YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18307
KARAR NO : 2013/12338
KARAR TARİHİ : 03.05.2013
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62/1, 63/1, 53/6.
maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Soruşturma safhasında, ölen …’in geçirdiği trafik kazası nedeniyle yaralanmasına ilişkin olarak 07/08/2008 günü saat 16:27’de Çukurova Devlet Hastanesince düzenlenen adli rapor formuna göre, hayati tehlikesinin bulunmadığının bildirildiği, aynı gün saat 18:15’de acil serviste ifadesinin alındığı ve alınan ifadesinde sanıktan şikayetçi olmadığını belirttiği, Cumhuriyet Savcılığınca yapılan ölü muayene işlemi sırasında hasta dosyasının incelenmesinde …’in, 08/08/2008 tarihinde saat 06:30 sıralarında kalbinin durduğu, canlandırma işlemine yanıt vermemesi üzerine saat 07:15 de ölü kabul edildiğinin yazılı olması, ölenin kızı olan katılan …’in 08/08/2008 tarihinde alınan beyanında hastaneye gittiğinde babasının sağ kolunun sarılı olduğunu, yavaş konuştuğunu, babasını kontrol eden doktorla görüştüğünde, babasının durumunun iyi olup, yaşamsal tehlikesinin bulunmadığını, hastaneden çıkarabileceklerini söylediğini, kendi isteği üzerine babasının 24 saat müşahadeye alındığı, babasının başında beklediğini, babasının 08/08/2008 tarihinde saat 06:30 sıralarında öldüğünü, Cumhuriyet Savcılığınca alınan beyanında ise; ayrıca babasının sürekli nefes darlığından şikayet ettiğini, doktora bandajın biraz gevşetmelerini istediğinde, doktorun bandajın bu şekilde durması gerektiğini söylediğini beyan ettiği, Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığının 2008/5233 sayılı otopsi raporuna göre, kişinin ölümünün kalp-damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, ölüm ile trafik kazası arasında illiyet bağı olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili ihtisas dairesinden görüş alınmasının uygun olacağının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulunun 22/04/2009 tarihli raporunda ise; hastane evrakındaki veriler, otopsideki makroskopik bulgular, histapatolojik tetkik sonuçları, grafi bulguları ve olayın gelişimi birlikte değerlendirildiğinde, kendisinde kronik kalp-damar hastalığı bulunan kişinin ölümünün trafik kazasına bağlı genel beden travmasıyla oluşan pnömotoraks ve skapula-klavikula kırıklarından gelişen yağ embolisi sonucu meydana gelmiş olduğu ve kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu, sorulan diğer husus olan yapılan tedavinin eksik, yanlış veya yetersiz olup olmadığının ve bu durumun ölüme etkisinin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan mütalaa alınmasının uygun olacağının bildirilmiş olduğu, sanık müdafii tarafından yargılama sırasında 22/12/2009 tarihli celsede, katılan …’in babasının ölümünün yetersiz bakım nedeniyle gerçekleştiği ve doktorların ihmali olduğuna ilişkin beyanı ve bu hususun araştırılmasını talep ettiği de gözönünde bulundurulduğunda, sanığın eylemi ile gerçekleşen ölüm olayı arasındaki nedensellik bağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın olay tarihinde sevk ve idaresindeki özel halk otobüsü ile meskun mahal, bölünmüş, tek yönlü, asfalt, 10,5 metre genişliğindeki kuru, düz, eğimsiz yolda seyir halinde iken yolun sağında 3 metre genişliğindeki bankette bisikleti ile seyreden …’e çarpması sonucu ölümüne neden olması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın tam kusurlu olduğu anlaşılmış ise de, sabıkası bulunmayan, yargılama sırasında olumsuz bir davranışı tespit edilmeyen ve duruşmaları da takip eden, hakkında yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak takdiri indirim uygulanan sanık hakkında iki sınır arasında temel ceza belirlenirken; 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi göz önüne alınarak adalet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, taksire dayalı kusurun ağırlığı şeklindeki kanundaki ibareler tekrar edilmek suretiyle teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek fazla cezaya hükmolunması ile “suçun işlenmesindeki özellikler ile sanığın kişiliği” şeklindeki dosya kapsamı ile uyumlu olmayan kanundaki sözcüklerin tekrarından ibaret gerekçeler ile hükmolunan hapis cezasının paraya çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi ,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 03.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.