Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/953 E. 2019/792 K. 10.10.2019 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2014/953
KARAR NO : 2019/792

DAVA : Maddi Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 17/06/2013
KARAR TARİHİ : 10/10/2019

İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/316 E, 264 K sayılı 15/07/2013 tarihli davanın görev yönünden reddine ilişkin kararının kesinleşmesi üzerine süresi içinde davacı vekilince sunulan gönderme talepli dilekçesiyle tevzien mahkememize gelen dosyanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA /
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sevk ve idaresinde olan … plakalı motosikleti ile davalılardan … Ltd. Şti ait, … Sigorta A.Ş.’nin trafik sigortacısı olduğu, davalı …’un sevk ve idaresindeki … plakalı aracın çarpışması sonucu 18/10/2012 tarihinde trafik kazasının meydana geldiğini, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunun trafik kaza tutanağında açıkça belirtildiğini, davalı … Sigorta A.Ş.’nin birleşik kasko poliçesi ile manevi zararları da teminat altına aldığını, müvekkilinin üniversite mezunu olup, … .Ltd. Şti’nin %99,5 hissedarı ve … Ltd. Şti’nin de ortaklarından olup, yöneticilik yaptığını ve bu kaza nedeniyle davacının anılan şirketlerdeki faaliyetlerine devam edemediğini ve vücudunda bir çok kırıkların meydana gelip, uzun süre tedavi gördüğünü ve malul kaldığını, ayrıca motosikletinin de kullanılmaz hale geldiğini, davalı … Sigorta A.Ş. motosiklet hasarı nedeniyle 17.775,00 TL ödeme yapıldığını, davalı … Sigorta’ya manevi tazminat başvurusu yapılmasına rağmen bu talebin reddedildiğini, bu sigorta şirketi tarafından düzenlenen birleşik kasko poliçesinin 100.000,00 TL bedelli olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,000,00 TL iş gücü kaybı, maluliyet, 5,000,00 TL aracın sigorta tarafından tazmin edilmeyen kısmından doğan zarar olmak üzere toplam 105.000,00 TL maddi tazminatın maluliyete ilişkin olan 100.000,00 TL’sinin davalılar …, … Ltd. Şti. ve … Sigorta A.Ş.’den tahsiline, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi 26/11/2012, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak müteselsilen tahsiline, 5.000,00 TL’lik araç hasarının ise davalılar … Ltd. Şti ve …’dan kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline, 250.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar …, … Ltd. Şti ve … Sigorta A.Ş.’den müteselsilen tahsiline, sigorta şirketi yönünden 01/03/2013 tarihinden, diğer davalılar yönünden de kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.
BEDEL ARTTIRIMI/
Davacı vekili 18/04/2019 tarihli dilekçesiyle iş gücü kaybı-maluliyet ve çalışamamaktan doğan maddi tazminat istemini 500.000,00 TL’ye arttırmış ve bu miktarın davalılar … ile davalı şirketten kaza tarihinden itibaren faiziyle müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, 5.000, TL araç hasarına ilişkin tazminat isteminden vazgeçtiğini beyan etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı … SİGORTA AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin … plakalı aracın zorunlu trafik sigortacısı olduğunu, davacının zararını ispat etmesi gerektiği gibi kusur konusunda da araştırma yapılarak SGK’dan aldığı ödemelerin tenzili ile maluliyet oranına göre zarar hesabı yapılması gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 225.000,00 TL ile sınırlı bulunduğunu belirterek poliçe limitini aşan zarar yönünden davanın reddini savunmuştur.
