Emsal Mahkeme Kararı İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/124 E. 2018/976 K. 25.09.2018 T.

Görüntülediğiniz mahkeme kararı kesinleşmiş bir karardır.

T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/124
KARAR NO: 2018/976

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 08/02/2016
KARAR TARİHİ : 25/09/2018

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/12/2015 günü sürücü … sevk ve idaresindeki … plaka sayılı araçla … Karayolu’nun … mevkinde seyir halinde iken … sevk ve idaresindeki … plakalı araçla maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, oluşan kazada müvekkillerinin oğlu …’ün hayatını kaybettiğini , …ün Kazada … plaka sayılı araçta yolcu olup kusursuz olduğunu, Kazaya ait evrakların … Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma numaralı dosyasında bulunduğunu, söz konusu kazadan ötürü müvekkillerinden Oğlu … vefat ettiğinden destekten yoksun kaldığını, Kazaya karışan … plakalı aracın ZMMSS poliçe şirketi davalı şirket olup, sigorta poliçe numarasının … olduğunu, kazaya bağlı olarak poliçenin güvence altına aldığı risk gerçekleşmiş, davalı sigortaya müracaat neticesinde kısmi tazminat alındığını, fakat yapılan ödem gerçek zararın çok altında olduğundan gerçek değerin alınması, mağduriyetlerinin giderilmesi ve hak ettikleri tazminata kavuşabilmesi için iş bu davayı açma zarureti doğduğunu, Fazlaya dair tüm haklar saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkil için 500-TL toplamda 1.000-TL destekten yoksun kalma tazminatı’nın davalı sigorta şirketine başvuru tarihini müteakip 8. İş günü bitimi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK.121. Maddesi gereğince davaya ilişkin delil örnekleri, tarafından tarafımıza tebliğ edilmemiş olup sadece dava dilekçesindeki davacı ifadeleriyle poliçenin geçerliliği ve teminat kapsamı, rücu imkanı yönünden davaya cevap verme imkanı olmadığı,Kara yolları Trafik Kanunu 11. Mad. Gereğince ibranamenin imzalandığı tarihten itibaren 2 yıllık süre geçmiş olup davacıların ibranamenin geçersiz olduğunu ve müvekkili şirket tarafından yetersiz ödeme yapıldığını iddia etme hakkı bulunmadığını, bu sebeple davanın reddi gerektiği, Davayı kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, Davayı kabul manasında olmamak müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, Davacı tarafından sigortalının kusuru ve kusur ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunu usulen ispat edilmesi gerektiğini, Müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, işbu dava tarihine kadar herhangi bir ihbar bulunmadığını, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, davanın usulden ve esastan reddini talep ettiği görüldü.
GEREKÇE:
Dava; Trafik kazası sonucunda davacıların desteklerinin vefatı nedeniyle talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.
Davacı vekili delil olarak; kaza tespit tutanağı, değer kaybı raporu ve bilirkişi incelemesine dayanmış olup, davacı vekilince gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur.
Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi ile Mahkememizce dosyanın bilirkişi heyetine tevdi ile kusur ve aktüerya hesabının yapılmasının istenilmesine karar verildiği, Bilirkişi E. Trf. Polis Memuru … ve Bilirkişi Aktüer ve Sigorta Hukuku Uzmanı … 25/05/2017 tarihli raporda; dosya içeresinde mevcut Trafik Kazası Tespit Tutanağı , bilirkişi raporları ve diğerleri olmakla birlikte tüm bilgi ve belgelerin ışığında anlaşılan; olay yeri meskun mahal dışı, vakit gündüz, hava kar yağışlı yol iki şeritli , iki yönlü zemin, 7 m genişliğinde , zemin asfalt, yüzey karlı ve buzlu. Otomobilin lastiklerinde olay anında zincir takılı olmadığı kamyonun ise tedbiren yolun sağındaki refüj bölümüne iyice yanaştığına dair tespit mevcut, sürücü ve şoför ehliyetli , alkol durumlarının söz konusu olmadığı trafik kazasında ;Davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan aracın dava dışı sürücüsü …’ın %100 kusurlu olduğu, davacının müteveffanın ölümünden dolayı mahrum kaldıkları destek yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek zarardan indirildiği, davacı anne …’ın talep edebileceği bakiye destekten yoksun kalma tazminatı zararının 5.439,59-TL olduğu, davacı baba …’nin talep edebileceği bakiye Destekten yoksun kalma tazminatı zararının 3.590,96-TL olduğu sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
Davacı vekili 18/07/2018 havale tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde her bir müvekkili için 500-TL toplamda 1000-TL olmak üzere maddi tazminat talebini ıslah ederek dava değerini … için 5.439,59-TL, … için 3.590,96-TL olmak üzere toplamda 9.030,55-TL çıkardığını beyan etmiştir.
