YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10029
KARAR NO : 2023/4721
KARAR TARİHİ : 02.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/980 E., 2015/1294 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ordu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2015 tarihli ve 2015/980 Esas, 2015/1294 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.10.2020 tarihli ve 2016/96598 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine,
3.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.”Mahkememizce yapılan açık yargılama sonucunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar sanık …’ın kültür varlıklarını bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı veya sondaj yaptığı iddiası ile sanığın 2863 sayılı Kanun’un 74/1-1. cümle ve 5237 sayılı TCK’nın 53. maddaleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile mahkememizde kamu davası açılmış ise de; sanığın tutarlı savunmasının aksine, ihbarcının soyut ve hiçbir maddi delil ile desteklenmeyen beyanından başka sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yetecek kesin ve somut delil bulunmadığı, ihbarcının sanığı kazı yaparken gördüğüne dair tespitinin on yıl önce olan dava konusu yapılmayan başka bir olaya ilişkin olduğu, ihbarcının beyanlarının tamamen varsayıma dayalı olduğu, ihbarcının var sayımına dayalı hiç bir kesin ve somut delile dayanmayan beyanına göre sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulamayacağı ceza hukukunun temel prensibi olan ”şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin sanık lehine uygulanması gerektiği buna göre sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 Sayılı CMK’nın 223/2-e. maddesi gereğince beraatine ve Ordu Adli emenet memurluğunun 2015/15 sırasına kayıtlı bulunan kime ait olduğu tespit edilemeyen ancak suçta kullanılan ahşap saplı kürek, balyoz, kazma, keser ve bir adet (tek) eldivenin 5237 sayılı TCK’nın 54/1 maddesi gereğince musaderesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmektedir.
2. Sanık savunmasında; “üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben olay tarihinde zaten İstanbul da idim. Çocuklarım da İstanbul da öğretmenlik yapıyor, ayrıca ele geçirildiği iddia edilen kürek, balyoz, keser ve eldiven bana ait değildir. Katılma beyanına bir diyeceğim yoktur, ben İstanbul’daydım, müştekinin anlattığı ve bize sorduğu olay 10 yıl önce aramızda geçen diyaloğa ilişkindir, aramızda husumet olduğundan öz amcam bana iftira atıyor kesici aletle babamı öldürmeye teşebbüsten yargılandı sonra babam şikayetinden vazgeçti. Takdir mahkemenindir bana iftira atılıyor.” demiştir.
3. Müşteki … duruşmadaki beyanında; “Benim eve yaklaşık 150-200 m ilerisinde ben … ile yanınnda tanımadığım bir kişinin mezar açtığını gördüm. Ben de yanlarına gittim, “burda ne arıyorsunuz” diye sordum, ancak bana cevap vermediler. Ben de jandarmaya şikayet edeceğimi söyledim. Bunun üzerine … bana “nereye şikayet edersen et” dedi. Ben de bunun üzerine jandarmaya haber verdim, kazı yapılan yer sit alanıdır tarihi yerdir, olay nedeni ile benim maddi zararım yoktur, davaya katılmak istemiyorum. Müştekinin soruşturma aşamasında alınan beyanı okundu. Çelişki nedeni ile soruldu: ben olay tarihinde dedektörle … ve yanındaki kişiyi gördüm. Yanlarına gidip neden kazı yaptıklarını sordum. Ancak ben kazı yapılırken sanığı görmedim. Ben gördüğümde kazı yapılmıştı, bu nedenlerle önceki ifademi kabul etmem, ayrıca benden başka gören de olmadı. İhbar edenden soruldu, benim sanıkla yukarda anlattığım şekilde neden kazı yaptıklarını soralı 10 sene oldu, ancak bu kalenin olduğu yerlerde yine kazı yapılıyor, ancak kazı yaparken görmedim. Buna rağmen buraları sanıktan başkası yapmaz Zühtü den başka buraları kazan kimse olmaz.” demiştir.
IV. GEREKÇE
1.Olay günü saat 09.00 sıralarında … isimli kişinin arazisi üzerinde kazı yapıldığı bilgisinin alınması üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiği, olay yerinin yerleşim yeri dışında dere yanı, …’e ait arazi olduğu, sit alanı yakını olduğu, kazı alanının 30-40 cm derinlikte, 3 metrekare eninde olduğu, 2-3 hafta önce (eski kazılma) kazılmış olduğu, patika yoldan çıkıldığında 60-70 cm derinlikte, 1 metrekare genişlikte bir kazı çukuru daha olduğu, bu çukur içerisinde 1 kazma, 1 kürek, 1 balyoz, 1 keser, 1 eldiven ele geçirildiği, çevrede kazıyı gören birinin tespit edilemediği, ihbarda bulunan …’in kolluktaki beyanında sanığı kazı yaparken görmediğini ancak aletlerin sanığa ait olduğunu beyan ettiği, duruşmadaki beyanında da önce, sanığı mezar açarken gördüğünü ileri sürdüğü, sanıktan sorulması ve sanığın, bahse konu olayın 10 sene önce olduğu yönündeki savunması üzerine de, bahse konu kazı olayının 10 sene öncesine dair olduğunu, davaya konu kazıyı kimin yaptığını görmediğini beyan ettiği, sanığın savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, …’in kendisinin amcası olduğunu ve husumet nedeniyle konuşmadıklarını belirttiği, dosya kapsamında, sanığın kazı yaparken suç üstü yakalanmadığı, ihbarda bulunan …’in sanığı iddianameye konu kazıyı yaparken görmediğini beyan ettiği, bu hali ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ordu 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2015 tarihli ve 2015/980 Esas, 2015/1294 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.11.2023 tarihinde karar verildi.