Görüntülediğiniz mahkeme kararı henüz kesinleşmemiştir. Yararlı olması amacıyla eklenmiştir.
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/904 Esas
KARAR NO : 2019/197
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 16/09/2015
KARAR TARİHİ : 08/03/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkili şirketin …bank … Şubesi’ne ait 16,04.2015 tarihli, … nolu ve 50.000,00 TL. bedelli çeki hatır çeki olarak davalılardan … Ltd. Şti.’ye verdiğini, çek günü geldiği halde yani 10.05.2015 tarihinde bankaya ibraz edilmediğini, müvekkilinin hatır çekinin iade edilmesini, bankaya iade edeceğini söylemesine rağmen sürekli oyalandığını, iade edilmeyen hatır çekinin keşide tarihi olan 16.04.2015 tarihi üzerinde tahrifat yapılarak 16.09.2015 tarihi haline getirildiğini, sahte imza ile paraflanmış ve tahsil için bankaya ibraz edildiğini, çekin keşide tarihi tahrif edilmiş son hali ekte sunulduğunu, tahrif edilen keşide tarihinin yanına atılan imza da müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, sahte imza atıldığını, müvekkili şirketin, davalıların hiçbiri ile ticari ilişkisi olmadığını, sadece hatıra binaen davalılardan … Ltd. Şti,’ne dava konusu çeki verdiğini, bu hatır çeki de gününde bankaya ibraz edilmediğini, keşide tarihinde tahrifat yapılarak sahte imza atılması sonucu dava konusu çek hükümsüz hale geldiğini, keşide tarihinde tahrifat yapılan ve sahte imza ile paraflanan dava konusu …bank … Şubesine ait 16.04.2015 tarihli, … nolu ve 50,000,00 TL bedelli hatır çekinden dolayı müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini, davalılar kötüniyetli olduğundan asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … TİC. LTD. ŞTİ. Vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; müvekkilinin söz konusu çeki alacağına karşılık ciro yolu ile almış olup iyiniyetli hamil olduğunu, müvekkilinin keşideciyi ve lehtarı tanımamakta olup tanımasının da gerekmediğini, keşideci ve lehtar arasındaki hukuki ilişkinin müvekkilini bağlamadığını, çekte görüldüğü üzere ciro silsilesinde müvekkilinden önce birçok ciranta bulunduğunu, müvekkilinin de çeki alacağına karşılık … den aldığını, davacı tarafın çekin hatır çeki olarak verildiğine ilişkin iddialarının da gerçekleri yansıtmadığını, Yargıtay kararları gereğince davacı tarafın bu iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini, ancak davacı taraf dosyaya bu yönde de bir belge sunmadığını, iyi niyetli hamil olan müvekkiline karşı iddiaların hukuken kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafın, hatır olarak vermiş olduğu çek nedeniyle sahtecilik-tahrifata ilişkin işbu davayı açmış olmakla kötüniyetli olduğunun anlaşıldığını, takip konusu çekin, TTK ‘nın 780 maddesinde yazılı geçerlilik koşullarını taşıdığını, müvekkilinin TTK 686 maddesine göre; senedi elinde bulunduran kimse olarak yalnız kendi hakkını saptamak bakımından ciro silsilesini incelemekle yükümlü olup, bunun dışında bir araştırma yükümlülüğünün de bulunmadığını, kaldı ki dava konusu çekte vade tarihi paraf edilmiş olduğundan ve parafın sahte olduğunu gösterir hiçbir emare olmadığından müvekkilinin ticari alacağına karşılık çeki almasında bir engel bulunmadığını, müvekkilinin, vadesinde çeki bankaya ibraz ettiğini, paraf tutmadığından bankaca işlem yapılmadığından tahsilat yapamadığını, müvekkilinde aslı bulunan çek incelendiğinde parafın keşideci imzasına benzediği sabit olduğunu, davacının bilerek bankaya itirazda bulunduğu, maksadın zaman kazanmak ve/veya borcu ödememek olduğunun anlaşıldığını, aradan geçen zamana rağmen alacağını tahsil etmeyen, ödeneceği vaatlerine rağmen bir türlü ödenmeyen çek için müvekkilinin iyi niyetinin kötüye kullanıldığını anlamış olduğundan müvekkilinin çekteki tüm borçlular hakkında yasal işlem başlatılacağını, davacı tarafın iddia ettiği gibi çekin keşide tarihinin keşidecinin rızası dışında değiştirilmiş olsa bile müvekkili iyiniyetli hamil olduğundan davacı tarafın %20 tazminat talebinin ve yargılama gideri ve vekâlet ücreti taleplerinin müvekkili açısından reddi gerektiğini, davacı taraf aleyhine %20′ den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar …., …, …TİC. LTD. ŞTİ., …’ye dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, bu davalılarca davaya cevap verilmemiştir, yokluklarında yargılamaya devam edilerek yokluklarında karar verilmiştir.
