Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/2744 E. 2011/12317 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2744
KARAR NO : 2011/12317
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin tenfizi istenilmiştir. Mahkemece davanın ve birleşen davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili ve birleşen dava davacısı … tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar, muris … ‘ın açılıp okunan vasiyetnamesine göre murisin, 1164 parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki binada, kendi payına düşen dükkan ve depo paylarının tamamını ve ayrıca 2 daireyi (4 daireden murisin payına düşen 2 daireyi) vasiyet ettiğinden, vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesini istemişlerdir.
Birleşen davanın davacısı …, aynı vasiyetnameye göre murisin çatı katındaki daireyi ölünceye kadar bakım ve hizmetini üstlenen kişiye vasiyet ettiğini ve kendisinin de murisin ölümüne kadar bakım ve gözetimini üstlenen kişi olduğu gözetilerek 1164 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın çatı katının tarafına aidiyetinin tesbitine ve adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vasiyetnamenin mahkemece yorumlanması, önce taşınmazların rayicinin tesbit edilip, bunun sonucuna göre davalıların vasiyet gereği alacakları bedelin belirlenmesi gerektiğini bildirerek, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece vasiyetnameye konu bağımsız bölümlerin bulunduğu ana binanın imar planında bir bölümünün yolda kalması nedeniyle imar durumuna aykırı olarak inşa edildiği, bu nedenle binada inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınması da imkansız olup, kat irtifakı veya mülkiyeti kurulması imkansız olan bir yapıdaki bağımsız bölümlerin vasiyete konu edilmesi karşısında “objektif imkansızlık” halinin kabulü gerektiği, bu durumda da vasiyetnamenin yerine getirilmesi mümkün olmadığından açılan davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve birleşen davanın davacısı tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleştirilen dava TMK.nun 600.maddesine dayalı olarak açılmış vasiyetnamenin yerine getirilmesine ilişkindir. Ölüme bağlı tasarrufların murisin/miras bırakanın iradesine/arzusuna uygun yorumlanması gerektiği kuraldır. Davalılar, muris tarafından vasiyet edilen yerlerin ya bilirkişice tesbit edilen rayiçlerinin yahut murisçe belirlenen 15.000 TL nın faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini bildirerek vasiyete karşı çıkmamışlardır. Aslolan murisin iradesinin sağlanmasıdır. Tescil sağlanamamış ise de, tapu kaydının beyanlar hanesine vasiyetnamenin tümünün yazılmak suretiyle tenfizinin sağlanması mümkündür. Kaldı ki vasiyete konu dairelere tekabül edecek arsa payı da bilirkişi raporu ile tesbit edilerek, arsa payının tesciline de karar verilebilir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.