Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/3242 E. 2023/2254 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3242
KARAR NO : 2023/2254
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Taksirle öldürme
İNCELEME KONUSUKARAR: İtirazın reddine ilişkin mercii kararı

Taksirle öldürme suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/05/2019 tarihli ve 2019/8103 soruşturma, 2019/9084 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16/07/2019 tarihli ve 2019/3443 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.03.2022 tarih ve 94660652-105-20-25392-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/58966 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB- 2022/58966 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“…Müştekinin 21/03/2019 tarihli dilekçesinde özetle, (ölen) oğlu …’in şüpheli …’ın aile şirketinde tır şoförlüğü yaptığı, olay günü oğlunun şüpheli ile birlikte Isparta’ya gitmek için evden ayrıldığı, bir süre sonra şüphelinin abisi …’ı arayarak …’ın fenalaştığını söylediği, oğlunun hastanede vefat ettiği, oğlunun şüphelinin ifadesindeki gibi tır içerisinde ölmediği, oğlunun … ile başka şahısların da bulunduğu farklı bir ortamda kriz geçirdiği, daha sonra tıra taşındığı, oğlunun hastaneye götürüldüğünde kendisine teslim edilen eşyaların ıslak olduğu, oğluna ait bir takım eşyaların bulunamadığı, özellikle cüzdanının olmadığı, şüphelinin …’in kardeşi olan …’e olay günü telefonla mesaj gönderdiği, söz konusu mesajda “… benim yanima gezmeye geldi tamammi yoksa yanar başımız” şeklinde ifadenin bulunduğu, şüphelinin ifadelerinin çelişkili olduğu, oğlunun hiçbir zaman uyuşturucu madde kullanmadığı, tırda yapılan incelemede herhangi bir ıslaklığın olmadığı, oğlunun cenaze namazı esnasında … isimli şahsın, … ile … adlı kişilere … ile …’ın eve gittiklerini, evde nescafe ile birlikte uyuşturucu madde içtiklerini, …’ın kriz geçirdiğini daha sonra …’ı küvete sokup iki saat kadar yıkadıklarını söylediğini ancak bu bilgileri kimden aldığını söyleyemediğini belirttiği, bu nedenle şüphelinin olay günü kimlerle irtibatlı olduğuna ilişkin HTS kayıtlarının çıkarıltılması gerektiği, oğluna ait telefonun incelenmesi gerektiği şeklinde taleplerde bulunarak şikayetçi olmasını müteakip, yapılan soruşturma neticesinde, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca “Müşteki beyanı, şüpheli savunması, olay yeri inceleme raporu, otopsi raporu, ölen ve şüpheli arasındaki ilişki, tıbbi evraklar ve tüm dosya içeriğine göre, …’in ölümü ile şüphelinin herhangi bir eylemi arasında illiyet rabıtasının tespit edilemediği, şüphelinin yüklenen suçu işlediğine dair dava açmaya yeterli şüphenin bulunmadığı, yine olayın gelişimi ile mevcut deliller itibariyle şüphelinin ölene uyuşturucu madde temin ettiğine yönelik de dava açmaya yeterli maddi bir delilin elde edilemediği” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği anlaşılmış ise de;

