Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2023/19242 E. 2023/14098 K. 06.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/19242
KARAR NO : 2023/14098
KARAR TARİHİ : 06.11.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/100 E., 2015/711 K.
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Red Kısmi Düşme Kısmi Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Kısmi Düşme Kısmi Bozma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 11.09.2023 tarihli ve 2023/2562 Esas, 2023/12218 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2023 tarihli ve KD-4-2016/145936 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Katılan …’ın 7 günlük temyiz süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerektiğinden bahisle onama ilâmının kaldırılmasına ve katılanın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi, sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz bulunmadığından bu sanık yönünden temyiz incelemesi yapılmaması, sanıklar … ve … hakkındaki kamu davalarının 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi ve sanık … yönünden kararın bozulması talebine
İlişkindir.

II. GEREKÇE
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310 uncu maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre, hükmün tefhiminden, tefhim edilmemiş ise tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi, anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki farklı durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar bakımından bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise gerekçeli kararın tebliği tarihinde başlayacaktır.

5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesi uyarınca da temyiz davası açılması için yedi günlük bir süre öngörülmüş iken 05.08.2017 tarihli ve 30145 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7035 sayılı Kanun) 21 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yedi” ibaresi “on beş” şeklinde değiştirilerek temyiz süresi on beş güne çıkarılmış, anılan madde gerekçesinde; “Madde ile 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle tarafların temyiz haklarını daha etkin kullanabilmeleri amacıyla temyiz isteminde bulunma süresi yedi günden on beş güne çıkarılmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2020 tarihli ve 2019/13-145 Esas 2020/122 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere;

5271 sayılı Kanun’un 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmasına rağmen 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile, bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete’de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddelerinin uygulanacağına ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmesi nedeniyle, somut olayda, 5271 sayılı Kanun’un temyize ilişkin hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, temyiz süresinin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesine göre bir hafta olduğu, ayrıca, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihinden sonra 5271 sayılı Kanun’un temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hâllerde, temyizde sebep gösterme zorunluluğunu da dikkate alan kanun koyucu, 7035 sayılı Kanun’un 21 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinde değişiklik yaparak 05.08.2017 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından temyiz süresini yedi günden on beş güne çıkarmış ise de, 1412 sayılı Kanun’un temyiz süresine ilişkin hükümlerine de atıf yapma imkanı bulunduğu hâlde bilinçli bir şekilde bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu son karar tarihinin 09.11.2015 olması nedeniyle, katılan …’ın usulüne uygun şekilde tebliğ edilen ve kanun yolu bildirimi de yasaya uygun şekilde yapılan karara yönelik on birinci günde gerçekleştirdiği temyiz isteminin süresinden sonra olduğunun anlaşılması ve katılanlar … ve Nure Sayhar’ın sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin bulunmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
A. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,

B. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 11.09.2023 tarihli ve 2023/2562 Esas, 2023/12218 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA,

C. Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz talebi bulunmadığından, diğer sanıklar …, … ve … … hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
1. Hükmün, katılan …’a 24.12.2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, katılanın 04.01.2016 tarihli dilekçe ile 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 7 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, katılan …’ın temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası yollaması ile 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci ve 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, sanıklar …, … ve … yönünden zamanaşımı süresini kesen son işlemlerin 06.04.2015, 25.05.2015, 21.10.2015 tarihli sorgu işlemleri olduğu ve bu tarihlerden temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, Kızıltepe 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2015 tarihli ve 2015/100 Esas, 2015/711 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar … ve Nure Sayhar’ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

06.11.2023 tarihinde karar verildi.