Davalı … SİGORTA ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan … plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde birleşik kasko sigortası ile teminat altına alındığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçedeki limit ve sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu, ayrıca trafik sigortası limitini aşan kısma ilişkin bulunduğunu, kazadaki kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, kazanın ve zararın meydana gelmesinde tüm kusurun davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … LTD. ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin HMK 119.maddesindeki zorunlu unsurları taşımadığını, bu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ileri sürelin vakıaların ve olayın anlatımının gerçeği yansıtmadığını, yapılacak inceleme neticesinde davacının olayda %100 kusurlu olduğunun belirleneceğini, davacının SGK kapsamında ücretli çalışan olduğunu, kendi ibraz ettiği bodrolara göre de kazadan sonra ücretlerini eksiksiz olarak aldığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş miktarda olduğunu, hasar tazminatı yönünden takas talepleri olduğunu belirterek davanın öncelikle dava şartı eksikliği nedeniyle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesi savunmuştur.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın müvekkiline yöneltilemeyeceğini, zira müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan aracın zorunlu trafik sigorta poliçesiyle davalı … Sigorta A.Ş. tarafından teminat altına alındığını, ayrıca davalı … Sigorta Şirketi tarafından da birleşik kasko poliçesiyle ek teminatların verildiğini, uğranılan bir zarar varsa sigorta şirketleri tarafından karşılanması gerektiğini, davacının tedavi giderlerinin özel sigortası tarafından karşılandığını, dava dilekçesinde hangi zarar nedeniyle ne miktar talepte bulunulduğunun açıklanmadığını, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, trafik kaza tutanağının eksik ve hatalı olduğunu, kazada müvekkillinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının kullandığı motosikletin müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca çarptığını, kusurun tamamen davacıda olduğunu, bu nedenle tazminat isteminde bulanamayacağını, ayrıca manevi tazminatın da fahiş miktarda olduğun belirterek davanın usulden reddine, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLER
Davacı vekili dava dilekçesinde, 100.000,00 TL maluliyet zararı, 5.000,00 TL’de araç hasarından kaynaklanan zarar için toplam 105.000,00 TL maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Davacı vekili yargılama sırasında 14/05/2015 tarihli celse de cismani zarara ilişkin maddi tazminat talebinin 100.000,00 TL olup, bu miktarın tamamının maluliyet zararına ilişkin olup, tedavi giderleriyle ilgili bir taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
Kaza tespit tutanağı, kusura ilişkin 2 ayrı heyet raporu ve ek rapor, maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumu ve Genel Kurulundan alınan raporlar, kazayla ilgili … 39. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama ilişkin … E sayılı dosyanın bir örneği ve bu dosyada verilen 2016/688 K sayılı, 07/12/2016 tarihli karar ve bu kararın İstinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bölge Adliyesi 19.Ceza Dairesince verilen 2017/504 -560 K sayılı kesin karar, SGK kayıtları, davalılar nezdindeki sigorta poliçeleri ve hasar dosyaları, davacının temsilcisi ve ortağı olduğu şirketlerin sicil kayıtları ve vergi kayıtları ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, ayrıca taraf tanıkları da dinlemiş ve aktüer bilirkişiden kök rapor ile 2 ayrı ek rapor alınmış, tüm deliller toplanmıştır.
GEREKÇE /
Dava, trafik kazası sonucunda uğranılan maluliyete ilişkin maddi zararın kazaya karışan karşı taraftaki aracın trafik sigortacısı, maliki (işleten) ve sürücüsü olan davalılardan, manevi zararın ise yine aracın birleşik kasko poliçesini düzenleyen sigortacısı, işleteni ve sürücü olan davalılardan tazmini istemine ilişkindir.
Kazadaki kusur oranlarının tespiti için iki ayrı heyetten rapor ve ek rapor alınmıştır.
… Üniversitesi Karayolları Kürsüsünde uzman bilirkişilerden oluşan 3 kişilik heyeti tarafından keşfen yapılan inceleme sonucu düzenlenen 15/04/2016 tarihli raporda özetle; ” davalı …’un kamyonetin sürücüsü olarak dikkatsiz, tedbirsiz, kurallara aykırı şekilde sola dönüş manevrası nedeniyle %70, kazada malul şekilde yaralanan motosiklet sürücüsü davacının kaza yerine yaklaşırken yeterli derecede yavaşlamaması ve fren tatbikinde geç kalması nedeniyle %30 oranında kusurlu oldukları” açıklanmıştır.