Somut olayda, soruşturma kapsamında sadece şüpheli ile …’in olay tarihinde boşanma aşamasındaki eşi olan …’in ve ölenin annesi …’in beyanlarına başvurulduğu, söz konusu kişiler dışında şikayet dilekçesinde olaya ilişkin bilgisi bulunan, ölenin esasen başka bir yerde fenalaştığını, ancak daha sonra tıra getirildiğini iddia eden … isimli şahıs hakkında araştırma yapılarak, tespit edilmesi halinde ifadesine başvurulması, yine müştekinin oğlunun kıyafetlerinin ıslak olduğunu iddia ettiği hususla ilgili olarak olaya ilk müdahale eden 112 acil görevlilerinin ölen şahsın bulunduğu yer itibariyle taşınıp taşınmadığı, kıyafetinin niteliği, kıyafetlerin ıslak olup olmadığı, ölenin yıkanıp yıkanmadığı, vücudunun ıslak olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması amacıyla ifadelerine başvurulması, şüphelinin ölen şahsın kardeşine göndermiş olduğu mesaj içeriğinin şüpheliye sorulmak suretiyle açıklattırılması, müştekinin dosyaya sunduğu ölen kişiye ait cep telefonu üzerinde inceleme yaptırılması, ölene ait cüzdan ve diğer eşyaları konusunda araştırma yapılması, şüphelinin HTS kaydının çıkartılması, şüphelinin ölenin yanından ayrıldığı ve uzun bir müddet yanına uğramadığı süre içerisinde ne yaptığı ve kimlerle görüştüğü hususunun araştırılması gerektiği cihetle, öncelikle şikayete konu yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak suçun niteliği de nazara alınarak kuşkuya yer verilmeyecek biçimde araştırma yapılması suretiyle anılan hususların tamamlanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir…”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir….“
Şeklinde düzenlenmiştir.

3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir….” hükümleri yer almaktadır.

4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; kolluk tarafından 10/03/2019 saat 04:00’te tutulan tutanağa göre Denizli ili Ankara Bulvarı üzerinde park halindeki bir … içinde uyuşturucu madde kullanan şahısların bulunduğunun ve bu şahıslardan birinin rahatsızlandığının ihbar edilmesi üzerine kolluk kuvvetlerinin olay yerine gittiği, … plaka sayılı … yanında 112 acil görevlilerinin bir şahsa müdahale ettiklerinin görüldüğü, şahsın bilincinin kapalı olduğu, bu şahsın yanında … adlı başka bir şahsın olduğu ve …’ın bilinci kapalı olan şahsın … olduğunu, birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını ve arkadaşının fenalaştığını söylediği ilk tedavinin ardından …’in hastaneye kaldırıldığı, 10/03/2021 tarihinde saat 15:50 sıralarında vefat ettiği ve bu kapsamda soruşturmaya başlandığı, 10/03/2021 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı ile 16/05/2021 tarihli otopsi raporuna göre …’den otopsi esnasında alınan biyolojik örneklerin kimyasal analizinde kanda uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden MDMA ve MDA, mesane yıkama sıvısında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden MDMA ve MDA tespit edildiği, …’in bu maddelerin yol açtığı sinir sistemi ve kardiak fonksiyonların stümilasyonu sonucu ortaya çıkan kardiyak aritmi nedeniyle öldüğü, otopsi esnasında ve yapılan tüm ek incelemeler neticesinde ölüme neden olabilecek başkaca toksik ve travmatik etken varlığına dair bulguya rastlanmadığı anlaşılmıştır.

