Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1359 E. 2023/2894 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1359
KARAR NO : 2023/2894
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/347 E., 2022/481 K.
DAVALILAR : 1-… Havacılık Denizcilik Temizlik Gıda Tic.A.Ş.
2- … Enerji Tesis Temizlik Peyzaj Medikal İnş. Orman Ürn. Denizcilik Gıda Oto. Turz. Petr. Teks. Eml. Taah. Tic. San. A.Ş., 3- … Denizcilik Makina ve Tic. A.Ş. vekili Avukat …
FER’Î MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 23.07.2013
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki itibari hizmet süresi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı … Denizcilik Makina ve Tic. A.Ş. ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverenler nezdinde gemi adamı olarak geçen ve feri müdahil Kuruma bildirimi yapılan çalışmaları için 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesi kapsamında itibari hizmet süresi tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Feri müdahil Kurum vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Denizcilik Makina ve Ticaret A.Ş. vekili, öncelikle hak düşürücü süre yönünden ve zaman aşımı nedeni ile davanın reddini, davacının müvekkil şirket ile 31.12.1997 tarihinde imzalamış olduğu ibraname ile müvekkil şirketten hiçbir hak ve alacağı kalmadığını açıkça belirterek ayrıldığını belirttiğini, bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz olan davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Denizcilik … ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz talebinde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Feri müdahil Kurum vekili, davacının bildirimlerinin usulüne uygun işlendiğini eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen kararın bozulmasını istemiştir.

Davalı ……. vekili, davacı bildirimlerinin çalışmalarına uygun şekilde bildirildiğini, eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı işverenler tarafından feri müdahil Kuruma bildirilen çalışmalara itibari hizmet süresi verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun Ek 5 inci maddesi.

3. Değerlendirme
Davacı tarafından itibari hizmet süresi tespiti talepli eldeki davada Mahkemece verilen kararın Dairemiz 01.07.2021 tarihli, 2019/5804 Esas 2021/9460 Karar sayılı kararı ile, “…Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.

Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.

Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, … 1995, s. 231).

Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, … 2000, s. 288).

Ticaret şirketinin taraf ehliyetinin son bulması konusuna ilişkin; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun “Tüzel kişiliğinin devamı” başlıklı 269 uncu maddesine göre; “ (1) Tasfiye hâline giren şirket ortaklarla ilişkilerinde de, 293 üncü madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, ehliyeti tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını buna “tasfiye hâlinde” ibaresini ekleyerek kullanmakta devam eder.” yine aynı Kanunun “Tasfiyenin sonu” başlıklı 303 üncü maddesinde; “ (1) Tasfiyenin sona ermesi üzerine, şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi ve bunun tescil ve ilanı için durum, tasfiye memurları tarafından ticaret sicili müdürlüğüne bildirilir.” denilmektedir.

Bir ticaret şirketinin, taraf bulunduğu bir dava devam ederken şirket tasfiye haline girerse, şirketin taraf ehliyeti son bulmaz. Zira, şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere devam eder. Şirket, davada taraf olarak kalmayı sürdürür; yalnız, şirket davada tasfiye memurları tarafından temsil edilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. I, … 2001, s. 935, aynı yönde görüş için bkz. İlhan E. Postacıoğlu, Medeni Usul Hukuku Dersleri, 6. Bası, … 1975, s. 209 ). Ancak ortaklık, ticaret sicilinden kaydı silininceye kadar tüzel kişiliğini korur. Bu nedenle, gerek infisah gerekse fesih kararı, ortaklığın sonunu değil, tasfiye işlemlerinin başlangıcını ifade eder ( Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Temel Esaslar, 10. Baskı, 2011, s. 511; İsmail Doğanay, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C. II, 4. Baskı, 2004, s. 1309)

Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.06.2009 gün ve 2009/11-173 Esas -2009/247 Karar sayılı ve 14.03.2012 tarih ve Esas 2011/12-850 Karar 2012/147 sayılı ilamlarında da; şirketin ticaret sicilinden kaydı silinmekle dava ve taraf ehliyetinin sona ereceği kabul edilmiştir.

Yapılan açıklamalar çerçevesinde; … Havacılık Denizcilik A.Ş. işyerinin 31.07.2013 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği, bu halde de, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, dava açıldıktan sonra sicilden terkin olduğu anlaşılan davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında savunma ve deliller toplandıktan sonra karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı…” bulunarak bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyulduğu, ancak davacı tarafından alınmış bir ihya kararı olmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere dava açıldıktan sonra sicilden terkin olduğu anlaşılan davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle şirketin ihyasına dair davacı tarafından karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında savunma ve deliller toplandıktan sonra karar verilmesi yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.