YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/13910
KARAR NO : 2010/20880
KARAR TARİHİ : 15.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Mahkemenin 9.4.2008 tarihinde “…1 hafta içerisinde Yargıtay’a temyizi kabil olmak üzere karar verildi…” biçiminde sanığın yüzüne karşı tefhim olunan kararda Yargıtay CGK’ nun Dairemizce de benimsenen 30.01.2007 …, 2007/3-9 esas ve 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2, 232/6 ve Anayasa’nın 40. maddesi hükümlerine göre kararda yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkca gösterilmesi gerekmektedir. Buna rağmen tefhim olunan kararda yasa yolu ve mercii yanlış gösterilmiş, şekli ise hiç gösterilmemiş olup belirtilen yasa maddelerine aykırı davranılmış olmakla, bu durum 5271 sayılı CMK’ nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni teşkil edeceğinden ve bu durumda yasa yolu süresinin işlemeye başlayacağından söz edilemeyeceğinden, sanık vekilinin 11.6.2008 tarihli temyiz dilekçesi süresinde kabul edilerek yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uygulama esasları ve koşullarının belirlendiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarih, 2008/11-250 E, 2009/13 sayılı kararında “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesinde zarar yönünden, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği” görüşünün benimsenmesi dikkate alınarak mahkeme tarafından mağdurda meydana gelen zarar, kanaat verici ve basit bir araştırmayla saptanıp, sanıktan tespit olunan bu zararı giderip gidermeyeceği sorulup ve diğer koşulların da mevcudiyeti halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili olarak bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen eksiklikler yerine getirilmeden ve denetime imkan verecek şekilde bir değerlendirme yapılıp, hükümde tartışılması yapılmadan,“…maddi ve manevi zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme, veya tazmin suretiyle giderilmediğinden …” biçimindeki gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün sair yönleri incelenmeksizin bu nedenlerle BOZULMASINA, 15.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.