Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.
T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/958 Esas
KARAR NO : 2020/605
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 02/09/2017
KARAR TARİHİ : 27/10/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalının sigortacısı olduğu ——- plakalı araç ile —- tarihinde kaza yaptığını, bu kaza neticesinde zarar görenler tarafından —————-sayılı dava açıldığını, —–sayılı ilam ile davacının zarar gören davalılara tazminat ödemesine hükmedildiğini, verilen kararın zarar görenler tarafından———- sayılı dosya ile takibe konulduğunu, davacının bu icra dosyasına —-olmak üzere toplamda —— ödeme yaptığını, yapılan ödemenin rücu edilmesi maksadıyla ————– sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, yapılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini belirtmiş, itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan — plakalı aracın davalı şirket nezdinde—–numaralı poliçeden————- sigortalı olduğunu, davalı şirketin davaya konu olaya ilişkin yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirdiğini, toplam — kayıtsız şartsız ibraname karşılığı ————- ödendiğini, davacının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle mükerrer ödeme yaptığını belirtmiş, cevap dilekçesindeki ayrıntılı açıklamalar kapsamında davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, dava dışı 3. kişilere ödeme yapan sigortalının, ödediği bedelin kendi sigortacısı olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
28/11/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun’un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun’un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun’un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı sigortalının dava dışı 3. şahıslar için ödediği tazminatının davalı sigortacıdan tazmini istenmekte olup, dava 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girdikten sonra açılmıştır. Davacı —–davalı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir. Sigortalı aracın hususi kullanıma özgülendiği görülmekle yargılamaya Tüketici Mahkemesi tarafından devam edilmesi gerektiği ——————–anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle; HMK 115-2 md uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine,
2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ———–Tüketici Mahkemesine gönderilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine,
3-Yargılama giderlerinin, HMK’nun 331-(2) md uyarınca yargılamaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde bu mahkemece karara bağlanmasına; görevli mahkemede davaya devam edilmez ise talep halinde dosya üzerinden mahkememizce karara bağlanmasına,
Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacının yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/10/2020