YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/8880
KARAR NO : 2013/13672
KARAR TARİHİ : 15.05.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK’nın 89/1,2-e; 62; 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve mağdur vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde 10 yaşında olup, kanuni temsilcileri olan anne ve babasının soruşturma aşamasında şikayetçi olmaları ancak duruşmaya ve davaya katılmamaları nedeniyle davaya katılma hakkını kullanamayan mağdur küçüğün, 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesi uyarınca “katılan sıfatını alabilecek surette suçta zarar gören” sıfatıyla temyiz hakkının bulunduğu kabul edilerek, olayda yaralanması nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördüğü anlaşılan ve 12/12/2012 tarihli tevdi kararımız üzerine mahal mahkemesinin talebiyle baroca atanan vekili tarafından hüküm temyiz edilmek suretiyle katılma iradesi ortaya koyulan mağdur küçük …’ın, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına, vekili Av. ……..’nun da katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasının nedenleri olarak, dosya içeriğiyle uyumlu şekilde, sanığın olay sonrası ağır yaralı mağduru olay yerinde bırakıp kaçmış olması, suç ile oluşan mağduriyeti giderme yönünde herhangi bir girişiminin de bulunmaması ve duruşmada gözlenen suç işlemeye eğilimli kişiliği şeklindeki diğer gerekçelere de gerekçe bölümünde yer verilmiş ve bu nedenlerle sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığının da açıkça belirtilmiş olması ve bu nedenlerin de başlı başına bu lehe müesseselerin uygulanmaması için yeterli görülmesi ve iki sınır arasında temel ceza belirlenirken, cezanın alt ve üst sınırını oluşturan ceza miktarları, suçun işleniş biçimi, kusur durumu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığının dikkate alınması esas olup, olay günü gündüz saatlerinde, 4 yönlü kontrolsüz kavşağa, yönetimindeki bisikletle soldan giren ve kavşağa kendisinin seyir yönüne göre sağdan yönetimindeki motorsiklet ile giren sürücü belgesiz sanığa ilk geçiş hakkını vermeyerek yoluna devam etmek isteyen 10 yaşındaki mağdur-küçüğe motorsikletiyle çarparak, mağdur küçüğün, beyin kanaması ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına neden olup, olay sonrası durmayarak olay yerinden kaçan ve iki gün sonra kollukça yakalanan sanık olayda tali kusurlu ise de, TCK’ nın 61. maddesindeki kusur dışındaki diğer ölçütler ve bu bağlamda sanığın eylemi sonucu oluşan zararın derecesi, suçun işleniş biçimi ve sanığın suç sonrası davranışları da temel cezanın tayininde dikkate alınarak hak ve nasafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmek suretiyle sanık hakkında temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak tesbitinde isabetsizlik görülmemesi karşısında, tebliğnamedeki 1 no’lu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, verilen cezanın haksız ve ağır olduğuna; katılan vekilinin, kusur durumuna göre sanığa üst hadden ceza tayini gerektiğine ilişkin, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında temel ceza olarak TCK’nın 89. maddesinin 1. fıkrasındaki seçimlik cezalardan hapis cezası tercih olunarak 4 ay hapis cezası tayin edildiği halde, aynı maddenin 2. fıkrasının ( e ) bendi gereğince yapılan 1/2 oranında artırım sonucu, temel cezanın türü ve aynı kanunun 50/2. maddesiyle çelişir şekilde 6 ay adli para cezasına ve devamında aynı kanununun 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında yapılan indirim sonrası tekrar hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle hükmün karıştırılması ,
2-Sanık hakkında, taksirli suçlarda uygulanma imkanı olmayan TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanması suretiyle hak yoksunluğuna hükmedilmiş olması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasının -1 ve 3 no’lu bentlerindeki takdir durumu da gözetilerek- 2 no’lu bendindeki “adli para cezası” ibaresinin “hapis cezası” şeklinde düzeltilmesi ve 4 no’lu bendinin tümüyle hükümden çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15/05/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.