Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/895 E. 2020/430 K. 17.07.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/895 Esas
KARAR NO : 2020/430
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2019
KARAR TARİHİ: 17/07/2020
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacı vekilin dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında hizmet alım satım ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda davalı adına çeşitli faturalar düzenlendiğini ve —— alacağın bulunduğunu, e-posta yazışmalarında söz konusu borcun davalı tarafından kabul edildiğini, borcun ödememesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını fakat davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, anılan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini iddia ve talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilin savunma dilekçesinde özetle; fatura tanzim edilmesinin başlı başına borç doğurmayacağını, müvekkilin faturalara konu işi yapması konusunda davacıdan herhangi bir talepte bulunmadığını ve söz konusu hizmetin de alınmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
DELİLLER:
Dosya ekinde mevcut ——- sayılı dosyası, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
SMMM uzmanı bilirkişi ile nitelikli hesap uzmanı tarafından düzenlenen —tarihli bilirkişi raporunda; Davacı ——yılına ait yasal defterlerinin noter açılış tasdikinin TTK hükümlerine uygun olarak süresi içerisinde alındığı buna karşın yevmiye defteri kapanış tasdikinin gerçekleştirilmediği, konuyla ilgili nihai değerlendirmenin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davalı —— yasal defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, —–ile envanter defterine ait noter açılış tasdikinin süresi içerisinde alındığı, dolayısıyla davalı ticari defterlerinin lehe delil olarak ileri sürülebileceğinin anlaşıldığı, taraflar arasında akdedilen yazılı herhangi bir sözleşmenin bulunmadığı, davalı vekili davacıdan herhangi bir talepte bulunulmadığını ve dava konusu söz konusu hizmetin de alınılmadığını savunduğu, buna karşın davacının —-sıra numara ve —–tutarlı olarak düzenlediği faturayı kayıtlarına aldığı, faturaya TTK’nın 21/f.2 hükmü kapsamında 8 gün içerisinde itiraz etmediği, davacı tarafından —- tarihli olarak düzenlenen faturadan —gün sonra, davalının — sıra numarası ile tanzim ettiği iade faturasının davacının ——–tutarlı olarak düzenlediği satış faturasına itiraz mahiyetinde düzenlendiği, yukarıda detaylıca yer verilen kanun maddeleri doğrultusunda davacı tarafından düzenlenen faturaya 8 gün içerisinde noter veya kargo aracılığı ile itiraz edilmesi gerektiği, bu nedenle davalı tarafından itiraz mahiyetinde düzenlenen iade faturasının yerinde olmadığı, zira davalı vekilin taraflar arasındaki akdi ilişki inkar ettiği, davacıdan herhangi bir ürün yada hizmet satın alınmadığını savunduğu, bu doğrultuda davalının düzenlediği iade faturası ile ürün ya da hizmetin davacıya iade edilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, davalının tek taraflı olarak kayıtlarına aldığı iade faturasının bir an için geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu iade faturasının davacıya teslim edildiğine dair tespite elverişli herhangi bir belgenin dosya içeriğine ibraz edilmediği, yukarı da yer verilen tespit ve değerlendirmeler neticesinde —-takip tarihi itibariyle davalıdan istenebilir tutarın—— olacağı tespit edilmiş olduğu bildirilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
Ticari defterlerin sahibi lehine olması için HMK m. 222/2’de öngörülen şartlar; defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olması, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış olması ve ticari defterlerin birbirini doğrulamış olması gerekmektedir.
———– kararında, “Davacı tarafından delil olarak dayanılan ticari defter ve kayıtlara ilişkin alınan bilirkişi raporu ve ek raporundan, davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin mevcut olmayıp usulüne uygun tutulmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mali müşavir bilirkişi raporu ve ek raporunda cari hesaplarındaki borç bakiyesinin davalı şirkete ait olduğunun davacı defterlerinden tespitinin mümkün olmadığı belirtmiştir. Bu durumda mahkemece davacı tarafça takip dayanağı faturalardaki işlerin yapılıp teslim edildiği kanıtlanamadığı, davacının ticari defterlerinin eksiksiz ve usulüne uygun tutulmamış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamamış olması sebebiyle, 6100 sayılı HMK’ nın 222/2-3 maddeleri gereğince davacının lehine delil olamayacağı gibi bu haliyle dahi alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı anlaşıldığından ispat edilemeyen davanın reddine, kabul şekli itibariyle de —–bozulması uygun görülmüştür” şeklinde hüküm tesis ederek, birbirlerini doğrulamayan ticari defterlerin, sahibi lehine delil olması tek başına yeterli olmayacağı belirtilmiştir.
———–sayılı kararında, dayanak belgeleri olmaksızın davacının defter kayıtlarının esas alınmayacağını, “ Dava, cari hesaptan doğan alacağın tahsili istemine ilişkin alacak davası olup, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacıdadır. Davacı önce icra takibine, sonra iş bu davaya konu ettiği alacağın varlığını usulüne uygun delillerle kanıtlamalıdır. Tek yanlı olarak düzenlenen ve dayanakları bilirkişi raporundan anlaşılamayan davacının kendi ticari defter kayıtları esas alınarak, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” şeklinde belirtmiştir.
Somut olayda; davacı, davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla ———– sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının itirazı ile icra takibinin durmuş olduğu, davacı tarafın itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, yapılan yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde; davacı tarafın yevmiye defteri kapanış tasdikini gerçekleştirmemiş olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan —– alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının defter ve kayıtlarının incelenmesinde; davacının borç alacağının bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür.
Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak değerlendirilebilmesi için defterlerin usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması ve ayrıca dayanak belgeleri ile birlikte bir bütünlük teşkil etmesi ve faturaların yanında teslim belgelerinin de bulunması gerekmektedir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava konusu alacağa dayanak —– bedelli faturanın tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafın iş bu faturayı defterlerine kaydettikten 44 gün sonra iade faturası düzenleyerek davacıya olan borcunu sıfırladığı, faturaya 8 günlük süre içerisinde itiraz edilmemesi halinde TTK m. 21/2’ye göre itiraz etmeyen kimsenin fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı, itiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari belge olduğu, adına fatura düzenlenenin bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmesinin fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına geleceği, davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın davacı taraf defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında alacağa konu işin yapılmadığı, borcun doğmadığı ya da borcun ödenmediği hususlarına ilişkin ispat yükünün artık davalı üzerinde olduğu,——— bu haliyle; davalı tarafın, davacı tarafın alacak iddiaları karşısındaki savunmalarını ispatlayamadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne, alacağın faturaya dayalı ve likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE; davalı tarafından —– icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen DEVAMINA,
2-Davalının itirazında haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan —– üzerinden % 20 oranında olmak üzere 4.011,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya VERİLMESİNE,
3-Harçlar yasası uyarınca başlangıçta peşin alınan 242,26 TL harcın, alınması gereken 1370,18 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 1102,18 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvuru harcı, 242,26 TL peşin harç ve yargılama gideri olarak yapılan 1048,95 TL’nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere İADESİNE,
6-Arabuluculuk ücreti için 1096,27 TL’nin davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.’ye göre alınması gereken 3.400,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Dair; davacı tarafın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2020