Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1771 E. 2012/8172 K. 29.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1771
KARAR NO : 2012/8172
KARAR TARİHİ : 29.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.11.2010 gün ve 10564 – 14394 sayılı bozma kararı özetle; [Davacı … Yönetimi, ….. ilçesi, …. beldesi 18934 parsel sayılı 55400 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 2005 yılında ilk kez yapılan ve 14.04.2005 – 14.10.2005 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında, öncesi kısmen orman olan taşınmazın kadastro komisyonu tarafından orman sayılmayarak orman alanı dışında bırakıldığını, bu sınırlar yönünden orman kadastro işlemin iptali ile taşınmazın orman olan bölümünün orman alanı içine alınmasını istemiştir. Mahkemece, yörede arazi kadastrosunun 20.04.1973 tarihinde kesinleştiği, orman kadastrosunun da 2005 yılında yapıldığı ve altı aylık süre ile ilan edilerek 14.10.2005 tarihinde kesinleştiği orman kadastrosunun 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi gereğince ikinci kadastro olup hükümsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … Yönetimi, yörede 2005 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın 10500 m2’lik bölümünün orman niteliğinde olduğu halde orman kadastro sınırları dışında bırakıldığını belirterek yasal süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açmıştır. Mahkemece, davanın kesinleşmiş orman kadastrosuna dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğu, dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosunun 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi gereğince ikinci kadastro olup hükümsüz olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma yetersiz olduğu gibi mahkemenin gerekçesi de doğru değildir.
6831 sayılı Orman Yasasının 7. maddesindeki “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit ( “Her çeşit” kavramı o yerde daha önce arazi kadastrosu yapılan ve yapılmayan tüm taşınmazları kapsamaktadır.) taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tespiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü ile orman kadastro komisyonlarına her çeşit taşınmazın sınırlandırılması yetkisi verilmiş olması nedeniyle, bu komisyonlarca yapılan orman kadastrosu işlemlerinin ikinci kadastro olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle yöntemince orman araştırması yapılarak dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmesi gerekir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785, 5658, 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Yasa ile sadece hangi nitelikteki taşınmazların devlet ormanı sayılacağını göstermiş ve devlet ormanlarının kadastrosunun apılmasını öngörmüştür. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyletaşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli, kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal – renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve böylesine yapılacak araştırma ve uygulama sonucunda dava konusu yerin orman olduğu anlaşılırsa “Orman kadastro sınırının fen ve orman bilirkişi rapor ve eki krokide gösterildiği gibi düzeltilip orman sınırı içine alınmasına” orman sayılmayan yer olduğu sonucuna varılırsa da orman kadastrosuna itiraz davasının reddine karar verilmelidir.] şeklindedir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabulüne, 18.08.2011 ve 05.09.2011 tarihli bilirkişi krokisinde 7280.94 m2 olarak gösterilen bölümün orman sınırı içine alınmasına, 40.722.68 m2 bölüm yönünden davanın reddine ve … ile … mirasçıları olan davalılar adına tapuya tesciline, 7396.38 m2 bölümün kadastro tutanağının iptali ile yol olarak haritasında gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamına ve kararın dayandığı gerekçeye göre, uzman orman bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B) işaretli 7280 m2 bölümünün eski tarihli resmi belgelerde orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek bu bölümün orman sınırı içine alınmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; taşınmazın (A) işaretli 40722 m2 bölümü zaten tapuda davalı adına kayıtlı olduğu halde ve orman kadastrosuna itirazı inceleyen mahkemenin kişiler adına tescil kararı verme yetkisi de bulunmadığı halde, mükerrer sicil oluşturacak şekilde bu bölümün yeniden davalılar adına tesciline karar verilmesi ve 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesinde yazılı haller de bulunmadığı halde, 7396 m2 bölümün paftada yol olarak gösterilmesine karar verilmesi doğru değil ise de, bu yanılgıların giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2. bendinin 2. ve 3. paragrafının tamamen hükümden çıkarılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine 29.05.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.