YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/19285
KARAR NO : 2023/14345
KARAR TARİHİ : 20.11.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1592 E., 2023/1938 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükmedilen cezanın tür ve süresi itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık … … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek;
I. Sanık … … yönünden yapılan incelemede;
Sanık … …’un 14-18.09.2024 tarihli dilekçeleri ile temyiz kanun yolundan feragat ettiğinin anlaşılması karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 266/1 inci maddesi uyarınca vazgeçme nedeniyle, dosyanın incelenmeksizin mahkemesine İADESİNE,
II. Sanıklar … ve …’ın mağdur …’e karşı nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı Kanun’un 288 inci maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeleryapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık … ve müdafii ile sanık … ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanık …’ın tekerrüre esas alınan ilamında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin uygulandığı anlaşılmakla sanığın ikinci kez mükerrir olduğunun tespiti ile cezasının 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar haklarında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar haklarında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebepleri yönünden eleştiri dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 302/1 inci maddesi uyarınca, sanık … ve müdafii ile sanık … ve müdafiinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA,
III. Sanıklar … ve …’ın mağdur …’a karşı nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5271 sayılı Kanun’un 288 inci maddesinin ”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.”, aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.” ve aynı Kanun’un 301 inci maddesinin “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeleryapar.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık … ve müdafii ile sanık … ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
Sanık …’ın tekerrüre esas alınan ilamında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulandığı anlaşılmakla sanığın ikinci kez mükerrir olduğunun tespiti ile cezasının 2. kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Olay günü sanık …’ın uyumakta olan mağdur …’in cebinde bulunan içerisinde banka kartı ve 200,00 TL para bulunan cüzdanını aldığını gören tanık M.’yi görmesi ve mağdurun durumu fark etmesi üzerine sanıklar ile suça konu eşyaların geri istenmesi ile başlayan tartışma sırasında sanık …’ın eline aldığı bira şişesini taşa vurarak kırdığı ve mağdur …’i yaraladığı, sanık … ise eline sivri teli mağdurlara doğrulttuğu, mağdur …’in cüzdanını yerde bulduğu ve içerisinde bulunan 200,00 TL parasının alındığını gördüğü olayda, sanıkların mağdur …’e karşı eylemleri hakkında 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a,c-h, 168/1-3, 62 nci maddeleri kapsamında mahkûmiyet hükümleri verilmiştir. Değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır.
5237 sayılı Kanun’un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar inidirilebilir.” denilmektedir.
Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 145 inci (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
5237 sayılı Kanun’un 145 veya 150/2 nci maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez.
Hâkim indirim oranını 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
5237 sayılı Kanun’un 145 ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, TC. Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Kanun’un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır.
Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Kanun’un 145 veya 150/2 inci maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır.
Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır.
Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yerel mahkeme kararında sanıklar tarafından mağdura ait banka kartı ve 200,00 TL paranın yağmalandığı belirtilmiş ise de; dosya kapsamından mağdura ait cüzdanın içerisinden sadece 200,00 TL paranın yağmalandığı, mağdurun banka kartının sanıklar tarafından zorla alındığına yönelik aşamalarda herhangi bir beyanı bulunmadığı anlaşıldığından, suç tarihi olan 20.08.2020 tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanıklara verilen cezalarda değer azlığı indiriminin yapılması gerekir.
Açıklanan nedenlerle;
5237 sayılı Kanun’un 150/2 nci maddesiyle sanıklara verilen cezalardan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafii ile sanık … ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 nci maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın … 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.