Davalıların bu rapora itirazları nedeniyle aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alma yoluna gidilmiş ve 16/11/2016 tarihli ek raporda ise; 15/04/2016 tarihli kök rapordaki görüşlerin değiştirilmesi için herhangi bir neden olmadığı, bu nedenle kök raporda gerekçeleri ile ortaya konulan kusur oranları konusundaki görüşlerin aynen tekrar edildiği ” belirtilmiştir.
Davalılar tarafından kusur raporuna karşı itirazların yinelenmesi ve olayla ilgili … 39. Asliye Ceza Mahkemesinin … E sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmemesi nedeniyle, ceza dosyasında gelinen aşamaya ilişkin tüm belge ve evraklar celp edilerek yeniden … Üniversitesinde uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten rapor alınma yoluna gidilmiş ve 25/04/2017 tarihli bu raporda da özetle, “kazanın oluşumunda kamyon sürücüsü davalı …’un %70 oranında asli, motosiklet sürücüsü davacının ise %30 oranında tali kusurlu olduğu” ifade edilmiştir.
Davalılar tarafından 2. heyet raporuna da itiraz edilmiştir. Ancak dava konusu kazayla ilgili davalı …’un sanık olarak yargılandığı … 39. Asliye Ceza Mahkemesinin .. E sayılı dosyasında, kusur oranlarının tespiti yönünden Adli Tıp Kurumundan alınan 27/04/2016 tarihli raporda, davalı …’un asli kusurlu, davacı …’in ise tali kusurlu olduğunun ifade edildiği, mahkemece verilen 2016/88 sayılı 07/02/2016 tarihli kararında Adli Tıp Kurumundan alınan 27/04/2016 tarihli rapora itibar edilerek davalı …’un asli kusurlu bulunduğu gerekçesiyle hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliyesi 19.Ceza Dairesinin 2017/504 E-560 K sayılı 20/02/2017 tarihli kararıyla İstinaf başvurusunun esastan reddedildiği, verilen kararın kesin olduğuna işaret edildiği, … 39. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kararın 20/02/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararı ve bu karara dayanak teşkil eden maddi vakıaların oluşu ve kazadaki kusur oranlarının tespiti ile karara dayanak olan kusur raporu da artık kesinleşmiş olduğundan davalıların uzman görüşüne dayalı olarak yeniden kusur incelemesi yapılması konusundaki talepleri 27/09/2017 tarihli kararla reddedilmiştir.
Saptanan durum bu olunca, davaya esas kazanın meydana gelmesinde davacının %30 oranında , kamyon sürücüsü davalının ise %70 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilmiştir. Nitekim ceza mahkemesinde itibar edilen rapor ve mahkememizce iki ayrı heyetten alınan kusur raporlarının birbirini teyit eden nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Kaza nedeniyle davacının malul kalıp kalmadığı ve oranının ne olduğu konusunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan … tarihli raporda, “davacının trafik kazasına bağlı gelişen sol el bileği hareket kısıtlılığı ile pelvisin sağ kalçada hafif hareket kısıtlılığı ile ürolojik komplikasyon yapmış kırıkları, arızaları nedeniyle SGK Tüzüğü hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmediğinden, grup bir kabul edilerek baltazara göre %41,01, E cetveline göre %41,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, iyileşmesinin ulna kırığının kaynama gecikmesine bağlı Psödoartroze komplikasyonu nedeniyle 18 aya kadar uzayabileceği” açıklanmıştır.
Davacının meslek grubu yönünden rapora karşı beyanı ve davalıların maluliyet oranına itirazları nedeniyle bu kez Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınma yoluna gidilmiş ve … tarihli genel kurul raporunda özetle; ” …. grup 34 kabul olunarak baltazar formülüne göre davacının maluliyetinin %38,71, E cetveline göre %39,2 oranında malul olduğu, iyileşme süresinin ise Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporundaki gibi 18 aya kadar uzayabileceği “açıklanmıştır.
