Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/28092 E. 2013/6451 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28092
KARAR NO : 2013/6451
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

Hakaret ve tehdit suçlarından sanık … hakkında Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/131 esasına kayden görülen davada, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı ile karı-koca olmaları sebebiyle, mahkeme hakimince tensiple verilen çekinme kararının kaldırılmasına ilişkin, merci Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2012 tarihli ve 2012/104 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/07/2012 gün ve 189502 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/11/2011 tarihli ve 2011/15916 esas, 2011/57195 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca, mahkeme hakiminin, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının eşi olması sebebiyle tarafsızlığının şüpheye düşeceği gerekçesiyle çekinmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından çekinme talebinin kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanık … hakkında, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 03/05/2012 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasının, tevzi işlemi sonucunda, Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesine gönderildiği, mahkemece iddianamenin kabulüne karar verildikten sonra yapılan 09/05/2012 tarihli tensiple, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının mahkeme hakiminin eşi olması nedeniyle, CMK’nın 30/2. maddesi uyarınca davadan çekinme kararı verilerek, davaya bakmak üzere hakim görevlendirilmesi için dosyanın Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, Asliye Ceza Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının, mahkeme hakiminin eşi olmasının, hakimin davaya bakamayacağı haller içerisinde sayılmadığı, hakimin reddi sebeplerinin de bulunmadığı gerekçesiyle, 11/05/2012 tarih ve 2012/104 değişik iş sayılı kararla çekilme kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
İddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının, yargılamayı yapacak olan hakimin eşi olmasının, CMK’nın 30/2. maddesi kapsamında çekinme sebebi olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.( Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Hakaret ve tehdit suçlarından sanık … hakkında, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 03/05/2012 tarihli ve 2012/3428 nolu iddianamesi ile açılan kamu davası tevzi işlemi sonucunda, Küçükçekmece 4. Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmiş, mahkemece 09/05/2012 tarihinde yapılan tensiple, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının, mahkeme hakiminin eşi olması nedeniyle, 2802 sayılı Kanunun 46. maddesi ile CMK’nın 30/1-2. maddeleri gereğince davadan çekinme kararı verilerek, davaya bakmak üzere hakim görevlendirilmesi için dosya merci Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısının, mahkeme hakiminin eşi olmasının, hakimin davaya bakamayacağı haller içerisinde sayılmadığı, hakimin reddi sebeplerinin de bulunmadığı gerekçesiyle, 11/05/2012 tarih ve 2012/104 değişik iş sayılı kararla çekilme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Konuya ilişkin yasal mevzuat incelendiğinde; 2802 sayılı Kanun’un 46/1. maddesinde; “Karı – koca, ikinci derece dahil kan ve sıhri hısımlar bir mahkemenin aynı dairesinde görev yapamazlar.”
5271 sayılı Kanun’un 30. maddesinde; “(1) Hâkim, yasaklılığını gerektiren sebeplere dayanarak çekindiğinde; merci, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirir.
(2) Hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verir. Çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.” hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, hakimin davaya bakamayacağı hallerin düzenlendiği CMK’nın 22. maddesinde sınırlı olarak sayılan hallerin bulunması nedeniyle, davaya bakan hakimin çekinmesi durumunda, CMK’nın 30/1. maddesi uyarınca merciin, bir başka hâkimi veya mahkemeyi davaya bakmakla görevlendirmesinin yasal bir zorunluluk olmasına karşın, CMK’nın 30/2. maddesine göre, hâkim, tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebepler ileri sürerek çekindiğinde, merci çekinmenin uygun olup olmadığına karar verecek ve çekinmenin uygun bulunması halinde, davaya bakmakla bir başka hâkim veya mahkeme görevlendirecektir. Kanun koyucu CMK’nın 30/2. maddesindeki durumda, hakimin çekinmesinin somut olaya uygun olup olmadığını değerlendirerek, karar vermesi için merciye takdir hakkı tanımıştır. Bu takdir hakkı kullanılarak yapılan değerlendirme sonucu verilen kararın, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi hukuka uygun görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/05/2012 tarihli ve 2012/104 değişik iş sayılı kararının, takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan YASA YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.