Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1008 E. 2018/130 K. 15.02.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/1008 Esas
KARAR NO : 2018/130
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 17/11/2017
KARAR TARİHİ : 15/02/2018
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin almasına kaynak sağladığı.. Parselde bulunan 468,58 m² yüz ölçülü apartmanın 12/350 arsa paylı, bodrum kat 3 numaralı bağımsız bölümünün tamamının birinci derecede 442.000,00 TL bedelle davalı şirkete ipotek verildiğini, sonrasında davalı banka tarafından ipoteğe binaen, müvekkil aleyhine İstanbul … İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, yapılan takip neticesinde takip konusu olan borç, davalı tarafa talimatları doğrultusunda ödendiğini, fakat, davalı firmaya yapılan ödemeler incelendiğinde, banka mevzuatı çerçevesinde hareket eden ve güven müessesesi olan davalı firmanın, bu niteliğine aykırı işlemler yaptığı ve talebini aşarak fazla tahsilat yaptığını, davalı firma adına vekili tarafından 25.12.2008 tarihinde düzenlenerek verilen ibraname ile yukarıda anılan icra takibine konu borçların tahsil edildiği belirtilerek, müvekkilinin, ibra edilmesine rağmen firma nezdinde bulunan hesabından 29.12.2008 tarihinde 578,00 TL, 31.12.2008 tarihinde 4.621,13 TL tutarında paranın talimatı ve bilgisidışında çekildiğini, vekalet ücretine binaen, müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında, ibra edilmesinden sonra hesabından çekilen bu tutarın, gerek tahsil yöntemi gerek gerekçesi itibariyle haksız ve mesnetsiz, hukuksuz bir tahsilat olduğunu, İİK 138. maddesi hükmü gereğince icra tarafından avukatlık ücret tarifesine göre alınması gereken tutarı aşan bir bedelin talep edilmemesi gerektiğini, ibradan sonra takip masraflarına dahil bir unsur olan vekalet ücretinin, müvekkilinin bilgisi ve izni dışında kendisine ait hesaptan alınmasının davalının güven müessesesi niteliğine aykırı ve hukuksuz olduğunu, müvekkili aleyhine yapılan takip neticesinde davalıya ödenen tutarların fahiş olduğunu, bunun içinde fahiş ve haksız vekalet ücretinin tahsil edildiğini, bu nedenle de fazlaya dair hakları saklı tutulmak kaydıyla 10.000,00 TL fazla vekalet ücreti ödemesinin söz konusu olduğunu, aynı şekilde müvekkilinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin yarattığı baskı ve endişe nedeniyle davalı kuruma olan borcundan yaklaşık fazlaya dair haklarımız saklı tutulmak kaydıyla 50.000,00 TL fazla tutar talep edildiği ve tahsilatının yapıldığının görüleceğini, bu nedenle, fazlaya dair hakları saklı tutulmak kaydıyla taraflarından fazla tahsil edilen kredi borcuna binaen şimdilik 5.000,00 TL ile yine taraflarından fazla tahsil edilen vekalet ücretine binaen fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsili taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 03/07/2009 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı …’nin müvekkilinden işyeri finansmanı talebinde bulunduğunu, müvekkilinin tabi olduğu yasal mevzuat dahilinde kredi müracaatını onayladığını ve davacı ile müvekkili arasında Kredi Sözleşmesi imzaladığını ve Şişli …Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün 18.10.2005 tarih ve … sayılı işlemi ile müvekkili lehine ipotek tesis edildiğini, anılan kredi sözleşmesi ile kredi geri ödemesine ilişkin taksitlerin tarih ve miktarları sözleşme ile belirlendiğini, ancak borçlu taksitlerini düzenli ödemediği için kanun ve sözleşme tahtında…Noterliğinin 05.01.2007 tarih ve … yevmiye ve….Noterliğinin 06.03.2007 tarih ve … yevmiye sayılı ihtarının keşide edildiğini, anılan ihtarın borçlulara tebliğ edilmesine rağmen borçluların borcu ödemediğini, davacının mezkur borçlarını ödememesi sebebiyle kredi sözleşmesinin muacceliyet şartlarını düzenleyen 14. maddesi ve yine temerrüt hali ve sonuçlarını düzenleyen 16.maddesi gereğince tüm alacağın muacceliyet kazandığını ve aynı madde gereğince alacağın Amerikan Dolarına endekslenerek kat edildiğini, borçlu aleyhine İstanbul … İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, takip miktarının 167.485 USD karşılığı 229.923.41 TL ve icra giderleri olup takip safahatında Şişli …İcra Müdürlüğünün… talimat sayılı dosyası ile kıymet takdiri ve kıymet takdirine itiraz süreçleri ile iki defa da taşınmaz satış süreci yaşandığını, davacının fazla ödeme yaptığı yönündeki iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalılar adına düzenlenen ihtarların usulüne uygun tebliğ edildiğini ve İ.İ.K.150/1 maddesinde öngörülen 8 günlük sürede itiraz olmadığından alacak rakamının İ.İ.K’nun 68.maddesi anlamında kesinleştiğini, anılan icra dosyasından tebliğ edilen icra emrinin davacıya usulüne uygun tebliğ edildiğini ve herhangi bir itiraz olmadığından takibin kesinleştiğini, icra kapak hesabı incelendiğinde fazla para almak bir yana müvekkilinin alacaklarında indirim yapıldığını, davacının 05.04.2007 takip tarihinden sonra yaptığı ödemelerin toplamının 241.250,00 TL olup ödenen bedellerden 08.02.2008 tarihinde 500,00 TL, 19.02.2008 tarihinde 500,00 TL, 24.05.2008 tarihinde 2.000,00 TL, 23.06.2008 tarihinde 2.000,00 TL, 04.08.2008 tarihinde 1.000,00 TL ve 21.11.2008 tarihinde 9.