Davalılarca genel kuruldan alınan rapora da itiraz edilmiş ise de, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca düzenlenen raporun gerekçeli olup, uzman doktorlarca düzenlenmesi nedeniyle mahkememizce benimsenmiş, davalıların aksi yöndeki itirazlarına itibar edilememiştir.
Kusur oranları ve maluliyete ilişkin rapor alındıktan sonra tazminat hesabına esas tüm kayıtlarda celp edilmiş ve davacının iki ayrı şirketin yöneticisi ve hakim hissedarı olduğu ve 10.000,00 TL maaş aldığına ilişkin ortaklar kurulu kararını ibraz etmesi nedeniyle bu belgeler dikkate alınarak hesap yönünden bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. 10/12/2018 tarihli raporda özetle; “davacının iki ayrı şirketin ortağı ve müdürü olması, kişisel yetenek ve emeği ve aynı işi yapan bir kişinin aylık geliri gibi koşullar gözetilerek yapılan inceleme sonucu belirlenen ücretin davacı tarafından ibraz edilen 01/04/2016 tarihli ortaklar kurulu kararında belirtildiği şekilde 10.000,00 TL olan aylık gelirin kadri maruf bulunduğu, bu gelir esas alınarak ayrıca kusur ve maluliyet oranı ve yapılan tahsilatta dikkate alındığında, davacının nihai ve gerçek maddi zararının 336.316,77 TL olduğu, davacı tarafından SGK’ya bildirilen belgelere göre hesap yapıldığında kusur, maluliyet oranları ve … Sigorta A.Ş.’den alınan ödeme gözetildiğinde davacının gerçek ve nihai zararının bulunmadığı” açıklanmıştır.
Tarafların rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınması yoluna gidilmiş ve 10/03/2019 tarihli birinci ek raporda ise; “kök rapordaki açıklamalar tekrar edilerek, davacının SGK’ya beyan ettiği kazanç durumuna göre, iki ayrı şirketin ortağı ve müdürü olması, kişisel yetenek ve emeğiyle aynı işi yapan bir kişinin alması gereken aylık gelir dikkate alınarak, ayrıca davacının ortağı olduğu şirket tarafından alınan kazadan 5 yıl önceki 07/06/2007 tarihli ortaklar kurulu kararında belirlenen aylık gelirinin yasal asgari ücret artış oranları dikkate alınarak ulaştığı miktar gözetilerek ve bunun dışında yine kazadan önceki 02/07/2012 tarihinden itibaren aldığı aylık gelire göre olacak şekilde alternatifli 4 ayrı hesaplama yapılarak maddi zararın tespiti yoluna gidildiği” açıklanmıştır.
Aynı bilirkişi heyetinden alınan 21/06/2019 tarihli 2. ek raporda da; “6 alternatiften hesaplama yapılmış ve bunların, davacının SGK’ye 4-B kapsamında beyan ettiği kazanç durumu, iki ayrı şirketin ortağı ve müdürü olması sebebiyle aynı konumda aynı işi yapabilecek bir kişinin alması gereken aylık duruma göre, kazadan 5 yıl önceki 07/06/2007 tarihli ortaklar kurulu kararı uyarınca aldığı 2.000,00 TL maaşın yıllara göre yasal asgari ücret artış oranı üzerinden ulaştığı miktar dikkate alınarak, kazadan önceki 02/07/2012 tarihli ortaklar kurulunca alınan ve davacının aylık gelirinin 5.000,00 TL olduğuna ilişkin karara göre, bu aylık 5.000,00 TL’nin yasal asgari artış oranı üzerinden güncelleme yapılarak ulaştığı değerin geliri olarak kabul edilmesi sonucu yapılan hesap ve bu aylık 5.000,00 TL’nin yasal asgari ücret artışı olmaksızın 5.000,00 TL olarak sabit kabul edilerek esas alınması sonucu zarar hesabı, ayrıca yargılama sırasında davacının 2016 tarihli ortaklar kurulu kararı uyarınca aylık gelirini 10.000,00 TL’ye çıkarılmasına ilişkin karara göre aylık gelirin 10.000,00 TL olduğu kabul edilerek yapılan hesaplar olduğu” anlaşılmıştır.
