YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/17412
KARAR NO : 2013/6986
KARAR TARİHİ : 12.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluşa uygun kabule göre; Devlet hastanesinde kadın doğum uzmanı hekim olarak görev yapan sanığın, gebeliğini aylık kontroller sürecinde takip ettiği katılanın 9.3.2007 tarihinde saat gece 02’00 sıralarında doğum sancılarının başladığı düşüncesiyle hastane doğum servisine başvurması üzerine, sabah 07 ve akşam 16’30’da muayene yaparak normal doğumu bekleyeceğini belirttiği, bu arada suni sancı verildiği, saat 20’30 sıralarında katılanın kendisini kötü hissetmesi nedeniyle yaptığı muayeneden sonra sezeryan kararı verdiği, saat 21’00’de alınan NTS raporuna göre ceninin canlı olduğu, saat 22 sırasında yapıldığı kabul edilen sezeryan ameliyatı sonucunda ölü olarak doğumun gerçekleştirildiği;
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 22 Şubat 2008 tarih ve 1169 sayılı kararında; “anestezi fişi ve diğer belgelerde sezeryan saati 22:00 olarak yazılmış iken silinerek 21:00 şeklinde düzeltilmiş ise de, bebeğin saat 21:00’de çekilen NTS raporunun fetusun kötü durumda olduğunu göstermediği, doğum sonrasında bebeğin canlı olmadığının tanımlandığı ve canlandırma işlemine de cevap vermediği, böylesi bir tabloda hipoksinin saat 21’00 sonrasında gerçekleştiği ve sezeryan saatinin 22:00 ile uyumlu olduğu, mahkemece de doğum saatinin 22:00 olarak kabulü halinde (nabız, tansiyon, ateş, çizelge evrakında da görüldüğü üzere) fetustaki hipoksinin tespitinde ve acilen doğurtulmasında (sezeryan) geç kalındığı cihetle doktorun eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığı”nın mütalaa olunduğu, mahkemenin de dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile delil tartışması sonucunda sanığın hastaya geç müdahale ederek ceninin amnion sıvısını yemesi sebebiyle asfiksi sonucu ölmesine neden olduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.
1- Savunma, katılan ve tanık anlatımları ile tıbbi belgeler ve anılan rapor karşısında, sanığın doğumun normal yoldan gerçekleşmesi için bekleme, bu amaçla suni sancı verme, ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu raporunda da belirtildiği üzere, sezeryana başvurup doğumu gerçekleştirmede geç kalınması biçimindeki eyleminde, sanığın tıbbi müdahaleyi geciktirme bilinç ve iradesiyle ve dolayısıyla kasıtla hareket ettiğine ilişkin kanıtlar gösterilmeden, kasten işlenebilen TCK’nın 257/2. maddesi (ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu) uyarınca ceza verilmesi,
2- Oluş ve kabuldeki gibi, tıp bilimi ve mesleği kurallarına aykırı olarak, doğum için gereken tıbbi müdahalede geç kalınmasının dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali biçiminde gerçekleşmesi durumunda eylemin manevi unsurunun taksir olacağı nazara alındığında;
Bir gece önce 02’de başlayan doğumun normal yolla gerçekleşmemesi ve müdahalede gecikilmesi nedeniyle saat 20:30 sıralarında katılan annenin rahatsızlığının da artması sebebiyle sanığa durumun bildirildiği, başka bir deyişle doğum için gereken tıbbi müdahalede geç kalınmasının annenin sağlığını olumsuz etkilemesi dolayısıyla ihmali davranışla anneye karşı taksirle yaralama suçunun meydana geleceği, ayrıca kanunda, taksirli fiilin, “gebe bir kadının çocuğunun düşmesine” neden olmasının taksirle yaralama suçunun nitelikli şeklini oluşturacağının öngörülmesi ve anılan hükümle analık hakkı yanında fetüsün (ceninin) varlığının da korunması karşısında, suçun tamamlanması için ana rahminden çıkartılması zorunlu olmayıp, ceninin ana karnında ölümüne neden olunması fiilleri de hukuki anlamda ‘düşük’ olarak niteleneceğinden, eylemin TCK’nın 89. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.