Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/12903 E. 2023/23323 K. 30.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12903
KARAR NO : 2023/23323
KARAR TARİHİ : 30.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/70 E., 2022/309 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hakaret suçundan sanık …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 62 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 2.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Alanya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/70 Esas, 2022/309 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 gün ve 2023/58408 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, katılan …’in hukuk bürosunda çalışan katılan …’in icra ekibiyle birlikte sanığa ait emlak ofisi olarak kullanılan işyerine haciz işlemleri için gittiği, haciz esnasında tutanakta da yazılı olduğu şekilde sanığın …’e ” seni avukatın … denen o…. çocuğu gönderdi, sen de o… çocuğusun.” şeklinde sözler söylemek suretiyle hakarette bulunduğunun anlaşılması karşısında, aynı olayın devamı kapsamında aynı yer ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen hakaret suçunun tek bir fiille gerçekleştirildiği anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125/1-3-a maddesi uyarınca tek ceza verilip, cezanın anılan Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmeyerek, katılan …’e yönelik hakaret suçundan ayrıca cezalandırılmasında,
Kabule göre de;
Olayın, sanığa ait emlak ofisinde gerçekleştiği, dolayısıyla söz konusu yerin izinle girilmesi gereken yerlerden olup aleni olmaması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 125/1 inci maddesi gereğince belirlenen temel cezadan anılan Kanun’un 125/4 üncü maddesi uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesinde, İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un “Zincirleme Suç” başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’un sistematiğinde, kural olarak yasadaki suç tanımına uygun her bir netice ayrı bir suç oluşturmasına karşın, bu kuralın istisnalarına, 5237 sayılı Kanun’un “Suçların içtimaı” bölümünde, 42, 43 ve 44 üncü maddelerine yer verilmiştir. Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil yani hareket hukuksal anlamda tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Bu durumda hareket tek olduğu için, fail hakkında tek bir ceza verilecek, ancak bu ceza mağdur sayısı fazla olduğu için, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacaktır. (Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012 tarih ve 15/491-219 sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Sanık hakkında hakaret suçu yönünden, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verildiği, 125 inci maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca verilen kesin nitelikteki adli para cezasının ise kanun yararına bozma talebine konu edildiği anlaşılmıştır.
Sanığın hakaret eylemlerini emlak ofisi olarak kullandığı ve izinle girilmesi gereken iş yerinde, aynı anda birden fazla şikâyetçiye karşı gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozulan diğer dava derdest olduğundan dava dosyaları birleştirilerek, 5237 sayılı Kanun’un üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiği ve aleniyet unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 125 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca ayrıca hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Alanya 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.05.2022 tarihli 2021/70 Esas, 2022/309 Karar sayılı kararda yer alan sanık tarafından katılan …’e yönelik eylem nedeniyle verilen hüküm yönünden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Karardaki hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendine göre, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2023 tarihinde karar verildi.