7. 10/03/2019 tarihinde saat 19:50 sıralarında … plaka sayılı … üzerinde ve içerisinde … nezaretinde incelemelerin yapıldığı, çekicinin içine girildiğinde yer zeminin halıyla serili olduğu, halı içerisinde herhangi bir yabancı madde kalıntısı olmadığı, çekici içerisinde olağan dışı bir durumun bulunmadığı, … içinin temiz ve düzenli olduğunun tespit edilerek suç unsuru bulunmadığının tutanak altına alındığı; müşteki sıfatıyla birden fazla kez kollukta ifadesi alınan …’in annesi …’in özetle oğlunun uyuşturucu madde kullanmadığını, ölümünden …’ın sorumlu oluğunu düşündüğünü belirterek şikayetçi olduğu, …’in … Plaka sayılı tır içerisinde ölmediği, … ile başka bir yerde muhtemelen de başka şahısların da bulunduğu bir ortamda kriz geçirdiği, bu ortamdan daha sonra … Plakal sayılı tıra taşındığı, oğlunun hastaneye götürüldüğünde kendisine teslim edilen eşyaların ıslak olduğunu, bunun sebebini anlayamadıklarını, oğluna ait bir takım eşyaların bulunamadığını, özellikle cüzdanın olmadığını, …’ın ölenin kardeşi olan …’e olay günü telefonla mesaj gönderdiğini, bu mesajda “… benim yanıma gezmeye geldi tamam mı yoksa başımız yanar..” şeklinde şüphe içeren cümleler kurduğunu, şüphelinin bir şeyleri gizlemeye çalıştığını düşündüklerini, ifadelerinin de çelişkili olduğunu, …’in hiçbir zaman uyuşturucu kullanmadığını, tırda yapılan incelemede herhangi bir ıslaklığın olmadığı, … isimli şahsın …’ın cenazesinde …, … adlı kişiler huzurunda … ile …’ın eve gittiklerini evde nescafe ile birlikte uyuşturucu madde içtiklerini, …’ın kriz geçirdiğini daha sonra …’ın küvete girip yıkandığını öğrendiğini ancak bu bilgileri kimden aldığını söyleyemediğini, …’ın olay günü kimle irtibatlı olduğuna ilişkin HTS kayıtlarının çıkarılması, ölene ait telefonun incelenmesi, tanık beyanlarına başvurulması, kamera kayıtlarının incelenmesi gibi taleplerde bulunduğu ancak “…Müşteki beyanı, şüpheli savunması, olay yeri inceleme raporu, otopsi raporu, ölen ve şüpheli arasındaki ilişki, tıbbi evraklar ve tüm dosya içeriğine göre, …’in ölümü ile şüphelinin herhangi bir eylemi arasında illiyet rabıtasının tespit edilemediği, şüphelinin yüklenen suçu işlediğine dair dava açmaya yeterli şüphenin bulunmadığı, yine olayın gelişimi ile mevcut deliller itibariyle şüphelinin ölene uyuşturucu madde temin ettiğine yönelik de dava açmaya yeterli maddi bir delilin elde edilemediği anlaşıldığından…” gerekçeleri ile taksirle ölüme neden olma suçu açısından soruşturma dosyası üzerinden 20/05/2019 tarihinde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müşteki … vekilinin soruşturma dosyasına sunduğu 21/03/2019 tarihli dilekçe ile taleplerini içeren dilekçeyi sunarak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını talep ettiği, Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16/07/2019 tarih ve 2019/3443 değişik iş sayılı kararı uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddedildiği görülmektedir.

8. Dosya kapsamına göre; müştekinin itiraz dilekçelerindeki taleplerin araştırılmadığı, olaya ilk müdahale eden 112 acil görevlilerinin ölen şahsın bulunduğu yer itibariyle taşınıp taşınmadığı, kıyafetinin niteliği (müştekinin ısrarla ölenin kıyafetlerinin ıslak olduğunu, cenaze merasimi sırasında … adlı kişinin ölenin aslında başka bir yerde fenalaştığını ancak daha sonra araca getirildiğini iddia etmesi dikkate alındığında), ölenin yıkanıp yıkanmadığı, vücudunun ıslak olup olmadığı hususlarda ifadelerinine başvurulmadığı, yine müştekiler ve şüpheli dışında ifade alınmadığı, şüphelinden ölenin kardeşine göndermiş olduğu mesaj içeriğinin açıklattırılmadığı, cenaze merasiminde olaya ilişkin bilgisi olduğu değerlendirilen … adlı kişinin araştırılmadığı, …’in dosyaya sunduğu ölen kişiye ait cep telefonu üzerinde inceleme yaptırılmadığı, ölene ait cüzdan ve diğer eşyalar konusunda araştırma bulunmadığı, şüphelinin ifadelerinde ki çelişkilerin giderilmediği, şüphelinin hts kaydının alınmadığı, çelişkili ifadelerde şüphelinin ölenin yanından ayrıldığı uzun bir müddet yanına uğramadığı, bu zaman diliminde ne yaptığı, kimlerle görüştüğünün tespit edilmediği, olayda şüpheli hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan soruşturma yürütülüp …’in oğlu hakkındaki uyuşturucu madde kullanmadığına ilişkin iddiası dikkate alındığında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan soruşturma yürütülmediği de dikkate alındığında, Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16.07.2019 tarih ve 2019/3443 değişik iş sayılı kararı hukuka aykırı bulunmuştur.

9. Yukarıdaki açıklamalar karşısında, somut olayda eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16/07/2019 tarihli ve 2019/3443 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.