TÜM DOSYA KAPSAMINDAN:Dava Kıymetli Evraktan Kaynaklı Menfi Tespit davasıdır.
… CBS.nin … Soruşturma sayılı dosyasının akıbeti sorulduğunda; Soruşturmanın devam ettiği, dosyanın derdest olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizin 24/10/2017 tarihli duruşmasının ara kararı gereğince dosya mali müşavir ve konusunda uzman bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 25/01/2018 teslim tarihli raporda özetle;a) Dava konusu çekin hatır (teminat) amacıyla düzenlendiğine ilişkin iddianın yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davacının bu yönde herhangi bir yazılı delil sunmadığı, b) Davalıların, dava konusu çeki, müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla iktisap etmiş oldukları, c) Kambiyo senetlerinde, taraflar arasındaki ilişkilerden doğan defilerin kişisel defiler olduğu, d) Temel ilişkiden kaynaklanan kişisel defilerin hamile karşı ileri sürülebilmesinin tek istisnasının, hamilin senedi iktisap ederken “bile bile borçlunun zararına hareket etmiş” yani kötüniyetli olarak hareket etmiş olması hali olduğu, e) Davacının dava konusu çekin hatır amacıyla verildiğine ve yine davalıların çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduklarına ilişkin herhangi bir delil sunmamış olması nedeniyle davacının iddiasının kabulüne olanak bulunmadığı yönünde görüş ve kanaatte bulunmuşlardır.
Mahkememizin 04/05/2018 tarihli duruşmasının ara kararı gereğince mahkeme kasasında bulunan davaya konu çekteki paraf imzasının ve düzeltmelerin davacı şirket yetkilisi …’in eli ürünü olup olmadığı ve imzanın …’e ait olup olmadığı hususunda dosyada bulunan mukayesi imzalarla ve yazılarla karşılaştıralarak rapor hazırlanması için grafolg bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 06/12/2018 teslim tarihli raporda özetle;İnceleme konusu çekteki keşideci imzalarının scan görünümü, İnceleme konusu çekin keşide tarihinde yapılan düzeltme ve onay imzasının scan görünümü, Keşide tarihi kısmında yapılan değişikliğin ve altına atılan onay imzasının S523 document dedector cihazı kullanılarak değişik dalga boylarında elde edilen görüntü örnekleri, KARŞILAŞTIRMA BELGELERİNDEKİ …’E AİT İMZA ÖRNEKLERİ, SONUÇ: Yazı ve imza incelemelerinde geçerli tüm grafolojik tanı yöntemleri dikkate alınarak; lup, stereomikroskop, S523 document dedector ve bilgisayar/scan kullanılarak yapılan incelemelerde;1- İnceleme konusu çekteki …’e atfen atılmış keşideci imzasının …’in eli ürünü OLDUĞU, tarih kısmına atılan onay imzasının (paraf) da, yukarıda ayrıntılı olarak gösterilen nedenlerden dolayı …’in eli ürünü OLDUĞUNUN KABULÜ GEREKTİĞİ, 2- İnceleme konusu çekte keşide tarihinin önce “16/4/2015” iken, ay hanesindeki “4” rakamının üzerinden gidilerek keşide tarihinin “16/9/2015” olarak değiştirilmiş olduğu, ancak altına atılan onay imzası (paraf), …’in eli ürünü olduğundan keşide tarihinde yapılan değişikliğin TASHİHAT NİTELİĞİNDE OLDUĞU yönünde görüş ve kanaatte bulunmuştur.
