Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/409 E. 2020/686 K. 18.11.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2018/409 Esas
KARAR NO:2020/686

DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/05/2018
KARAR TARİHİ :18/11/2020

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile, davalı ile davacı arasında imzalanan 23/06/2015 tarihli tüplü bayilik anlaşması ve genel şartnamesi ve ek protokol ile muhatabın, belirlenen gazların tüp içinde müşteriye satılması ve bununla ilgili servis hizmetlerinin yapılması, gazların kullanılması için gerekli emtiaların satışı ve dağıtımıyla yetkili olarak davacı şirketin bayiliğini üstlendiğini, işbu sözleşme kapsamında, davalının davacıdan alacağı aylık/yıllık gaz miktarlarının, yapacağı ödemeler, sözleşmenin feshi ve sair hususların belirlendiğini, taraflarca kabul edilerek imza altına alındığını, buna rağmen davalının sözleşme bitiş tarihi 23/06/2020 olmasına rağmen sözleşmesini 13/04/2018 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarname ile sonlandırdığını, işbu sözleşmede sözleşmenin feshine ilişkin hususların açıkça belirtilerek taraflarca imza altına alındığını, davalının sözleşmeyi haklı sebeple sona erdirdiğinden davacı şirketin ceza-i şart talebinin de haksız olduğunu, bu nedenle de talep edilemeyeceğinin belirtildiğini, davalının sözleşmesini davacı şirket politikaları nedeniyle sonlandırdığını belirttiğini, bu durumun sözleşmeye dayalı bir gerekçe olmayıp, davacı tarafından sözleşmeye aykırı bir durum da söz konusu olmadığından kabul edilemeyeceğini ve bu durumun davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini de ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle davalının feshe ilişkin gösterdiği gerekçenin, sözleşmenin feshinin geçerliliğini haklı göstererek, tatmin edici nitelikte olmayıp, kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından davalıya ihtarname ile fesih nedeniyle davacı şirkete ödenmesi gereken tutarlar ile iadesinin yapılması gereken ariyetlerin bildirildiğini, davalının cevabi ihtarnamesi ile işbu alacakları kabul etmediğini, bahsi geçen tüpleri de teslim almadığını ve ayrıca kendisine reklam amaçlı verilen davacı şirket tabelalarının da çalışanları tarafından teslim alınmasını istediğini, 11/01/2016 tarihli ve 19/08/2015 tarihli ariyet sözleşmelerinin 2 nolu maddesinde bayinin ariyet konusu levhayı bayiliğinin faaliyeti devam ettiği dönemde kullanacağının, bayilik faaliyetinin herhangi bir şekilde son bulduğunda veya talep edildiğinde, belirtilen levhayı tami sağlam ve kullanabilir durumda … … ve Tic AŞ’nin göstereceği yere teslim edileceğinin yazdığını, bu nedenle davalının işbu levhaları bizzat kendisinin, eksiksiz şekilde davacıya getirip teslim etmesi gerektiğini beyanla, davalının cari hesap borcu olan 16.159,05TLnin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, sözleşmenin 21.4 mad gereği eksik alımlar nedeniyle oluşan 382.617,08TL kar kaybı bedelinin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, sözleşmenin bitiş tarihinden önce feshedilmesi nedeniyle oluşan cezai şart tutarı olan 35.141,12TLnin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, davalıya sözleşme gereği teslim edilen ve mülkiyeti davacıya ait olan toplam 6036 adet tüpün davacı şirketin Yarımca Dolum Tesisine iadesini, iadesinin mümkün olmaması halinde tüp adedinin toplam imalat rayiç bedeli olan 448.230TLnin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, diğer