Tarafların bu raporlara karşı beyanları alınmış ve aleyhe olan kısımlara itiraz ettikleri görülmüştür.
Davanın niteliği gereği, maddi tazminat hesabı yapılabilmesi için zarara uğrayanın kaza tarihi itibariyle aylık gelirinin tespiti zorunludur ve belirlenen bu aylık ücret esas alınarak hesaplama yapılmalıdır. Kaza 18/10/2012 tarihinde meydana gelmiştir. Bu tarih itibariyle tazminat hesabında PMF Yaşam Tablosundaki kriterler dikkate alınması gerektiği yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla sabit hale gelmiştir.
Davacı, iki ayrı şirketin sahibi ve aynı zamanda müdürü konumunda belirli bir eğitim düzeyinde bulunmaktadır. Bu nedenle asgari ücretle çalıştığının kabul edilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Dosyadaki veriler ve somut olayın özelliklerine göre gelirinin gerçeğe en yakın şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Davacı vekilince, davacının ortağı olduğu şirket ortaklar kurulunca alınan 07/06/2007 tarihli, 02/07/2012 ve 01/04/2016 tarihli kararları ibraz edilmiş ve davacının gelirinin, bu kararlarda belirtildiği şekilde 07/06/2007 tarihinden 02/07/2012 tarihine kadar 2.000,00 TL, 02/07/2012 tarihinden 01/04/2016 tarihine kadar 5.000,00 TL, 04/04/2016 tarihinden itibaren de 10.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Kazanın 18/10/2012 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında kazadan yaklaşık 3 ay önce 02/07/2012 tarihli karara göre aylık gelirinin yaklaşık 5.000,00 TL olduğu anlaşıldığından, bu doğrultuda 21/06/2019 tarihli 2.ek raporda aylık gelirin 5.000,00 TL olduğu dikkate alınarak yapılan hesaplamaya kısmen itibar edilmiştir. Davacının dava tarihi itibariyle de gelirinin bu olduğu, davanın açılmasından sonra gelirinin 10.000,00 TL olduğu yönündeki karara ve beyana itibar edilmesi mümkün görülmemiştir.
Dosyada mevcut 21/06/2019 tarihli 2. Ek raporda; PMF Yaşam Tablosundaki kriterler, kusur ve maluliyet oranı gözetilerek hesaplanarak yapılmış, ancak trafik sigortacısı olan … Sigorta A.Ş. tarafından ödenen 217.500,00 TL tenzil edilmiştir. … Sigorta A.Ş.’den, bu miktar ödeme alınırken sigorta şirketinin, araç sürücüsü ve işletenin poliçe limit dahilinde ibra edildiği dosyada mevcut bulunan ibraname, makbuz ve feragatname başlıklı 09/12/2013 tarihli belge içeriğinden anlaşılmıştır. Bu durumda poliçe limiti olan 225.000,00 TL’nin tenzil edilmesi gerektiği kabul edilmiş, bilirkişi raporunda aksi yöndeki açıklamaya itibar edilememiştir.