Mahkememizin 08/03/2019 tarihli duruşmasının ara kararı gereğince;Grafolog bilirkişinin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalında görevli öğretim üyesi olup bilirkişi rapor muhteviyatı itibariyle bilirkişi raporu mahkememizce yeterli görüldüğünden davacı vekilinin imza incelemesi hususunda İstanbul ATK dan rapor alınması talebinin reddine karar verilmiştir.
Yargılama sırasında grafolog bilirkişiden alınan bilirkişi raporu ve mali müşavir ve uzman bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporu mahkememizcede yeterli görülüp itibar edilmiştir.
Dava konusu …bank A.Ş. … Şubesi’ne ait … çek nolu, keşide yeri …, keşide tarihi 16.09.2015 (okunur), miktarı 50.000,00 TL olan; …Tic. Ltd. Şti. emrine düzenlenmiş, … Ltd. Şti.’ye atfen atılmış keşideci imzasını ve arka yüzünde altı adet ciranta imzasını içeren çek aslı üzerinde inceleme yapılarak çekteki paraf imzasının ve düzeltmelerin davacı şirket yetkilisi …’in eli ürünü olup olmadığı ve imzanın …’e ait olup olmadığı hususunda dosyada bulunan mukayesi imzalarla ve yazılarla karşılaştıralarak rapor hazırlanması için grafolg bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen rapora göre, İnceleme konusu çekte keşide tarihinin önce “16/4/2015” iken, ay hanesindeki “4” rakamının üzerinden gidilerek keşide tarihinin “16/9/2015” olarak değiştirilmiş olduğu, ancak altına atılan onay imzası (paraf), davacı şirket yetkilisi …’in eli ürünü olduğundan keşide tarihinde yapılan değişikliğin TASHİHAT NİTELİĞİNDE OLDUĞU’nun anlaşıldığı, … 19 İcra Hukuk Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyasında grafoloğ bilirkişiden alınan raporda dava konusu çekteki paraf imzasının keşideci şirket yetkilisi …’in eli ürünü olmadığı yönünde rapor düzenlenmiş ise de … 19 İcra Hukuk Mahkemesi’nin .. Esas sayılı dosyasındaki çek ile derdest dosyamızın dava konusu çekin aynı çek olmadığı, farklı çek olduğu ve davalılarıda aynı olmadığından bu dosyadan alınan rapor mahkememizce değerlendirilmemiştir.
Davacının dava konusu çeki düzenleyerek davalılardan … Şirketi’ne verdiği, bu şirketin anılan çeki, davalılardan …’e (…) ciro ettiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında ihtilaf konusu olan davacı ile davalılardan … Şirketi arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan defilerin diğer davalılara karşı ileri sürülebilip sürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu çekin, kambiyo niteliği gereği, temel ilişkiden soyut bir borç ikrarı oluşturması nedeniyle bu çek üzerine “teminat içindir”, “teminat olarak verilmiştir” gibi ibareler yazılmış olsa dahi bu husus tek başına çekin teminat için verildiğini kanıtlamaya yeterli değildir. Hangi temel ilişkiye istinaden teminat olarak verilmiş olduğunun yazılı bir delille ispatlanmış olması gerekir.
Gerçekten de Yargıtay, bu konuyla ilgili olarak, vermiş olduğu bir kararında şu ifadelere yer vererek aynı yönde görüş belirtmiştir: “Dava konusu senette teminat kaydı varsa da neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden senedin mücerretlik vasfını ortadan kaldırmaz. Kambiyo senedi geçerli olup, senede karşı iddiaların HUMK’nun 290. maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerekir” (YHGK.’nın E. 2010/19-67, K. 2010/99 sayı ve 24.2.2010 tarihli kararı. Ayrıca bkz.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14/03/2001 gün ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20/06/2001 gün ve 2001/12-496 E., 2001/534 K. sayılı kararları; Y. 19. HD.’nin E. 2007/9954, K. 2008/3402 sayı ve 03.04.2008 tarihli kararı; Y. 12. HD.’nin E. 2004/21684, K. 2004/26551 sayı ve 23.12.2004 tarihli kararı).