yandan davacı şirketin marka, ünvan ve logosunun yer aldığı değeri 1.831,95TL olan 1 adet 5.00m*0,90cm ebatlarında ışıklı dükkan tabelası, bedeli 1.031,99TL olan 1 adet 3,90m*060cm ebatlarında ışıklı dükkan tabelası ve bedeli 265,50TL olan 1 adet 0,80cm*0,75cm ebatlarında ışıklı sallanan tabelanın davacı şirketin Yarımca Dolum Tesisine iadesini, iadesi mümkün olmazsa muhatabın davacı nezdindeki cari hesabına borç kaydetme haklarının bulunduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesi ile, davacının taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının, bayilik sözleşmesi boyunca üstüne düşen tüm edimlerini yerine getirdiğini, her ne kadar davacı yanca iddia edildiği gibi bayilik sözleşmesinin 12.maddesinde, satın alınan LPF bedelinin peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmış ise de, bayilik sözleşmesinin başından itibaren davacı yanca davalıya vadeli satış imkanı sunulduğunu, keza kendisine satış başarı primi olarak kestiği fatura bedeline mahsuben LPF ikmal edildiğini, bu durumun tarafların ticari defterleri ile sabit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin başından itibaren zımmı irade uyuşması ile sözleşme değişikliğine gidilerek, LPG satışının vadeli satış şeklinde gerçekleşmesi, satış başarı primi ödenmesi ve satın alınan LPG bedelinden başarı primi bedelinin mahsup edilmesi uygulamasının yürürlük halini aldığını, hal böyle iken davacı yan tarafından söz konusu uygulamadan aradan geçen 3 sene sonra tek taraflı olarak vazgeçildiğini, ancak aynı bölgede bulunan diğer bayilere bu şekildeki uygulamaların devam ettiğini, bu durumun davacı yanın bölgedeki diğer bayileri ile davalı arasında haksız rekabete yol açtığını, en son olarak davalı tarafından kendisine kesilen ve LPG bedeline mahsup edilmesi gereken 16.144,00TL tutarında ki başarı primi faturasının davalıya iade edildiğini, bu tutarın da şimdi davacı tarafından işbu dava ile cari hesap alacağına konu edildiğini, davacının tek taraflı ve irade eşitliği prensibi ile dürüstlük kuralına aykırı uygulamaları üzerine davalı açısından taraflar arasında kurulu sözleşmenin devam ettirilmesinin çekilmez bir hal aldığını ve bu sebeple bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenlerle fesih edildiğini, davacı yana 16.144TL tutarında prim faturası düzenlenmiş ise de, davacı tarafından, davalının vadeli olarak almış olduğu LPG bedelinden mahsup etmesi gerekirken söz konusu faturayı sebepsiz şekilde iade ettiğini, bu durumda davacı kayıtlarına göre davalının cari hesap borcunun ortaya çıktığının anlaşıldığını, davalının davacı yana talebe konu bir cari hesap borcu olmadığını, yapılacak yargılamada aksi bir durum ortaya çıkması halinde davalı defterlerinde sabit olan ve davacı yanca kabul edilmeyen 16.144TL tutarlı prim faturası bedelinin cari hesap borcundan takas ve mahsubunu talep ettiklerini, ayrıca taraflar arasında kar mahrumiyeti tazminatı talebine dayanak yapılan ve davalının kendilerinden aylık 35 ton LPG alacağına dair tonaj taahhüdünü içeren şekilde ek protokol adında bir anlaşma bulunmadığını, davacının kar mahrumiyeti talep etmiş olmasının kötü niyetli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kar mahrumiyeti olarak davacı yanın yalnızca müspet-gerçek zararını talep edebileceğini, bu bağlamda esas olarak davacı yanın zararını ispat külfeti altında olduğunu, davalının bayilik faaliyeti çerçevesinde kullanmış