Mahkememizce itibar edilen 21/06/2019 tarihli 2. ek raporun 22. sayfasından itibaren yapılan hesaplamanın aylık 5,000,00 TL gelirin olduğu kabul edilerek, zarar tespitine ilişkin olduğu, kusur ve maluliyet oranlarının tenzili sonucu davacının gerçek ve nihai zararının 360.220,31 TL miktarında bulunduğu, bu bedelden poliçe limiti olan 225.000,00 TL’nin tenzili ile davacının maluliyet nedeniyle isteyebileceği maddi tazminatın 135.220,31 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalılar tarafından, davacının maluliyete ilişkin tazminatı trafik sigortacısı olan … Sigorta A.Ş.’den tahsil edilerek, poliçe limiti dahilinde aracın sürücüsü, işleteni ve sigorta şirketini ibra etmesi nedeniyle artık maddi tazminat bakımından davanın konusunun kalmadığı ileri sürülmüş ise de, ödemeye ilişkin belgede açıkça ibranın poliçe limiti dahilinde olduğu, bu limiti aşan zarar yönünden haktan feragat anlamına gelecek bir ibarenin bulunmadığı, aksine poliçe limiti dahilinde ibra edildiklerinin açıkça yazılı olduğu, dolayısıyla bu belgenin makbuz hükmünde olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla, davalıların bu yöndeki savunmalarına itibar edilememiş ve davacının tespit edilen gerçek nihai zararından poliçe limitini aşan kısım yönünden Karayolları Trafik Kanunu ve BK’daki genel hükümler çerçevesinde aracın işleteni olan davalı … Ltd. Şti ve araç sürücüsü davalı …’un müteselsilen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere 135.220,31 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 18/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … Ltd. Şti ve …’dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesi gerektiği, maddi tazminat yönünden fazla istemin yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Davacı taraf 09/12/2013 tarihinde poliçe limit bedeli olan 225,000,00 TL bedeli davalı … Sigorta’dan tahsil etmiş olduğundan, 26/03/2015 tarihli celsede davalı … Sigorta A.Ş. hakkındaki davayı takip etmeyeceğini beyan etmiştir. Mahkememizce aynı celsede, bu davalı hakkındaki davanın HMK 150.maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. HMK 150.maddesinde belirtilen yasal süre içinde dava yenilenmediğinden davalı … Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf, … Sigorta A.Ş.’den araç hasarına ilişkin olarak da ödeme almışsa da, araç hasarının sigorta şirketince karşılanmayan kısmı yönünden 5.000,00 TL tazminatın davalılar … Ltd. Şti ve …’dan tazminini istemiştir.Ancak yargılama sırasındaki beyanları ve en son bedel artırımına ilişkin 18/04/2019 tarihli dilekçesinde, 5,000,00 TL’lik araç hasarına ilişkin tazminat isteminden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında bu talebin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacının manevi tazminat istemini birleşik kasko sigorta poliçesini düzenleyen davalı … Sigorta A.Ş. ile aracın işleteni ve sürücüsüne yönelttiği anlaşılmaktadır.
Davalı … Sigorta A.Ş. tarafından davalı şirketin işleteni olduğu … plakalı araç için birleşik kasko sigorta poliçesinin düzenlendiği, kazanın poliçe örtüsü altında gerçekleştiği ve poliçede, Artan Mali Sorumluluk Yönünden 100.000,00 TL’lik Kombine Tek Limitin verildiği, ek sözleşme maddeleri içinde de manevi tazminat teminatının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilince kazadan sonra 01/03/2013 tarihinde davalı … Sigorta A.Ş.’ye manevi tazminat yönünden müracaat edilmiş ve adı geçen davalı sigorta şirketi tarafından 08/03/2013 tarihli yazı cevabında, tazminat talebinin mahkeme kararının temin edilerek gönderilmesiyle yeniden değerlendirmeye alınabileceği belirtilmiştir. Buna göre davacının manevi tazminat talebinin davalı sigorta şirketince reddedildiği anlaşılmıştır.
