Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2023/698 E. 2023/4561 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/698
KARAR NO : 2023/4561
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/520 E., 2016/171 K.
SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/520 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.03.2021 tarihli Tebliğname ile hükmün onanması görüşüyle Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da TCK 123 maddesindeki suçun oluşabilmesi için sanık tarafından hukuka aykırı eylemin ısrarlı bir şekilde yapılmasının şart olduğu, olayda sanığın bir kez katılanın kapısına giderek kapısını tekmelemiş olmasının kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsurlarını oluşturmadığı, kaldı ki katılanın iddiasına göre sanığın katılanın evinin önüne gittiğinde katılanın evde olmadığı dikkate alındığında unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraatına karar verilmesi gerekmiştir.” denilmiştir.

2. Sanık beyanında “… Olay tarihinde ben müştekiyi telefonla aradım. Müştekinin oturduğu ev annemden bana mirasen intikal etmişti. Müşteki babamla beraber o evi kullanıyorlardı. Ben telefonda ya babam seninle otursun ya da sen evi boşalt diye söylemiştim. Ancak telefonu kapattı. Ben de bu sırada müştekinin abisine telefon açarak ev konusunu konuşmak için müştekinin evine gittim. Müşteki evde yoktu. Apartman kapısı kapalı olduğundan komşulardan birinin ziline basarak kapıyı açtırdım. Kapıyı tekme ile kırmış değilim. Kesinlikle kapıya da tekme atmadım. Daha önce hasar varsa bilemem. Komşular gürültü yaptığından ya da kapıya tekme attığımdan değil kapıyı komşular vasıtasıyla açtırdığımdan benim geldiğimden haberleri vardır. Ben aşağıdayken polisler geldiler. Babam da geldi bana yapma oğlum diye söyledi. Ben müştekiyi aradığımda alkollü değildim.” demiştir.

3. Katılan beyanında “Olay tarihinden önce eşimin evde alkol kullanması ve huzursuzluk çıkarmasından dolayı evden uzaklaştırma kararı verilmişti. Önce bir ay sonra iki ay olmak üzere üç ay uzaklaştırılmıştı. Bu olay üzerine sanık saat 20 sıralarında beni telefonla arayarak evi boşaltmamı, evin kendisine ait olduğunu söyleyerek sinkaflı şekilde hakarette bulundu. Ben de bunun üzerine iki çocuğumu alarak Balçova’daki ağabeyimin evine gittim. Bundan yarım saat kadar sonra saat 21-21:30 sıralarında sanık tekrar beni cep telefonumdan aradı. Hatta abimi de kast ederek hep birlikte oturup konuşalım diyerek abimi ayağına çağırdı. Abim de alkollü olduğunu ayık kafayla konuşalım diyerek talebini kabul etmedi. Bundan da yarım saat kadar sonra bu kez komşularım beni telefonla arayarak acele gel kapın kırılıyor diye söylediler. Abimin tavsiyesi üzerine ben direk şikayet için karakola gittim. Ben gittiğimde de komşuların araması üzerine şahıslar karakola çekilmişlerdi. Beş altı kişilerdi. Hepsi sarhoştu. Aynı şekilde çingene diyerek hakaret ediyorlardı. Daha sonra polisin isteği üzerine sanıkla tekrar konuştuğumda evi boşaltmamı söyledi. Daha sonra evime gittiğimde kapım kırıktı ve yarıya kadar açık duruyordu. Bunun üzerine tekrar polisi arayarak şikayetçi oldum. Sanıktan şikayetçiyim. Duruşmalara katılmak istiyorum. Uzlaşmak istemiyorum. Olayı bizzat ben yaşadığım için tanığım yoktur” demiştir.

IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun maddi unsurunun, sırf huzur ve sükununu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulmasından ibaret olduğu gözetildiğinde, somut olayda, sanığın üvey annesi olan katılanın evi boşaltmasını istemek için bir kez araması ve daha sonra da katılanın evde olmadığı vakitte eve gelerek kapıyı tekmelemesi şeklinde gerçekleşen olayda, mahkemece sanığın eyleminin suçun tanımında yer alan ısrar unsurunu taşımadığı kabulü ile sanığın beraatine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

2. Suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verilmesine rağmen, uygulama maddesinin 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi olarak gösterilmesi, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hukuka aykırılık olarak belirlenmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle İzmir 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/520 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 1 numaralı paragrafında yer alan “CMK 223/2-c” ibaresi çıkarılarak yerine “5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.