Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/10618 E. 2010/17552 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10618
KARAR NO : 2010/17552
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin geçersizliği nedeniyle tapu iptali ile mirasçılar adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, kök muris tarafından noterde gerçekleştirilen resmi vasiyetnamenin, murisin gerçek iradesini yansıtmaması ve okuma yazma bilmediği halde, okur-yazarlara özgü şekilde düzenlenmiş olması böylece şekil şartına aykırı davranılması nedeniyle geçersiz olduğu halde davalı adına tapuda taşınmaz intikaline esas alınmasının usulsüz olduğu, kaldı ki vasiyetnamenin açılması davasının da usulsüz ve hileli tebligatlarla kesinleştirildiği ileri sürülerek, geçersiz vasiyetnameye dayalı davalı adına gerçekleştirilen tapu kayıtlarının iptali ile mirasçılar adına tescili istenilmiş; mahkemece, geçerli bir vasiyetnameye dayalı tapu kaydının iptal edilemeyeceği, kaldı ki vasiyetnamenin iptali yönünde bir dava bulunmadığı olsa bile süre yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, olayları izah taraflara, hukuki nitelemede bulunmak ve uyuşmazlığa uygulanacak hukuki düzenlemeleri gözetmek Hakim’e ait bir görevdir (HUMK.74.vd.maddeler).
Somut olayda, tarafların kök murisi tarafından noterde düzenlenen vasiyetnamenin (murisin gerçek iradesini yansıtmadığı ve şekil şartlarına aykırı bulunduğu iddiası ile) öncelikle geçersiz olduğunun tespiti ve buna bağlı olarak ta yolsuz tescil nedeniyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tescili istenilmiştir. Böylece eda davasının içinde öncelikle tespit (iptal) davasına yer verildiği gözetilmeden, vasiyetnamenin iptali yönünde bir dava bulunmadığından bahisle istemin reddi isabetli görülmemiştir.
Diğer taraftan vasiyetnamenin şekil ve esas bakımından geçersizliği iddia edildiği halde bu yönde hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan ve tarafların bu husustaki delilleri sorulup toplanmadan eksik incelemeye dayalı olarak “geçerli bir vasiyetname” bulunduğu yönündeki tespitle davanın reddi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.

Ayrıca vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dava, davacı tarafından temyiz edilmekle 2009 yılı içinde kesinleşmiş olup, işbu dava ise 2008 yılında açılmakla, vasiyetnamenin iptali istemi yönünden süresinde dava bulunduğu halde yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçeyle de olsa davanın reddi doğru görülmemiştir.
Kaldı ki, vasiyetnamenin tenfizine ilişkin açılıp sonuçlanmış bir dava bulunup bulunmadığı araştırılmamış, dolayısı ile salt vasiyetnamenin varlığı ve açılmasına dair kararla kök murise ait taşınmazların tapuda davalı adına intikalinin mümkün olamayacağı hususu değerlendirilmemiştir.
Eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.