Davacının dava konusu çeki düzenleyerek davalılardan … Şirketi’ne vermesi, çekin devrini engellemeye yönelik olarak herhangi bir ciro yasağı öngörülmemesi, yine taraflar arasında herhangi bir yazılı teminat sözleşmesi bulunmaması, … Şirketi’nin anılan çeki, davalılardan …’e (…) ciro etmesi hususları dikkate alındığında; dava konusu çekin davalılardan … Şirketi’ne çek üzerinde tasarrufta bulunması amacıyla verildiği sonucuna varılmaktadır.
Dava konusu çek incelendiğinde, diğer davalıların bu çeki müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla iktisap etmiş oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı Bonlioğlu Şirketi, yetkili hamildir. Gerçekten de hak sahipliğinin tespitine ilişkin TTK. m. 790 hükmüne göre: “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır”. Dava konusu çek incelendiğinde, ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı görülmektedir. Bu durumda davalı Bonlioğlu Şirketi’nin anılan hüküm uyarınca meşru hamil sayılması gerektiği açıktır.
Dava konusu alacak, bir kambiyo senedine dayanmaktadır. Kambiyo senetlerinde, taraflar arasındaki ilişkilerden doğan defiler şahsi defilerdir (TTK. m. 687, 825). Bu defiler taraflar arasında ileri sürülebilir. Temel ilişkinin geçersizliği, muvazaa, irade bozukluğu, gabin, ayıp, sözleşmenin ifa edilmediği ve zamanaşımı gibi defiler temel ilişkiden doğan defilerdir (Reha Poroy/Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 1999, s. 43; Mehmet Bahtiyar, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2003, s. 27).
Sonuç itibariyle; dava konusu çekin keşide tarihinin önce “16/4/2015” iken, ay hanesindeki “4” rakamının üzerinden gidilerek keşide tarihinin “16/9/2015” olarak değiştirilmiş olduğu, ancak altına atılan onay imzası (paraf), keşideci olan davacı şirket yetkilisi …’in eli ürünü olduğundan keşide tarihinde yapılan değişikliğin tashihat niteliğinde olduğu’nun anlaşıldığı, dava konusu çekin hatır (teminat) amacıyla düzenlendiğine ilişkin iddianın yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davacının bu yönde herhangi bir yazılı delil sunmadığı, davalıların, dava konusu çeki, müteselsil ve birbirine bağlı cirolarla iktisap etmiş oldukları, kambiyo senetlerinde, taraflar arasındaki ilişkilerden doğan defilerin kişisel defiler olduğu, temel ilişkiden kaynaklanan kişisel defilerin hamile karşı ileri sürülebilmesinin tek istisnasının, hamilin senedi iktisap ederken “bile bile borçlunun zararına hareket etmiş” yani kötüniyetli olarak hareket etmiş olması hali olduğu, davacının dava konusu çekin hatır amacıyla verildiğine ve yine davalıların çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduklarına ilişkin herhangi bir delil sunmamış olması nedeniyle davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla;davanın reddine, davacının kötüniyeti ve ağır kusuru tespit edilmediğinden ve şartları oluşmadığından davalı Benlioğlu şirket vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın Reddine,
2-Davacının kötüniyeti ve ağır kusuru tespit edilmediğinden ve şartları oluşmadığından davalı Benlioğlu şirket vekilinin tazminat talebinin reddine,
3-Karar tarihine göre alınması gereken 44,40 TL. harcın peşin alınan 853,88 TL. harçtan mahsubu ile bakiye 809,48 TL’nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davalı …TİC. LTD. ŞTİ. duruşmalarda kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 5.850,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7-Karar kesinleştiğinde Mahkeme kasasındaki belge asıllarının iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin, davalı Benlioğlu şirket vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 08/03/2019
Katip …
Hakim …