olduğu LPG tüplerine karşılık olarak davacı yana depozito bedelini ödediğini, bunun dışında kalan ve davacı yanın iddiası olan tüp adedi kadar tüpün davalıya teslim edildiğinin ispat külfetinin davacıya ait olduğunu, Yerleşik Yüksek mahkeme kararlarına göre aynı ticari ilişki içinde 2 farklı cezai şart talebinin batıl olduğunu, davalının davacı bayiliği sırasında kullanmış olduğu tüplerin bedellerine ilişkin olarak davacı yana depozito bedeli adı altında tüp bedeli ödediğini, sektörün işleyişinde tüketicinin boş tüpü verip dolu tüpü aldığını, bunun güvencesi olarak da dağıtım şirketleri bayilerinin kullanması için teslim ettiği tüplere karşılık olarak bayilerinden depozito bedeli altında güvence bedelini tahsil ettiğini, tüplerin büyük bir çoğunluğunun sözleşmenin feshi anında tüketicilerin uhdesinde kaldığını, sektörün işleyicinde tüplerin sirkülasyona tabi olduğunu, davacı yanın üretim bedelini talep ettiği kadar davalıya tüp teslim ettiğini ve ne kadar tüp teslim ettiğini yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, ışıklı dükkan tabelalarını taraflar arasındaki sözleşmenin fesih olması ile demonte edildiğini ve davacıya gönderilen ihtarname ile davacı yan tarafından teslim alınmasının ihtar edildiğini, söz konusu ihtara rağmen tabelaların teslim alınmadığını, davacının uhdesinde bulunan davalının 40.000TL tutarındaki BTMsini haksız bir şekilde nakde çevirerek irad kaydettiğini, haksız olarak nakde çevrilen alacakları ile davacı yana iade edilen tüpler ve tüketicilerde bulunan tüpler açısından talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile yargılama aşamasında ortaya çıkabilecek tespitlere göre hiçbir şekilde kabul manasına gelmemekle birlikte hüküm verilmesi halinde söz konusu alacakların bu davadaki taleplere karşın takas ve mahsubunu talep ettiklerini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, 23/06/2015 tarihli tüplü bayilik anlaşması ve genel şartnamesi ve ek protokol, ihtarnameler, 11/01/2016 tarihli ve 19/08/2015 tarihli ariyet sözleşmesi, tüp giriş ve çıkış fişleri, cari hesap ekstresi, depozito borç-alacak durum tablosu, muavin defter dökümleri, faturalar, günlük bazlı satış rakamları, fatura, satış fiyatları, gelir vergisi beyannamesi celp olunmuştur.
Tarafların iddia ve savunmaları, dosyada toplanan deliller nazara alınarak, dosya bilirkişi heyetine gönderilmiş olup, bilirkişiler Akaryakıt Uzmanı …, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Dr … ve SMMM … tanzim olunan 22/10/2019 tarihli raporunda; davalının fesih ihtarnamesinde fesih sebebi olarak “…şirketinizce bölgede uygulanan yanlış politikalardan ve bu politikanın sebebi ile ekonomik olarak zarar görmemiz …” gerekçesini gösterdiğini, ancak davalı tarafın dosya kapsamında bu iddiayı kanıtlar nitelikte bir delil ibrazında bulunmadığını, fesih sebebinin ihtarnameden ve dosya kapsamındaki belgelerden somut bir şeklide anlaşılamadığını, bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı sebeple fesih ettiğinin mütalaa edilemediğini, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, davacının davalı şirketten cari hesap alacağın bulunduğunu ve davalıdan 16.159,05TL alacaklı olduğunu, davacı tarafın davalı ile yapmış olduğu sözleşmeye benzer bir sözleşmeyi ne kadarlık 6 aylık makul bir süre içerisinde başka bir şahısla yapabileceği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 21.4 mad kapsamında sektörel değerlendirmede açıktça