TBK 56.maddesinde manevi tazminat düzenlemiştir. Anılan maddeye göre, bedensel bütünlüğü zedelenmesi durumunda olayın özelliği göz önüne alınarak zarar görene uygun bir miktarın ödenmesine karar verilebilecektir. Yerleşik uygulamalar ve Yargıtay kararları dikkate alındığında manevi tazminatın tazminat yükümlüsünü fakirleştirmemesi, tazminat alacaklısını da zenginleştirmemesi gerektiği ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile olayın özelliğine göre tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda araştırma yapılmış ve tarafların mali ve sosyal durumlarının tespiti için ilgili kurumlara yazılarak yazılarak cevapları dosya içine sağlanmıştır. Tarafların mali ve sosyal durumları, günün ekonomik koşulları, paranın alım gücü, kusur oranları dikkate alınarak 45.000,00 TL manevi tazminatın, davalılar … Ltd. Şti, … ve … Sigorta A.Ş.’den müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Davalı sigorta şirketi poliçedeki manevi tazminat teminatı nedeniyle, davalılar … Ltd. Şti. ve …’un ise Karayolları Trafik Kanunundaki işletenin ve sürücünün sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler ve TBK’daki haksız fiil ve adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin hükümler sebebiyle davacının manevi zararını gidermekle yükümlü oldukları kabul edilmiştir. Takdir edilen manevi tazminata sigorta şirketi yönünden tazminat isteminin reddedilmesiyle temerrüdün oluştuğu 08/03/2013 tarihinden diğer davalılar bakımından da kaza tarihi olan 18/12/2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği sonucuna varılmış ve davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı tarafından davalı … Sigorta A.Ş’ye karşı açılan dava 26.03.2015 tarihinde takipsiz bırakıldığından ve yasal 3 aylık süre içinde yenilenmediğinden bu davalı hakkındaki DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
Davacı tarafından davalı … ve …Ltd. Şti’ye karşı açılan maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE,
135.220,31 TL tazminatın kaza tarihi olan 18.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Fazla istemin REDDİNE,
Davacı tarafından davalılar … Sigorta A.Ş, … ve …Ltd. Şti’ye karşı açılan manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE,
45.000,00 TL manevi tazminatın davalılar … ve …Ltd. Şti yönünden kaza tarihi olan 18.10.2012 tarihinden itibaren, davalı … Sigorta A.Ş yönünden 08.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
Fazla istemin REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.236,90 TL nispi karar harcı ile kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.073,95 TL nispi karar harcı toplamı 12.310,85 TL harcın, 6.062,55 TL peşin harç ile 6.831,00 TL tamamlama harcı toplamı 12.893,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 582,70 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 13.567,62 TL nispi vekalet ücretinin davalılar … ve …Ltd. Şti’den tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4 maddesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.300,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılar … Sigorta A.Ş, … ve …Ltd. Şti’den tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalılar … ve …Ltd. Şti lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince red edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 28.136,78 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar … ve …Ltd. Şti’ye verilmesine,
Davalılar … Sigorta A.Ş, … ve …Ltd. Şti lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2 ve 10/4 maddeleri gereğince red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.300,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar … Sigorta A.Ş, … ve …Ltd. Şti’ye verilmesine,
Davacı tarafından yapılan toplam 6.942,25 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 1.243,35 TL yargılama gideri ile (davalı … Sigorta A.Ş. bu miktarın 1.249,60 TL’den sorumlu olmak üzere) 6.062,55 TL peşin harç, 6.831,00 TL tamamlama harcı, 24,30 TL başvuru harcı, 195,40 TL keşif harcı toplamı 14.356,60 TL’nin (davalı .. Sigorta A.Ş. bu miktarın 7.531,85 TL’sinden sorumlu olmak üzere) davalılar … Sigorta A.Ş, … ve …Ltd. Şti’den tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı … tarafından yapılan toplam 250,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 190,32 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı …’a verilmesine, bakiye kısmın … üzerinde bırakılmasına,
Davalı …Ltd. Şti’den tarafından yapılan toplam 2.850,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 2.169,69 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı …Ltd. Şti’ne verilmesine, bakiye kısmın …Ltd. Şti üzerinde bırakılmasına,
Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili Av. …, davalı … vekili Av. …, davalı … vekilleri Av. … ve Av. …’in yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/10/2019

BAŞKAN
¸e-imzalıdır
ÜYE
¸e-imzalıdır
ÜYE
¸e-imzalıdır
KATİP
¸e-imzalıdır

Harç / Masraf Dökümü
Peşin Harç : 6.062,55 TL
Tamamlama Harcı: 6.831,00 TL
Karar Harcı : 12.310,85 TL
Keşif Harcı : 195,40 TL
Bakiye Harç : 582,70 TL

Davacı Gider Avansı
Yatırılan Avans : 7.412,00 TL

Davalı … Ltd. Şti. Gider Avansı
Yatırılan Avans : 3.150,00 TL

Davalı … Gider Avansı
Yatırılan Avans : 250,00 TL