YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/9561
KARAR NO : 2013/11160
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
Hakaret suçundan şüpheli … … hakkında, son soruşturmanın açılması talebini kapsayan, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/10/2011 tarihli ve 2011/3674 soruşturma sayılı iddianame üzerine, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair, (SİVEREK) Ağır Ceza Mahkemesinin 05/12/2011 tarihli ve 2011/209 esas, 2011/182 sayılı kararının, Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/02/2013 gün ve 37074 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre; katılan ile bir kısım sanıklar müdafii sıfatıyla takip ettiği Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/344 esas sayılı davasının 19/10/2010 tarihli duruşmasında, tanık sıfatıyla beyanda bulunan müştekiyi kastederek “…biz tanığın polis muhbiri olduğunu ve ayarlanmış bir tanık olduğunu, polisle bilgi akışı içinde olduğunu düşünüyoruz…” şeklinde sözler söylediği anlaşılan sanık hakkında son soruşturma açılmasına karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
… MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Şüpheli … … hakkında, Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/344 esasına kayıtlı kamu davasının 19/10/2010 tarihli duruşmasında, tanık sıfatıyla ifade veren müşteki … ile ilgili olarak “…biz tanığın polis muhbiri olduğunu ve ayarlanmış bir tanık olduğunu, polisle bilgi akışı içinde olduğunu düşünüyoruz…” şeklinde sözler söyleyerek hakaret ettiği iddiasıyla yapılan soruşturma sonucunda, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyi inceleyen, Siverek Ağır Ceza Mahkemesince, iddianamede geçen sözlerin hakaret suçunu oluşturmadığı gerekçesiyle, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verildiği, kesinleşen bu karar aleyhine Kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin karara konu edilen ve şüpheli … tarafından sarfedilen sözlerin, hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı TCK’nın “hakaret” başlıklı 125. maddesinde; “(1) Bir kimseye …, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin …, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmü yer almaktadır.
Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin …, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nisbi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, …, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
İncelenen somut olayda; şüpheli avukatın, duruşmada tanık sıfatıyla ifade veren müştekinin beyanlarına karşı mahkemece sorulması üzerine, tanığın ifadesinde zaman ve mekan çerçevesinde çelişkiler bulunduğunu … sürerek akabinde “…biz tanığın polis muhbiri olduğunu ve ayarlanmış bir tanık olduğunu, polisle bilgi akışı içinde olduğunu düşünüyoruz tanıklığını kabul etmiyoruz” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Şüphelinin duruşmada ifade ettiği bu sözlerin rahatsız edici ve ağır eleştiri olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak söylenen bu sözlerin somut bir fiil ya da olgu isnat etmek şeklinde olmadığı gibi, …, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta sövme fiili olarak kabulü de suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum olacaktır.
Diğer taraftan söylenen sözlerin savunma … kapsamında düşünülmesi de gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mezuat hükümleri, yargı kararı ve açıklamalar ışığında, Siverek Ağır Ceza Mahkemesinin, iddia olunan sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilemeyeceğine ilişkin gerekçesi yerinde görüldüğünden, anılan kararın Kanun yararına bozulmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, (SİVEREK) Ağır Ceza Mahkemesinin 05/12/2011 tarih ve 2011/209 esas, 2011/182 sayılı kararının, hukuka uygun olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.