belirtildiği üzere, davacının talep edebileceği 6 aylık makul süreye karşılık kar kaybının 33.658,67TL olduğunu, fatura düzenlenmesi halinde ilave KDV talep edilebileceğini, makul sür hesabı yapılmaksızın davalı tarafın sözleşmenin devam eden süresi boyu içerisinde davacının 21.4 maddesi kapsamında talep edebileceği kar kaybının 360.147,73TL olduğunu, dava dosyası kapsamında eksik ürün çekimine istinaden bir ihtarnamenin mevcut olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 21.4 mad kapsamında 26/01/2017-26/01/2018 dönemlerine ilişkin 1 yıllık talep edebileceği kar kaybının 2.356,11TL olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22.2 mad uyarınca davalı tarafından sözleşmenin süresinden önce bitirilmesi sebebiyle davacının 35.141,12TL cezai şart isteminde bulunabileceğini, davalı şirketin öz kaynaklarının cezai şart bedelini karşılayabilecek düzeyde olduğu ve davalının ekonomik mahvına neden olmayacağını, iadesi talep edine ariyet tabelalarının defterlere göre ticari değerinin tespiti hususunda ariyet bedellerine ilişkin davacı şirketin fatura ibrazında bulunamadığından, takdirin mahkemeye ait olduğunu, kalan tüp adetinin imalat rayiç bedeli üzerinden hesaplanan davacı tarafından talep edebileceği depozito bedelinin 460.500,00TL olduğunu, davalı şirketin teminat mektubunun davacı tarafından nakde çevrildiği ancak cari hesaptan düşüm yapılmadığı, davacı şirket hesaplarında Nakit Teminat olarak davalı adına alacak kaydı yapılmak suretiyle muhasebeleştirildiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin mal alımına ait sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini ve bayilik sözleşmesini tek taraflı feshettiğini, davacının teminat mektubunu sözleşme hükümlerine göre yapılan mali hesaplamalarda takas yapılabileceğini, taraflar arasında düzenlenen ek protokolün 2.maddesi kapsamında davalı şirketin 2017 yılında 1.176.536TL ve 2018 yılında 307.490TL prim hakkı kazandığının tespit edildiğini, davacının talep edebileceği kar kaybı hesabında davalının prim alacağı mahsup edilmek suretiyle hesaplamalar yapıldığını belirtmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, rapora karşı beyanlar ve itirazlar doğrultusunda tanzim olunan bilirkişi ek raporunda özetle; kök rapordaki tespitlerin geçerli olduğunu, makul süre hesabı yapılmaksızın davalı tarafın sözleşmenin devam eden süresi boyu içerisinde davacının talep edebileceği kâr kaybının sözleşmenin 21.4 maddesi uyarınca 360.147,73 TL olarak hesaplandığı, eksik ürün çekimine istinaden davacı tarafça çekilmiş bir ihtarnamenin mevcut olmadığı, davacının 1 yıllık talep edebileceği kâr kaybı miktarının 2.356,11 TL olduğu, bayide kalan tüplerin depozito bedelinin 220.950,00 TL olduğu, davacı tarafın sözleşmenin 22.2 maddesi uyarınca süresinden önce feshi sebebiyle 35.141,12 TL cezai şart isteminde bulunabileceği, bu cezai şart miktarının davalının ekonomik mahvına neden olmayacağı, davalı şirket tarafından davacıya verilen 40.000,00 TL’lik teminat mektubunun davacı tarafça nakde çevrildiği ancak cari hesaptan düşüm yapılmadığı, davalı şirketin protokol kapsamında 2017 yılında 117.564,00 TL 2018 yılında 30.749,00 TL prim hakkı kazandığı, davacının talep edebileceği kâr kaybı hesabı yapılırken davalının prim alacağı mahsup edilmek suretiyle hesaplamalar yapıldığı, yine davacı tarafça iadesi talep edilen ariyet tabelalarının defterlere göre ticari değerinin 3.129,44 TL olduğu bildirilmiştir.
