Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2013/16819 E. 2013/30666 K. 04.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/16819
KARAR NO : 2013/30666
KARAR TARİHİ : 04.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Şantaj
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen şantaj eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık …’ın müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 04/12/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Esas mahkemesince, henüz 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 231’inci maddesinde, atılı suç ve ceza miktarı için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğine ilişkin düzenleme yapılmadan önce, 03/05/2007 tarihinde karar verilmiştir. Dolayısıyla, dosyamıza konu suç ve ceza miktarı için CYY’nın 231/6’ncı maddenin uygulanma olasılığı doğmuştur. Bu durumda, yasama organı, hükümden sonra yeni bir irade ortaya koyarak, önceden CYY’nın 231/6’ncı maddesinin uygulanmasına imkan yokken, yeni düzenlemeyle fail lehine hüküm getirmiştir.
Bu düzenleme karşısında, Anayasanın 154’üncü maddesindeki düzenleme gözetilerek, hüküm mahkemesince bu konuda yeni bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut durumda, mahkemece sanık hakkında TCY’nın 51’nci maddesinin uygulanmaması gerekçesinde, 5271 sayılı CYY’nın 231/6-b maddesinde yer olan sanığın bir daha suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate varıldığından, CYY’nın 231/6’ncı maddesi yönünden bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığı savunulabilir. Ancak böyle bir yaklaşım, sadece TCY’nın 51 ve CYY’nın 231/6’ncı maddelerinin birlikte değerlendirildiği durumlarda yerinde olabilir. Oysa, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının düzenleniş biçimleri ile sonuçlarındaki farklılık gözetildiğinde, mahkemenin, CYY’nın 231’nci maddesinin uygulanabilir hale gelmesi üzerine farklı bir değerlendirme yapmayacağı/yapamayacağı anlamına gelmez. Hüküm tarihinde 231/6’ncı maddenin uygulanabilir olması halinde belki mahkemece bu maddenin uygulanması halinde sanık için caydırıcılık söz konusu olacağı yaklaşımı öne çıkarılabilirdi. Kaldı ki sanık hakkında TCY’nın 62’nci maddesinin uygulanması ve sabıkasız durumu gözetilerek, yeni yasaya göre değerlendirme yapılması gerektiğinden, yüksek çoğunluğun onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.