Emsal Mahkeme Kararı İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/882 E. 2020/520 K. 01.12.2020 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/882 Esas
KARAR NO: 2020/520
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/12/2019
KARAR TARİHİ : 01/12/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı firmaya emisyon ölçüm hizmeti verdiğini ve buna istinaden —- tarihli ve —- bedelli fatura düzenlediğini, bu faturanın ödenmemesi nedeni ile ———- nolu ilamsız icra takibine konulduğunu, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini beyan ederek haksız ve dayanaksız itirazın iptalini, takibin devamına karar verilmesini, borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takibin —— sayılı dosyası ile başlatıldığını, taraflarınca icra takibinde yetkiye ve borca itiraz edildiğini, takip dosyasını yetkili—-İcra Müdürlüklerine gönderilmeyerek davacı tarafça —-Adliyesinde işbu itirazın iptali davasının açıldığını, davacının, icra takibini ya — İcra Müdürlüğüne göndererek —- Mahkemelerinde itirazın iptali davası açması ya da takip dosyasının yetkili yer icra müdürlüğü olduğunu düşünüyorsa —– Mahkemelerinde itirazın iptali davası açması gerektiğini, bu durumda takip dosyası —- sayılı dosyası ile devam ediyor olması sebebi ile yetkili mahkemenin —-Asliye Ticaret mahkemeleri olduğunu; Davacı firma tarafından, müvekkiline yönelik olarak, emisyon ölçüm hizmeti verdiği iddiasıyla, itirazın iptali talep edildiğini, müvekkiline karşı, emisyon ölçüm ve raporlama yükümlülüğü altında olan davacı firmanın bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı tarafından yüklenilen hizmetin yerine getirilmesi ancak hizmete ilişkin raporun teslimi ile mümkün olduğunu, davacı firmanın tek taraflı olarak fatura düzenleyip müvekkile karşı icra takibine giriştiğini, davacı firmanın raporu teslim etmemesine dayanak olarak ———— göstermiş ise de, belirtilen ilgili hükümler sadece asgari ücrete ilişkin olduğunu, ilgili hükümde yalnızca laboratuvarların ilgili bakanlığa karşı bilgi verme ve bildirim yükümlülüğünü sağlamaya ilişkin olduğunu, söz konusu düzenlemede davacı tarafından verilen hizmetin tesliminin ödenme şartına bağlanmadığının görüldüğünü beyan ederek öncelikle yetkisizlik sebebi ile davanın reddine karar verilmesini ve davacının icra takinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı vekili —— tarihli dilekçesinde aynen; “Sayın Mahkemenizde görülmekte olan yukarıda numarası verilen dava dosyasında davamızın türünü HMK 176. Madde ve devamı maddeler uyarınca ıslah etmekteyiz. Davamız her ne kadar itirazın iptali davası olarak ikame edilmiş olsa da davamızı, aynı dava değeri üzerinden devam etmek üzere alacak davası olarak ıslah etmekteyiz.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; ıslah talebimizin kabulü ile davanın alacak davası olarak devamına karar verilmesi saygılarımızla vekaleten arz ve talep olunur.” demiştir.
Deliller
Tarafların —– sorguları dosya arasına alınmıştır.
———- esas sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava itirazın iptali davasıdır.
İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin yapılmış olması dava şartları arasındadır. Geçerli icra takibinin ise borçlunun yetkiye itirazı halinde yetkili icra dairesinde yapılması gerekir. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde bu itiraz incelenip sonuçlandırılmadığı sürece açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı ortadadır. ———–
Somut olayda davacı, aralarındaki ticari ilişki sebebiyle takip başlatmış olup bu husus sözkonusu alacağı hem “aranacak” borç niteliğine sokup hem de ticari ilişki iki tarafa borç yüklediğinden, uyuşmazlığın çözümünde “genel yetki” kuralının işletilmesi gerekecektir. HMK.6.maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme davalının şirket merkezi mahkemesi olup, davalının icra müdürlüğüne yapmış olduğu yetki itirazında belirtmiş olduğu adres —- adresi olduğundan bu doğrultuda takibe yetkili icra müdürlüğü—– İcra Müdürlükleridir. Yine davacının şirket merkezi —-olup huzurdaki davaya konu icra takibi —- İcra Müdürlüklerinde başlatılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; genel yetki kuralları gereği takibin, —– İcra dairelerinde yapılması gerekirken—– İcra Müdürlüklerinde başlatıldığı, bu durumda icra takibinin yetkili yer icra dairesinde yapılmayarak itirazın iptaline dair dava şartının yerine getirilmemiş olduğu kanaatine varılarak 6100 sayılı yasanın 114/2 maddesinde düzenlenen yasal düzenleme de göz önünde bulundurularak aynı yasanın 115. Maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan her ne kadar davacı vekili —– tarihinde sunduğu beyan dilekçesi ile davalarını alacak davası olarak tamamen ıslah ettiklerini beyan etmiş ise de; 6100 sayılı HMK 180.maddesi gereği, davayı ıslah ettiğini bildiren tarafın bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorunda olduğu, aksi halde ıslah hakkının kullanılmış sayılacağı ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam olunacağı emredici hükmü karşısında, 6100 sayılı HMK 180.maddesinde açıklanan usule göre belirtilen sürede ve dahi sonraki aşamalarda yeni bir dava dilekçesi sunulmayarak davanın ıslah edilmediği anlaşılmakla ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam etmek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı HMK 114/2 ve HMK 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 54,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 171,11 TL harcın mahsubuyla arta kalan 116,71 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
3-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca —– bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 4.080,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ——- Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.01/12/2020