Dava, davacı ile davalı arasında akdedildiği belirtilen Bayilik Sözleşmesi ve protokoller uyarınca davalı tarafından söz konusu sözleşmenin süresinden önce haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı cari hesap alacağı, kâr kaybı bedeli, cezai şart alacağı, ariyet olarak verilen tabelaların iadesi ve tüp depozito bedellerinin iadesine yönelik tazminat davası olduğunun tespitine, yine davalı tarafça takas mahsup talebinde bulunulduğunun ve bu kapsamda takas ve mahsubu gereken davalı alacağının bulup bulunmadığına yönelik alacak davası olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı ile davacı arasında imzalanan 23/06/2015 tarihli tüplü bayilik anlaşması ve genel şartnamesi ve ek protokol ile, davalının belirlenen gazların tüp içerisinde müşteriye satılması ve bununla ilgili servis hizmetlerinin yapılması, gazların kullanılması için gerekli emtiaların satışı ve dağıtımıyla yetkili olarak davacı şirketin bayiliğini üstlendiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davalı tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı noktası üzerinde durmak gerekmiştir. Davalı tarafından yapılan fesih ihtarnamesinde “taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamı müddetince şirketinizce bölgede uygulanan yanlış politikalardan ve bu politikalarınız sebebiyle ekonomik olarak zarar görmemiz sebebiyle taraflar arasında akdedilen Tüplü Bayilik Sözleşmesinin feshedildiği” bildirilmiştir. Davalı fesih ihtarında haklı sebep olarak somut bir gerekçeye dayanmamıştır. Yine cevap dilekçesinde haklı sebep olarak her ne kadar bayilik sözleşmesinin 12. Maddesinde LPG bedelinin peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmış ise de bayilik sözleşmesinin başından itibaren vadeli satış imkanı sunulduğu, satış başarı primi olarak kesilen fatura bedeline mahsuben LPG ikmal edildiği, ancak davacının 3 yıl sonra tek taraflı olarak bu uygulamadan vazgeçtiği, diğer bayilere ise bu şekilde uygulamaların devam ettiğini ileri sürmüş ise de dava dosyasına buna ilişkin somut bir delil sunmuş değildir. Yine taraflar arasında akdedilen sözleşmede satın alınan LPG bedelinin peşin olarak ödeneceği düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu ödeme sisteminin ekonomik koşullardaki önemli değişikliklerle tarafların mutabakatıyla duruma uygun hale getirilebileceği düzenlenmiştir. Yine taraflar arasında akdedilen sözleşmede ödeme şekli yazılı olarak düzenlenmiş olup, sözleşmelerde yapılacak asli değişikliğin de aynı nitelikte yani yazılı olması gerekmektedir. Davalı tarafça ödeme sisteminin taraflar arasında değiştirildiğine ilişkin yazılı bir düzenleme bulunduğu iddia edilmediği gibi buna dair bir delil de sunulmamıştır. Bu kapsamda davalı tarafından yapılan fesih ihtarının haksız olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 21.4 maddesinde bayinin kusurundan dolayı sözleşme feshedilmiş ise sözleşme süresi boyunca almayı taahhüt ettiği LPG miktarından aldığı LPG miktarı düşülerek eksik olan LPG miktarının hesaplanacağı, bu şekilde hesaplanan eksik alınan LPG miktarının bayiye en son yapılan satış faturasındaki kâr nispetiyle çarpılmak suretiyle hesaplanan miktarın …’a ödemekle yükümlü olduğu şeklinde bir düzenlemenin bulunduğu, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda; davacı tarafın 360.147,73 TL kâr kaybı isteminde bulunabileceği hesaplanmıştır. Söz konusu hesaplama yapılırken davalının 2017 ve 2018 yılında hak kazandığı prim miktarı olan 117.564,00 TL ve 2018 yılında prim hakkı olan 30.749,00 TL düşülerek hesaplama yapılmıştır. Bu kapsamda davalının defi olarak ileri sürdüğü takas mahsup iddiası uyarınca bilirkişi tarafından söz konusu prim alacağı hesaplaması yapılırken davacının talep edebileceği kâr kaybından söz konusu prim alacakları mahsup edildiğinden yeniden kararda yeni bir takas mahsup işlemi yapılmamıştır ancak davalı tarafından davacıya verilen 40.000,00 TL’lik teminat mektubunun davacı tarafından nakde çevrildiği ancak davacının davalıdan olan cari hesap alacağı yada alacaklarından söz konusu miktarın düşülmediği, bu kapsamda davacı tarafından nakde çevrilen 40.000,00 TL’lik teminat mektubunun davacının davalıdan olan kâr kaybı alacağından mahsup edilmesine karar vermek gerekmiş ve kâr kaybı yönünden davacının davalıdan olan alacağının 320.147,73 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her ne kadar kâr kaybı ödemelerinde davacının iptal edilen sözleşme bölgesinde yeniden makul süre içerisinde başka bir bayi ile yapabileceği sözleşmenin makul süresi tespit edilerek bu süre içerisinde kâr kaybı ödeneceği belirtilmekte ise de sözleşme özgürlüğü kapsamında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 21.4 maddesinde açıkça kâr kaybının sözleşmenin sona ereceği tarihe kadar hesaplanacağı belirtildiğinden ve her iki tarafı da tacir olan bu sözleşmede söz konusu şartın geçerli bir şart olması sebebiyle makul süre hesabı yapılmaksızın sözleşme süresinin sonuna kadar kâr kaybı hesabı hükümde dikkate alınmıştır.
