Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/786 E. 2020/227 K. 03.07.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/786 Esas
KARAR NO : 2020/227

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/09/2018
KARAR TARİHİ : 03/07/2020

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 10.01.2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin sözleşme doğrultusunda piyasasında pazarlaması için ürünlerinden teslim yapmadığını, söz konusu sözleşmenin yapıldığı gün davalı şirket yetkilisinin müvekkilinden sözleşme kapsamında müvekkilin davalı şirkete verebileceği olası zararların müvekkilinden talep ve tahsilinin teminatı olmak üzere 10.01.2015 keşide tarihli 10.000,00 TL. bedelli, vade kısmı boş bir teminat senedi aldığını, davaya konu bono üzerinde boş olan vade kısmının tanzim tarihinden oldukça uzun süre sonra, taraflar arasında vade tarihine ilişkin bu yönde herhangi bir sözleşme de bulunmadığı halde davalı şirket yetkilisince kendi takdirine göre doldurulduğunu, imzalandığı tarihte boş olan vade kısmına 04.01.2017 tarihi yazılarak … 23. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, davalı şirketin söz konusu senede dayalı olarak açtığı icra takibinin müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, davaya konu icra takibinin teminatsız veya mahkemece takdir edilecek uygun bir teminatla mahkeme veznesine depo edilmesi kaydıyla tedbiren durdurulması, takibe konu senedin bono vasfının bulunmaması nedeniyle bu durumun tespiti ve müvekkilinin davalı tarafa ne söz konusu bayilik sözleşmesi ne de bir başka sebeple herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitiyle, davalı tarafın müvekkil hakkında açtığı dava konusu takibin iptaline ve davalı tarafın takibi kötü niyetle açmış olmasından dolayı takibe konu hak ve alacağın toplam miktarının % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bahse konu senedin müvekkil şirket kayıtlarında yapılan incelemede, … 23. İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyasına konu edilmiş senedin, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin (K) bendinde verileceği taahhüt edilmiş olan senetle aynı olmadığını, sözleşme gereği davacının, müvekkile teminat senedi verme yükümlülüğü altına girdiğini ancak teminat senedini müvekkil şirkete teslim etmediğini, sözleşmede teminat senedine dair “Verilecektir” ibaresinin yer aldığını, ancak ne sözleşmede ne de icra takibine konu senet üzerinde sözleşmede bahsi geçen teminat senedinin o senet olduğuna dair herhangi bir açıklama, bilgi veya beyanın da bulunmadığını, davacının sözleşmeden doğan edimini ifa etmediği gibi borcuna istinaden vermiş olduğu senedin teminat senedi olduğu algısını yaratmaya çalışarak haksız yere borcundan kurtulmaya çalışmak istediğini, bahsi geçen senedin sözleşmeye dayanılarak hazırlandığına dair hiçbir açıklamanın sözleşmede yer almaması sebebiyle senedin teminat senedi olduğu ispatlanamamış olduğundan senet kambiyo senedi niteliğine haiz olup HMK md. 200/1 gereğince davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan ve kesinleşen icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 10.01.2015 tarihinde su satışı işi için 3 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, takip dayanağı bononun davacı tarafından keşide edilip davalıya verilmiş olduğu tarafların kabulünde olup uyuşmazlık, takip dayanağı bononun teminat senedi olup olmadığı, ödeme tarihinin anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı, kambiyo evrakı vasfı taşıyıp taşımadığı, bedelsiz olup olmadığı, davacının bono nedeniyle takip dosyasında davalıya borçlu olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
… 23. İcra Müdürlüğünün … Esas takip dosyası celbedilerek dosya içine alınmış, dayanağı bono örneği, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi, davacının vergi dairesi mükellefiyet kayıtları incelenmiş, taraf ticari defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının dosyaya celbedilen mükellefiyet kaydına göre, ticari defter tutma zorunluluğu bulunmayan basit usul vergi mükellefi olduğu anlaşılmıştır.
Davacı ticari defterleri üzerinde yaptırılmak istenen mali bilirkişi incelemesi sonucu bilirkişi sunduğu 19/07/2019 tarihli raporda, davacının defter tutmayı gerektiren vergi mükellefiyeti olmaması nedeniyle ticari defteri bulunmadığı, dolayısıyla incelemeye de defter-belge ibraz edilemediği, bir tespit yapılamadığı bildirilmiştir.
Davalı ticari defterlerinin incelenmesi hususunda davalı tarafa HMK md 222/5’e göre ihtarat yapılarak inceleme günü belirlenmiş ve bildirilmişse de, incelenen dosya kapsamına göre davacı tarafın münhasıran davalı kayıtlarına tek delil olarak dayanmasının sözkonusu olmadığı, davalı kayıtları dışında delillere de dayanıldığı, bu nedenle konuyla ilgili Yargıtay ve BAM içtihatları kapsamında münhasıran karşı taraf delillerine dayanılmadıkça HMK md 222/5’e göre defterini incelemeye ibraz etmeyen tarafın ibrazdan kaçınmış sayılarak diğer tarafın iddiasını ispatlamış sayılmasının mümkün olmadığı tespit edildiğinden, 21.02.2020 tarihli celsede gerekçesi de belirtilerek HMK 222/5 ihtaratı hakkındaki ara karardan rücu edilmiş, yapılan ihtaratın davalı açısından aleyhe sonuç doğuramayacağı ve davacı tarafın sırf bu nedenle iddiasını ispatlamış sayılamayacağı tespit edilerek bildirilmiştir.
