Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/28153 E. 2013/15958 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28153
KARAR NO : 2013/15958
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.11.2007 tarih ve 2006/1781 esas, 2007/1036 karar sayılı hükmün müşteki vekili tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 24.11.2011 tarih ve 2010/2010 esas, 2011/22222 sayılı kararıyla;
“…Yakınan Belediye Başkanlığı vekilinin sanık hakkında şikayetçi olmasına karşın, kamu davasına katılmak isteyip istemediği sorularak 5271 sayılı CYY’nın 238/3.maddesi uyarınca davaya katılması hususunda karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve müşteki … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak sair yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/02/2012 tarih ve 2008/59649 sayılı yazısı ile;
“Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36.maddesi ile ” Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına sahiptir..” ve yine aynı yasanın 141/4.maddesi ile de “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” hükümleri haizdir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6/1.maddesi ile “Herkes, gerek hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” şeklindeki ifadelerle makul süre içerisinde adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi makul sürede adil bir yargılanmayı mahkemelere ödev, talep edenlere de bir hak olarak öngörmüştür.
Ceza Muhakemesi Kanununun 234. maddesi mağdur ile şikayetçinin haklarını sayarken, kamu davasına katılma ve davaya katılma şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yoluna başvurma haklarını belirtmiş, bu hakların mağdur ve şikayetçiye anlatılarak tutanağa geçirilmesi gerektiğini de işaret etmiştir.
Yine Ceza Muhakemesi Kanununun 237.maddesi, kamu davasına katılmayı “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.” hükmü ile aynı yasanın 238.maddesi ise katılma usulünü ” Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi suretiyle olur….” Şeklinde hüküm altına almıştır.
Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasına katılma ve katılma usullerini belirleyen hükümleri katılma isteğini zorunlu bir şekle bağlamamıştır.
Duruşmada tutanak altına alınan beyanda, sanık hakkında davacıyım, şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum, tanık dinlenilmesini ya da keşif yapılmasını istiyorum, şeklindeki ifadeler de davayı takip etme iradesini ortaya koyduğu için katılma isteği niteliğindedir. (Kubilay Taşdemir …, Ceza Muhakemesi Kanununu Şerhi Ankara 2007)
CMK.nun 260. maddesi kanun yoluna başvurma hakkına sahip kimseleri Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatı almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatı alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar olarak saymıştır.
Somut olayda;
Müşteki Yıldırım Belediyesi tarafından yapılan şikayet üzerine iddianamenin kabulü ile yargılamaya başlanılmış, duruşma günü yakınana tebliğ edilerek duruşmadan haberdar edilmiştir. Hükmün verildiği 01.11.2007 tarihli sanık ve Cumhuriyet Savcısının bulunduğu duruşmada yakınan vekilinin katılan vekili olarak duruşmada bulunduğu belirtilmiş katılan vekili sıfatıyla bilirkişi raporuna diyecekleri sorulmuş, esas hakkındaki ve kanıtların tartışılması hususundaki talepleri de alındığında katılan vekili olarak “suçu sabit olan sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz” şeklindeki beyanı tutanak altına alınmıştır. Bu beyana karşı sanık ve Cumhuriyet Savcısının itirazları olmamıştır.
Ruhsatsız ve imara aykırı binaların takibinden sorumlu olduğu için şikayetçi olan ve suçtan zarar gören yakınan Belediye vekilinin yargılama sırasında sanığın cezalandırılması yönünde beyanda bulunarak katılma arzusunu ortaya koyan isteğinin katılma iradesi olduğu açık bulunduğundan katılma talebi olarak kabul edilmelidir.
Yargılama sırasında mahkemece yakınan kurumun katılan, vekilinin de katılan vekili olarak görülüp katılan ve katılan vekili sıfatı verilerek gerekçeli karar başlığında da bu sıfatın kullanılması nazara alındığında, yakınan vekilinin mahkemenin verdiği beraat kararına yönelik esasa ilişkin bozma taleplerini içeren temyiz dilekçesinin usulüne uygun olarak karara bağlanmayan katılma isteği hususunda da Yüksek Yargıtay tarafından bir karar verilmesi talebini de içerdiği anlaşılmalıdır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.11.2011 tarih ve 2010/ 2010 E. 2011/22222 K.sayılı “BOZMA” kararının kaldırılması, katılma talebi hususunda karar vermek ve esasa ilişkin temyiz incelemesi yapmak üzere dosyanın ilgili özel dairesine gönderilmesi hususunda karar verilmesi,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 24.11.2011 tarih ve 2010/2010 esas, 2011/22222 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
İncelenen dosya içeriğine göre, şikayetçi … vekilinin, 01/11/2007 tarihli oturumda sanığın cezalandırılmasını istediği, ancak mahkemece CMK’nın 238/2. maddesine aykırı olarak katılma hakkının hatırlatılmadığı, yapılan yargılama sonucu sanığın beraatine karar verildiği ve bu kararı müşteki vekilinin temyiz ettiği anlaşıldığından, Ceza Genel Kurulu’nun 19.06.2012 tarih ve 2012/2–638- 2012/238 sayılı kararı da gözetilerek, 5271 sayılı CMK’nın 237 vd. maddeleri uyarınca katılma iradesini ortaya koyan müşteki … vekilinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Eyleme ve yüklenen suça yönelik katılan … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, tebliğnameye uygun olarak temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.