YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13204
KARAR NO : 2010/17202
KARAR TARİHİ : 21.10.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde ıslahla 6.506,97 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davacıların 1/2 paydaş bulunduğu taşınmaza davalı idarenin kamulaştırmadan önce fiilen elattığı ileri sürülerek dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için (fazla hak saklı tutulmadan) 4.000 TL ecrimisil istenilmiş, keşif ve bilirkişi raporu sonrasında, dava dilekçesi ıslah edilerek 6.506,97 TL ecrimisile hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, ıslahla artırılan talep doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere Ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesi “ıslah” olarak tanımlanmaktadır (HUMK.md.83). HUMK’nun 84. maddesine göre ıslah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar tahkikatı tabi olmayanlarda ise yargılamanın sonuna kadar yapılabilir. Islah karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı olmayıp, tektaraflı açık irade beyanı ile yapılır (HUMK md.85).
Müddeabihin ıslah suretiyle artırılamayacağına ilişkin HUMK.nun 87/son maddesi Anayasa Mahkemesinin 20.7.97 gün 1-33 sayılı kararı ile; hukuk devleti ilkesine, davaların en az giderle en kısa sürede gerçekleştirilmesi kuralına dolayısı ile demokratik toplum düzeninin gereklerine ve de hak arama özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Hukukumuzda, alacağın bir bölümü için kısmi dava açılmasını önleyici bir hüküm bulunmamaktadır (HUMK’md79). Bunun için davacının dava dilekçesinde açıkça kısmi dava açtığını diğer bir ifade ile fazlaya ilişkin hakkını saklı tuttuğunu belirtmesi yeterlidir. Aksi takdirde açılan dava, kısmi dava değil alacağın tümüne ilişkin tam bir dava olarak kabul edilir.
Her ne kadar müddeabihin ıslah suretiyle artırılamayacağına ilişkin HUMK’87/son maddesi Anayasa mahkemesince iptal edilmiş ise de, ıslahla müddeabihin artırılabilmesi için açılan davanın öncelikle kısmi bir dava olması gerekir. Aksi takdirde fazlaya ilişkin hak saklı tutulmamış olan (dava dilekçesinden kısmi dava açıldığı açıkça anlaşılamayan) istemlerde, davacı, alacağının dava dışı kalan bölümünden zımnen feragat etmiş sayılır. Böylece davacı, feragat ettiği alacak kısmı için ne dava devam ederken ıslah suretiyle, ne de dava sonuçlandıktan sonra ek bir dava yoluyla talepte bulunamaz. Böyle bir istem halinde dava fazlaya ilişkin alacak yönünden reddedilir.
Somut olayda davacı dava dilekçesinde kısmi dava açtığını belirtmediği gibi, fazlaya dair alacağının bulunduğunu da açıklamamıştır. Buna rağmen bilirkişiler raporu ile alacak miktarı talep edilenden fazla hesaplanınca dava dilekçesi ıslah edilerek müddeabih artırılmak istenmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde fazlaya ilişkin istem yönünden davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.