Davalı taraf ticari defterleri üzerinde belirlenen inceleme gününde ise, davalı taraf defter ibraz etmediğinden bilirkişi incelemesi yapılması mümkün olmamıştır.
Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı tarata ise de, takip kambiyo evrakına dayalı ise TTK kambiyo hukuku kuralları çerçevesinde kambiyo evrakı sebepten mücerret olmakla, ispat yükü yer değiştirmekte ve borçlu tarafa geçmektedir. Somut olayda davacı taraf bononun bayilik sözleşmesinin teminat senedi olduğunu, ödeme tarihi boş şekilde keşide edildiği ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulmuş olduğu iddialarını yazılı delille ispatlamak zorundadır. TTK md 680’de de düzenlendiği üzere boş kambiyo evrakı keşide edilmesi mümkündür, bu durumda sorumluluk tamamen keşide eden taraftadır. Sunulan sözleşme delil başlangıcı sayılsa bile, bu iddialar maddi vakıa sayılamayacağından tanık beyanıyla ispatlanması mümkün değildir. Vade tarihinin sonradan başka el ve kalemle doldurulduğu hususunun ATK bilirkişi incelemesiyle tespiti istenmişse de, bu inceleme sonucunun davalı tarafından doldurulduğu iddiasını ispatlamayacağı açık olduğu gibi, TTK kambiyo evrakı hükümlerine göre sonuca da etkili olmadığından, bu şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
İncelenen yazılı sözleşme tarihi ile takip dayanağı (bedel kaydı/ihdas nedeni içermeyen) bononun düzenlenme tarihinin aynı (10.01.2015) olduğu, sözleşmenin (K) maddesinde belirtilen teminat senedi tutarıyla bono bedelinin aynı olduğu (10.000,00 TL) görülmekte ise de, ne bononun üzerinde hangi temel ilişkinin-sözleşmenin teminatı olduğunu belirtir bir kayıt mevcuttur, ne de sözleşmede takip dayanağı bononun tüm bilgilerinin yer aldığı açık bir atıf mevcuttur. Bu nedenle takip dayanağı bononun sözleşme (K) maddesi kapsamında verilmiş teminat senedi olduğu iddiası yazılı delille ispatlanamadığı gibi, vade tarihinin boş olarak keşide edildiği ve davalı tarafça sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası da yazılı delille ispatlanamamıştır. Yargıtay HGK’nun 18.04.2018 tarih 2017/13-619 E. 2018/919 K. sayılı ilamında da sözü edildiği üzere “…Beyaza imza atan kimse karşı tarafın anlaşmaya uygun olarak daha önceden belirlenen esaslara göre senet metninin oluşturulacağı konusunda bir güvene sahiptir ve senet metnindeki borç kapsamından sorumludur. Bu sorumluluk beyaza imza atan kimsenin sözleşme metnindeki ifadelerin kendi iradesinin ürünü olmadığını ispat yükünü üzerine alması suretiyle tezahür eder. Ancak böyle bir iddia ile senedin hüküm ve kuvveti azalacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 201. maddesi çerçevesinde bu iddianın kesin delille ispat gerekir…”. İncelenen takip dayanağı bonoda yasal zorunlu unsurların tümünün mevcut olduğu görülmekle, kambiyo evrakı vasfı taşıdığı sabittir.
Nitekim Yargıtay 19.HD’nin emsal 2017/3438 E 2019/5216 K, 2018/2939 E 2019/4786 K sayılı içtihatları da aynı yöndedir.
Davacı vekilince davalı tarafın sözleşmeye uygun mal teslimi yapmadığı, bu nedenle de borçlu olunmadığı dava dilekçesinde ileri sürülmüşse de, bononun bedelsiz kaldığı iddiasının da delillerle ispatı gereklidir, ancak davacı yanın ticari defteri bulunmadığı, incelemeye de bu nedenle sunulamadığından, bu iddia ve temel ilişki yönünden, soyut borç ikrarını içerir bononun kuvvetini azaltacak herhangi bir delil sunulmamakla, davacı taraf borçlu olmadığını ispat edememiştir.
6102 sayılı TTK’nun 776/1-b maddesi gereğince bono illetten mücerret olup senet metninden ayrıca ve açıkça anlaşılmadıkça, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız olarak takip konusu edilebileceği, yine Türk Medeni Kanununun 6. maddesi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğundan; davacı borçlunun imza inkarı veya ödeme iddiası-delili de bulunmadığı, iddiasını yazılı bir belge ile ispat edemediği ve davalı alacaklı tarafından da takip dayanağı bononun teminat senedi olduğuna yönelik bir kabul beyanının bulunmadığı anlaşılmakla, dava ispatlanamadığından dava dilekçesinde dayanılan yemin delili hatırlatılmasına rağmen yemin deliline dayanmaktan vazgeçilerek yemin teklif edilmediği de dikkate alınmak suretiyle, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi İİK 72/3 maddesine göre icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi şeklinde teminat karşılığı kabul edilmişse de, teminat yasal sürede yatırılmadığı ve karar infaz edilmediğinden, davalı lehine tazminata hükmolunmamıştır.
HÜKÜM:Ayrıntısı ve Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 3.400,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde davacıya iadesine,
5-Alınması gerekli 54,40-TL karar harcının peşin alınan 182,70-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 128,30-TL ‘nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin ve davacı asilin yüzüne karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle karar verildi.03/07/2020

Katip …

Hakim …