ceza tayini,
2- Katılanın olay nedeniyle bitkisel hayata girdiğinin raporla tespit edilmesine rağmen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 89/3-a maddesinin uygulanmaması,
3- Hayati tehlike geçirip vücudunda kemik kırığı olacak, bitkisel hayata girecek ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine sebep olacak biçimde yaralanmış olması sebebiyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi ile temel ceza tayin edilip, aynı maddenin 3-a-b fıkraları ile cezanın arttırılması gerekirken, önce TCK’nın 89/2-b-e maddeleri uyarınca temel cezada 1/2 oranında artırım yapıldıktan sonra, bir kez de TCK’nın 89/3-b maddesi uyarınca temel cezada bir kat artırım yapılarak, sanığın TCK’nın 89/2-b, e ve 89/3-b maddeleri uyarınca cezada ayrı ayrı artırım yapılarak yazılı şekilde sanık hakkında fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.