Yine mahkememizce yaptırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 16.159,05 TL cari hesap alacağının bulunduğu tespit edildiğinden bu miktarın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22.2 Maddesi uyarınca “bayi tarafından mücbir sebepler dışında süresinden önce bayilik sözleşmesinin feshi halinde sözleşmede düzenlenmiş diğer tazminat ve cezai şartların haricinde bayinin sözleşmenin fesih tarihindeki 8 Ton LPG’nin ana depo satış fiyatı kadar bedeli cezai şart olarak …’a ödemeyi peşinen kabul, beyan ve taahhüt etmiştir.” Söz konusu cezai şart düzenlemesi ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup sözleşmede açıkça düzenlendiği şekilde diğer tazminat ve cezai şartların haricinde ayrıca ödeneceği düzenlendiğinden 8 Ton LPG’nin fesih tarihindeki değeri olan 35.141,12 TL cezai şart tutarının da davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Yine taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.11 maddesine göre depozitolu olarak verilen tüplerin hasara uğraması, zayi olması yada bu tüplerin …’ın talebine rağmen teslim edilmemesi halinde bayi bu tüplerin rayiç imalat bedellerinin …’a ödemekle yükümlü olduğunun düzenlendiği, mahkememizce kabul gören bilirkişi raporuna göre davalı tarafından davacıya teslim edilmeyen 2 kilogramlık tüp adedinin 2208 + 18 adet olduğu, 12 kilogramlık tüp adedinin 927 + 257 adet olduğu, propan tüp adedinin ise 34 adet olduğu, söz konusu tüp bedellerinin imalat rayiç bedeli üzerinden hesaplandığında 250.890,00 TL olduğu, toplam depozito bedelinin 120.660,00 TL olduğu, iade alınan depozito bedelinin 91.220,00 TL olduğ,u kalan depozito bedelinin 29.940,00 TL olduğu, bu bedelin imalat rayiç değeri olan 250.890,00 TL’den düşülmesi halinde davacının talep edebileceği bedelin 220.950,00 TL olduğu görülmüştür. Bu bedelin d6e sözleşmenin 3.11 maddesi uyarınca davacıya iadesi gerektiğinden bu miktarın da davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş yine davacı tarafça davalıya ariyet olarak verilen ışıklı tabelaların iadesi talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak söz konusu tabelaların davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre;
1-Davacının davasının KISMEN KABUL / KISMEN REDDİ ile,
A) 16.159,05 TL cari hesap alacağının dava tarihi olan 11/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
B) 320.147,73 TL kâr kaybı zararının dava tarihi olan 11/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
C) 35.141,12 TL cezai şart tutarının dava tarihi olan 11/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
D) İade edilmeyen tüp bedeli 220.950,00 TL’nin dava tarihi olan 11/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
E) 1.831,95 TL değerinde olan 1 adet 5×0,90cm ebatlarındaki ışıklı dükkan tabelası, 1.031,99 TL değerinde olan 1 adet 3×0,90cm ebatlarındaki ışıklı dükkan tabelası, 265,50 TL değerinde 1 adet 0,80cmx0,75 ebatlarında ışıklı sallanan tabelaların davalıdan alınarak davacıya teslimine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 46.826,37TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 20.013,49TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 40.680,47TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 13.057,75TLnin mahsubu ile bakiye 27.622,72TLnin davalıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 3.600,00TL bilirkişi ücreti ve 89,00TL posta masrafı olmak üzere toplam 3.689,00TLnin davanın kabul ve red oranına göre (0, 77 ) hesaplanan 2.840,53TLsinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın kendi üzerinde bırakılmasına, Ayrıca davacı tarafından dava açılırken yatırılan 13.057,75TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/11/2020

Başkan …
e-imzalı
Üye …
e-imzalı
Üye …
e-imzalı
Katip …
e-imzalı