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL, karşı taraf icra vekalet ücretine mahsup edildiğini, icra dosyasında hesaplanan vekalet ücretinin 2008 yılı itibari ile 16.700,00 TL olduğunu, 1.700,00 TL ücretin henüz ödenmediğini, müvekkilinin dosya alacağının kapatıldığı 20.11.2008 tarihi itibari ile 102.850,00 TL olan alacağından indirim yaparak alacağını 88.500,00 TL ile tasfiye edildiğini, müvekkilinin sözleşmesi gereği avukatına tahsilat üzerinden müvekkilinin vekalet ücreti ödediğini, 25.12.2008 tarihli borçluya verilen ibraname tarihi itibari ile bankanın mevcut alacağını tahsil ettiğini, muhasebe kayıtlarında bekleyen masraf ve vergi alacaklarını bloke altına aldığını ve bu işlemden sonra ibraname düzenlendiğini, anılan sözleşmenin 17.maddesinde düzenlenen hapis ve mahsup hakkı gereğince masrafların hesaba mal olduğunda blokedeki paradan alacağını tahsil ettiğini, dolayısıyla müşterinin bilgisi dışında bir tahsilatın söz konusu olmadığını, bu nedenlerle haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddine, davacı yanın kötü niyeti sebebiyle %40’tan aşağı olmamak kaydıyla inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi 15/04/2010 havale tarihli dilekçesi ile; iki seçenekli hesaplamada bulunduğunu, 1.seçenek olarak; Genel Kabul Görmüş, Yerleşik Usul ve Teamüllerine Göre; Geciken taksitler (kar payı, vergi dahil) toplamı ile henüz vadesi gelmemiş olan taksitler kar payı, KKDF ve gider vergisinden (BSMV) arındırılarak salt anapara tutarları nazara alınarak yapılan hesaplamaya göre, kredinin tamamen tasfiye/tahsil edildiği tarihi itibariyle 247.776,72 TL (145.204,36 USD) alacak hesaplandığını, buna mukabil 281.483,30 TL (164.957,40 USD) ödeme yapılmış olduğunu, bu durumda davalıdan 33.706,58 TL (19.753 USD) fazla tahsilat yapılmış olduğunu, davalı bankanın 14.712,41 TL tutarında vekalet ücreti tahsil ettiği ve bu tahsilatın makul ve yerinde olduğunu, ancak davacının talebinin 5.000,00 TL olduğu nazara alındığında, davalı bankanın fazla tahsil ettiği 5.000,00 TL’nin tahsil tarihi olan 20/11/2008 tarihinden itibaren yıllık %27 ve değişen oranlarda işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davacıya iade/istirdat etmesi gerektiğini; 2.seçenek olarak; Davalı Bankanın Hesaplama Yöntemi Doğrultusunda; davalı bankanın yapmış olduğu tahsilat tutarının 281.483,30 TL (164.957,40 USD) olduğunu, buna mukabil icra emrinde istinelin alacağın 285.796,40 TL (167.483 USD) olduğunu bu durumda 4.313,10 TL(2.257,60 USD) eksik tahsilat yapılmış olduğunu, davalı bankanın 14.712,41 TL tutarında vekalet ücreti tahsil ettiğini bu tahsilatın makul ve yerinde olduğunu, bu hesaplama yönteminin benimsenmesi halinde davacının iade/istirdat talebinin yerinde olmadığını belirtmiştir.
Mahkememizin (Kapatılan İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi) 16/11/2011 tarih, 2011/83 Esas ve 2011/63 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 30/05/2013 havale tarihli dilekçesi ile Mahkememizin (Kapatılan İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi) 16/11/2011 tarih, … Esas ve… Karar sayılı kararını temyiz etmiştir.
Yargıtay … Hukuk Dairesinin 07/03/2016 tarih, … Esas ve…Karar sayılı ilamı ile temyiz edilen mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiş, dosya mahkememizin … Esasına kaydedilmiştir.
Davalı vekilinin 09/05/2016 teslim tarihli dilekçesi ile karar düzeltme yoluna gidilmiş, Yargıtay … Hukuk Dairesinin 26/10/2017 tarih, … Esas ve … Karar sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava menfi tespit davasıdır.
6100 Sayılı HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemelerin görevine ilişkin kurallar dava şartıdır. Dava şartları kamu düzenine ilişkin ve resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK’nun115/2.maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkememizce uyulmasına karar verilen … Hukuk Dairesinin 07/03/2016 tarih,… Esas ve … Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; taraflar arasında 11.10.2005 tarihli Tüketici Kredisi Sözleşmesi imzalandığı, tüketici kredisi sözleşmelerinin ise 4077 sayılı Yasanın 10.maddesinde düzenlendiği gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan, Davanın, HMK’nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davanın, HMK’nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK’nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK’nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi’ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK’ nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay Temyiz yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip …
e-imzalı
Hakim …
e-imzalı