Dosya kapsamında bulunan 24/12/2005 tarihli kaza tespit tutanağına Davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan araç sürücüsü …’ın in 2918 sayılı KTK nın 52/1-a md gereğince %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2013/9824 esas ve 2013/9890 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere” 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85 /son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nın; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören 3. şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun 2. türü olan tehlike sorumluluğuna dair bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Kanun koyucu, 2918 Sayılı K.T.K.nun 91. maddesiyle de; işletenin Aynı Kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası ( Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna dair bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna dair bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp, çözümlenmesi gerekmektedir. Karayolları Trafik Kanununda zorunlu trafik sigortasına dair olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde: “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a- ) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b- ) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar sebebiyle ileri sürebilecekleri talepler,
c- ) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara dair talepler,
d- ) Bu Kanunun 105. maddesinin 3. fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e- ) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f- ) Manevi tazminata dair talepler.” hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu noktada üzerinde durulması gereken hususlardan birisi de, 2918 Sayılı K.T.K.’nun 92/b maddesinde yer alan “İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar sebebiyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna” dair hükümdür. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından sadece, tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya dair cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış, böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92. madde kapsamında yer almamakla birlikte, sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. Nitekim, H.G.K.nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 E, 2011/411 K sayılı ilamında, mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında da, Kanunun kapsam dışılığı düzenleyen 92. maddesinde, araç şoförünün desteğinden yoksun kalanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilecekleri kabul edilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K.’nın 53. maddesinde düzenlenmiş olup; “Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır:1. Cenaze giderleri, 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar” şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi sebebiyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Şu hale göre; araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.
Sigortalı araç sürücüsünün yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına dair Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da uyuşmazlık konusu değildir.Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm sebebiyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. ( HGK.nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar sayılı, HGK.nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar sayılı, HGK.nun 16.1.2013 gün ve 2012/17-1491Esas ve 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca)… ” denilmektedir.
Tüm dosya kapsamı ve dosya kapsamı ile uyumlu bulunarak hükme esas alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde : Davacılar murisinin yolcu olarak bulunduğu 24/12/2015 günü sürücü … sevk ve idaresindeki … plaka sayılı araçla … Karayolu’nun … mevkinde seyir halinde iken … sevk ve idaresindeki … plakalı araçla maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, oluşan kazada davacıların oğlu olan …’ün hayatını kaybettiği, Davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan aracın dava dışı sürücüsü …’ın %100 kusurlu olduğu, ibraz edilen bilirkişi raporu ile davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek zarardan indirildiği, davacı anne …’ın talep edebileceği bakiye destekten yoksun kalma tazminatı zararının 5.439,59-TL davacı baba …’nin talep edebileceği bakiye Destekten yoksun kalma tazminatı zararının 3.590,96-TL olduğu anlaşılmakla ve davacı … için ödeme tarihinin temerrüt tarihi davacı … için ise sigortaya başvuru tarihine 8 iş günü ilavesi ile 17.01.2006 tarihinin temerrüt tarihi olduğu kabuledilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile davacı … için 5.439,59-TL destek tazminatının 23/03/2006 (ödeme tarihi) temerrüt tarihinden itibaren, Davacı … için 3.590,96-TL destek tazminatının 17/01/2006 temerrüt tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 616,88-TL nispi karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 61,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 555,68-TL harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.180,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 900,40-TL ilk gider, 1,300-TL bilirkişi, 114,20-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 1.504,60-TL. Yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf nezdinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar verildi.25/09/2018

Katip …
e-imzalıdır

Hakim …
e-imzalıdır