Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/23989 E. 2013/13943 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/23989
KARAR NO : 2013/13943
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK’nın 62, 50, 52/2, 53/1 maddeleri uyarınca mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
…’ne sunulmak üzere müze uzmanlarınca düzenlenen 10/10/2007 tarihli raporda, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 13/03/1976 gün ve 8994 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli bölgede yer alıp sanık tarafından işletilen otelde mevcut sundurmanın kenarlarına yeni pvc pencere çerçeveler takıldığının belirtildiği, sözü edilen rapora istinaden sanık hakkında 10/03/2009 tarihli iddianame ile “otelin açık olan sundurmasının etrafını pvc kaplayarak 2863 sayılı Kanuna muhalefet ettiği” iddiasıyla dava açıldığı, gerek soruşturma aşamasında kolluk kuvvetlerince düzenlenen 27/08/2008 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında, gerekse kovuşturma aşamasında icra edilen keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında, pvc pencere ile kapatılan sundurmanın yıkılmış olduğunun belirtildiği, aynı zamanda 1. derecede arkeolojik sit alanında herhangi bir tahribata neden olunmadığının da belirlendiği bu durumda, iddianamede açıklanıp yargılamaya konu edilen eyleme ilişkin olarak atılı suçun unsurlarının oluştuğundan söz edilemeyeceği, diğer yandan, 10/10/2007 tarihli raporun düzenlenmesinden sonra yapılan ihbar üzerine müze uzmanlarınca olay yerine ikinci kez gidildiğinde, suça konu otel ve çevresinde bazı inşai müdahalelerde bulunulduğu belirlenerek 10/04/2008 tarihli raporun tanzim edildiği, incelenen dosyada sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle iki farklı rapor ile tespit edilen fiiller bakımından 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin sanık hakkında uygulanma olanağı bulunmadığı gibi, 10/04/2008 tarihli raporda belirtilen eylemlerin ayrı bir yargılamanın konusu olabileceği, 10/10/2007 ve 10/04/2008 tarihli raporlara konu olan eylemlerin aynı dava kapsamında değerlendirilmesinin açıklanan nedenlerle sonuca etkili olmayacağı anlaşılmakla, atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mahkumiyeti yönünde hüküm tesisi, Kabule göre de;
1- Sanığın hangi eylemi nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiğinin gerekçeli kararda tartışılmaması,
2- 5237 sayılı TCK’nın 53/3 maddesi uyarınca sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasına karar verilirken, hak yoksunluğu süresinin koşullu salıverilme tarihine kadar olması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Suçtan zarar görmeyen ve 2863 sayılı Kanuna aykırılıktan doğan davalara katılma hakkı bulunmayan … adına hazine vekilinin katılma talebinin kabulü ile yargılama sonucunda anılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 16/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.