YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3546
KARAR NO : 2023/13971
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/176 E., 2020/33 K.
SUÇLAR : Nitelikle tehdit, necicesi sebebiyle kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, düzeltilerek onama
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310/3 üncü maddesine göre, Cumhuriyet savcılarının temyiz süresinin hüküm tarihinden itibaren bir ay olmasına göre, o yer Cumhuriyet savcısının 27.02.2020 tarihinde verilen hükmü süre geçtikten sonra 06.04.2020 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Deverakani Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2012 tarih 2012/55 No.lu iddianamesi ile;
a) Sanık hakkında nitelikli tehdit suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca,
b) Sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanunu’nun 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) benti, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca,
Cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
2. Yapılan yargılama sonucu Devrekani Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2014 tarihli ve 2012/88 Esas, 2014/8 Karar sayılı kararı ile sanığın;
a) Nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) benti, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
3. Devrekani Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.01.2014 tarihli ve 2012/88 Esas, 2014/8 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 14.10.2019 tarihli ve 2015/13812 Esas, 2019/15694 Karar sayılı ilâmıyla;
“Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Olay günü mağdur …’nun sanık … …’e yumruk atması sonucu taraflar arasında çıkan kavgada, sanığın mağdur … tarafından bıçakla yaralanması üzerine araçta bulunan tüfeği alarak mağdur …’u yaralayıp mağdurları ölümle tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak sonucuna göre TCK’nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün uygulanma ihtimalinin tartışılmaması, ”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu Devrekani Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/176 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile;
a) Nitelikli tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) benti, 43 üncü maddesi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 5.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Beraat kararı verilmesi gerektiğine, haksız tahrik indiriminin üst sınırdan yapılması gerektiğine, 231 inci ve 51 inci maddelerin uygulanması gerektiğine,
Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü mağdur …’nun sanık …’a yumruk atması sonucu taraflar arasında çıkan kavgada, sanığın, mağdur … tarafından bıçakla yaralanması üzerine araçta bulunan tüfeği alarak mağdur …’u yaralayıp mağdurlar …, … ve …’nu ölümle tehdit ettiği anlaşılmıştır.
2. Olay günü sanığın elindeki tüfeği mağdurların üzerine doğrultarak tetik düşürmüş olduğu ancak tüfeğin ateş almadığını gören olay yerindeki kolluk görevlilerince sanığa müdahale edilerek suçta kullandığı tüfeğin elinden alındığına dair 08.07.2012 tarihli tutanak dosya içerisinde yer almaktadır.
3. Mağdur …’un olay nedeniyle basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek ve vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığına dair hastane raporu dosya içerisinde yer almaktadır.
4. Sanığın olay sırasında mağdur …’un eylemi neticesi yaralandığı hastane raporundan anlaşılmış ve mağdur hakkında sanığa yönelik kasten yaralama suçundan mahkûmiyet kararı verilerek hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.
5. Sanık savunmasında suçunu ikrar etmiştir.
6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Nitelikli Tehdit Suçu Yönünden:
1. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiğine Yönelik;
Mağdurların beyanları, mağdurların beyanları ile uyumlu 08.07.2012 tarihli tutanak, sanığın ikrarı ve Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmı karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Haksız Tahrik İndiriminin Üst Sınırdan Yapılması Gerektiğine Yönelik;
Bozma ilâmında belirtildiği üzere dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, mağdurlardan sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının isabetli olduğu değerlendirilerek mahkemenin takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
3. 231 inci ve 51 inci Maddelerin Uygulanması Gerektiğine Yönelik;
Sabıka kaydında kasıtlı suçtan mahkûmiyetleri bulunması, aynı suçu işleme eğilimi ve yatkınlığı, sanığın suç işlemeye meyilli kişilik yapısı sebebiyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmamasına dair Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
4. Vesaire Yönelik;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlasıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama Suçu Yönünden:
Sanığa yükletilen neticesi sebebiyle kasten yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
İleri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
1. Sanık hakkında kurulan hükümde, 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebilecek olması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezasının ödenmemesi halinde kalan cezanın hapse çevrilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanık hakkında belirlenen sonuç cezanın adli para cezası olması karşısında, hapis cezasının kanuni sonucu olan hak yoksunluklarının uygulanamayacağının gözetilmemesine ilişkin hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
A. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkeme kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Nitelikli Tehdit Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) numaralı açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Kasten Yaralama Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından ”5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların” ve “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” ibaresinin çıkarılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.